"Beni yakan ateş herkesi yaksın" mantığıyla dünyayı ateşe veren birileri varsa, onlara ateşin de gül bahçesine dönüşebileceğini, üzerinde yaşadığımız toprakların bu geleneğin mirasçısı olduğunu hatırlatmak gerekir:
Bireysel terör eylemlerinde bulunanların kişilik özelliklerine ilişkin araştırmalar, her zaman olmasa bile sıklıkla, bir travma (örselenme) öyküsü, çocukluk döneminde terkedilmişlik ve aşağılanma hisleri üzerinde durmuşlardır. Kurbanlık saldırganlığa dönüştüğünde kişi güçsüzlüğünün, dilsizliğinin intikamını almaya başlamış demektir. Ancak böylece kendisini gerçekleştirir ve çocukluk döneminde yaşadığı mahrumiyetin intikamını alır. İdeoloji burada yalnızca bir araçtır; öfke ve intikam hissiyle yüzleşmek zor olduğu için, ideoloji onları sarıp sarmalar ve akla uygun hale getirir.
Zahmete, oluş çabasına, çileye yaslanmayan bir arayış, sonuç itibarıyla, iyileştirmeye çalıştığı boşluğu büyütmekten öte bir anlam taşımıyor. Yunus'un Tapduk'un dergahına kaç yıl odun taşıdığını 'light maneviyat ehli' unutmuş olmalı.