Ekspresyonist

Ekspresyonist
@yitikmisra
tefekkür
Seni sevmek bir tufanın içerisinden sürüklenerek geçmek gibi. Ne beni savuran rüzgarlara ne her kulaçta beni sağa sola dağıtan dalgalara karşı koyacak gücüm kalmadı. Sana döktüğüm, kalbimi açtığım tonlarca cümlenin yüzüme vurulduğu an biz diye bir şey olmadığını anladım. Senin bana tahammülün kalmamıştı benim de seni göğsümde ısıtacak mecalim. Birbirimizi kandırmayalım. En çok acıtan ne biliyor musun? Gerçekten aşk sanmıştım. Meğerse bunca yıldır üzerimden atmaya çalıştığım yüklerin bir başkasını sırtlamışım omzuma. Yanıldım.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yeşil zeytin
Küçük insan anların içinde kurduğu büyük dünyalarda dolaşıp kayboluyor. Sabah kahvaltı masasında yerini alan yeşil zeytin.. Ben yeşil zeytini hiç sevmem. Daha doğrusu sevmezdim. Ekşi gelir tadı, yüzümü buruştururum. Tadı içimi gıdıklar. Ağzımı kamaştırır. Fakat tüm bunlara rağmen yeşil zeytini gözlerim uzaklarda yavaş yavaş çiğnerken bazen ağzımda varlığını unutup durmuş pencereden dışarıya kıpırdayan ağaç dallarına bomboş gözlerle dalmış yiyorum. O anlarda masanın bir köşesindeki benden bir ben çıkıyor. Tepemden bana bakıyor. Masa küçülüyor. Ben, bana tavandan bakıyorum. Sonra evden çıkıyorum masadaki ben daha da küçülmüşüm. Ben yükseldikçe masadaki ayrıntılar silikleşiyor. Artık masada ne vardı bilmiyorum. Nesneler yok oluyor. Gökyüzündeyim. Ağzımda hala yeşil zeytinin buruk tadı var.
Edebiyat
Notlar
Seni ve sana ait olan şeyleri istemiyorum İçimde kalan tek gerçek şey; seni ne kadar sevdiğim, seni ne kadar özlediğim Sahiden hangisi gerçek duyguların ifadesi? Bir zamanlar yüreğimi delip geçen ruhumun ta en dip köşelerine sızan orada, loş, yarı gölge belirsizliklerde benliğimi bulurken bana ışık olan bu sözler, bu cümleler, bu derin anlamlar şimdi uzay boşluğunda dağılan bir taş parçası gibi sessiz ve kaotik... hiçbir ses yok içimde. Bunun anlamı kopkoyu bir boşluk. Varlığın ile de yokluğun ile de bana acı vermeyi seviyorsun sen. İşte tüm olan bitenin özeti değerinde bir cümle. Bir kadın. Karmaşık, karmakarışık. Varlığı ile de yokluğu ile de acı veriyor. Tüm damarlarımda geziniyor bu cümle. İçimde kana susamış hakkını arayan bir kadınlığı uyandırıyor. Demek ki bende bir yansıması olmayan tutarsız sevgi cümleleriymiş. Öfke ise öfke capcanlı, gerçek. Yorulduğumda, dağıldığımda, sustuğumda… İçimde hep aynı his vardı; keşke şimdi yanımda olsa. Çünkü senin yanında kendimi daha sakin, daha güvende hissediyordum. Özlem ise çocukluğundaki yarım kalan tarafına. Şefkat, merhamet, kabul görme. Ben değilim. Ben bir araçtım sadece. Sana neyin lazım olduğunu gösteren bir işaret feneriydim. Beni değil, işaret fenerini arıyorsun. Denizin ortasında kaybolduğun için sönen fenere suç buluyorsun. Oysaki kendi sezgilerin kendi hislerin var. O fenerin zayıf ışığı uzakları aydınlatmaya çalışırken git gide tükeniyor. Kendine dönmek isteyince ya da ben ışığımı idareli kullanmalıyım deyince ama ya ben ne olacağım diyorsun? Sonra da bunun adı aşk, sevgi, özlem, tutku oluyor... Dedim ya hangi sözler gerçek. Aslına bakılırsa hiçbiri eskisi gibi pür aşk değil. Karmakarışık bir dünya, boğuyor. Sözlerime karşılık beklemediğim, bana hitap edilen cümleleri okumak istemediğim, aşka olan inancımı
Duygu ve Düşünce
Bu Şiirimin Adı Yas Olsun
Karanlıklar ört Ört ört ört bizi Ört ki tekrar Hatırıma gelmesin Küçücük bir noktayım Savruluyorum savrul savrul savrul Küçücük bir nokta Dön dön dön dön dön Ben kimim Ört karanlıklar yası Yas bana bürün Küçücük bir noktayım karanlıkta Karanlık bir noktayım küçüklükte Ört bizi karanlık hatırlamayalım Yollara yağmur yağıyor Benim gönlüme kırgınlık Bir kuş sesi geçiyor uzaktan Ben hala örtülü. open.spotify.com/track/5NPg92vbj...
Şiir
İnsan bazen kötü biri olduğu için değil, taşıyamadığı için uzaklaşır. Her şeyi açıklamaya çalıştığım yerden çıktım, şimdi sadece kendime dönüyorum. Kurulan bu cümleler anlamını aniden kaybediyor. Çünkü senden sözlerime karşılık beklemiyorum. İlk defa kalbimde bütün hislerden azade bana yazılan cümleleri okuyorum. Gördüğüm ise öfke ve suçlamadan başka bir şey değil. Öyleyse yıllardır dönüp durduğum bu karanlıkta kurulan tonlarca cümle gerçekten neye yarar? İncindindiğim, yıllardır herkesten sakladığım en derin yaralarımı açtıklarım beni en zayıf tarafımdan yakalayıp vuruyorsa neye yarar? Evet güleceğim, sırtımı dönüp gideceğim, söylediklerine sessiz kalacağım ve hiçbir açıklama yapmayacağım. Sen çirkin imalarının, en sevdiğinin en savunmasız tarafından vurmalarının, suçlamalarının bedelini ömür boyu ödeyeceksin. Sevgim, aşkım, sadakatim, kalbim hiç kimsenin karanlık zihninin mahkemesinde yargılanmayacak kadar yücedir. Bu yüzden artık susuyorum. Kendimi anlatmak için değil, kendimi korumak için.