İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.
Benim zekama ve yeteneklerime, hislerimden daha fazla değer veriyor oysa benim için asıl önemli olan hislerim. Gücümün, mutluluğumun ve kederimin tek kaynağı onlar. Sahip olduğum diğer tüm bilgileri başkaları da edinebilir ancak hislerim yalnızca bana aittir.
Kimse bize içimizde olmayan bir sevgiyi, neşeyi, coşkuyu ya da sevinci veremiyor. Ben de içten içe ne kadar canlı duygulara sahip olsam da buna sahip olmayan birini mutlu edemem.
Insanoğlu böyle geçicidir. Kendi varlığına en çok inandığı, sevdiklerinin anılarında ve kalplerinde derin izler bıraktığını sandığı yerlerde bile, hızla silinip gider.
Insanoğlu dış görünüş ve protokolden başka bir şey düşünmeyen, yıllarca zihinsel ve fiziksel kuvvetini kendini geliştirmek için harcayıp, masada daha yüksek bir mevkiye oturabilmek için çırpınan bir varlık. Böyle lüzumsuz şeylerle uğraşmalarının nedeni, başka bir işleri olmaması değil. Tam tersine, bunlarla uğraşmaları, önemli işleri görmezden gelmelerine neden oluyor.