Seni ve sana ait olan şeyleri istemiyorum
İçimde kalan tek gerçek şey; seni ne kadar sevdiğim, seni ne kadar özlediğim
Sahiden hangisi gerçek duyguların ifadesi? Bir zamanlar yüreğimi delip geçen ruhumun ta en dip köşelerine sızan orada, loş, yarı gölge belirsizliklerde benliğimi bulurken bana ışık olan bu sözler, bu cümleler, bu derin anlamlar şimdi uzay boşluğunda dağılan bir taş parçası gibi sessiz ve kaotik... hiçbir ses yok içimde. Bunun anlamı kopkoyu bir boşluk.
Varlığın ile de yokluğun ile de bana acı vermeyi seviyorsun sen.
İşte tüm olan bitenin özeti değerinde bir cümle. Bir kadın. Karmaşık, karmakarışık. Varlığı ile de yokluğu ile de acı veriyor. Tüm damarlarımda geziniyor bu cümle. İçimde kana susamış hakkını arayan bir kadınlığı uyandırıyor. Demek ki bende bir yansıması olmayan tutarsız sevgi cümleleriymiş. Öfke ise öfke capcanlı, gerçek.
Yorulduğumda, dağıldığımda, sustuğumda… İçimde hep aynı his vardı; keşke şimdi yanımda olsa. Çünkü senin yanında kendimi daha sakin, daha güvende hissediyordum.
Özlem ise çocukluğundaki yarım kalan tarafına. Şefkat, merhamet, kabul görme. Ben değilim. Ben bir araçtım sadece. Sana neyin lazım olduğunu gösteren bir işaret feneriydim. Beni değil, işaret fenerini arıyorsun. Denizin ortasında kaybolduğun için sönen fenere suç buluyorsun. Oysaki kendi sezgilerin kendi hislerin var. O fenerin zayıf ışığı uzakları aydınlatmaya çalışırken git gide tükeniyor. Kendine dönmek isteyince ya da ben ışığımı idareli kullanmalıyım deyince ama ya ben ne olacağım diyorsun? Sonra da bunun adı aşk, sevgi, özlem, tutku oluyor...
Dedim ya hangi sözler gerçek. Aslına bakılırsa hiçbiri eskisi gibi pür aşk değil. Karmakarışık bir dünya, boğuyor.
Sözlerime karşılık beklemediğim, bana hitap edilen cümleleri okumak istemediğim, aşka olan inancımı