“Herkesin bir kez kendi cehennemine inmesi gerekir” demişti Cesare Pavese. Kimimiz, hiç oradan çıkmıyor. Kimimiz, aldanışın vaatlerine kanarak orayı cenneti sanıyor.
"Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!
Aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış."
İnsan aldanmayı istiyor. Ölümün ve acının kol gezdiği bir dünyada başka türlü nasıl direnebilir?
İnsan başı sıkıştığında çocukluğuna iltica edemiyor ve o güneş altında ısınamıyorsa, bundan özge bir gurbet olabilir mi? Çocukluğumuzda içimize çektiğimiz emniyet hissi, hayatımızın ileriki evrelerinde kuvvetli bir aidiyet ve itmi’nan duygusuna tercüme oluyor. Daha çocukken anne-babalarının gurbetinde yaşayan insanlar, bu hissi bütün bir ömür içlerinde taşıyor ve sürekli varacakları esenlik kıyısını özlüyor.