YILDIZ KARACA

10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2024 68. kitabı
Uzun zamandır Ölümcül Kimlikler kitabı hakkında bir inceleme yazmak istiyordum. Bugüne kısmetmiş. Kitapta altını çizdiğim çok fazla kısım var. Çok güzel ve iyi tespitleriyle benim için 10/10 bir kitaptır. Genel bir inceleme yerine altını çizdiğim bir cümle üzerine birkaç satır yazmak istiyorum. "Doğrusunu söylemek gerekirse, farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun nedeni açıkça gitgide daha az farklı hale gelmemizdir." Bu cümle üstüne herkes eminim ki birçok kelam edecektir. Benim aklıma nedense romantik komedi filmlerinde esas oğlanın esas kız için kurduğu şu cümle geldi. 'O diğerlerinden farklı bir kızdı.' defalarca vurgulanan bu cümle bir klişe midir yoksa gerçekten farklı olmak mümkün müdür? Eskiden birbirinden farklı birçok insan tanımak mümkündü elbette ama şimdi elimizde aynı telefonlar var ve o telefonun içinde aynı uygulamalar var, o uygulamalarda izlenilen videolar aynı. Yolda yürürken insanlar görüyoruz hepsinin giydiği kıyafetler aynı, aynı kitaplar okunuyor, aynı filmler izleniyor, aynı müzikler dinleniyor. Herkesin güldüğü espriler aynı ağladığı sahneler aynı. Farklı diye belirtebileceğimiz hiçbir şey yok. Herkesin yaşadığı ailevi sorunlar bile aynı. Fotoğraf çekilirken verilen pozlar aynı. Estetikle hepimizin kaşı, gözü, burnu, dudağı hatta bakışlar bile aynı. Herkeste aynı boş bakış, aynı sahte gülüş... Birimizi bir diğerinden ayıracak hemen hemen hiçbir şeyimiz kalmadı. Konuşacak konumuz kalmadı herkesten aynı cümleleri duyuyoruz. Ve Amin Maalouf'un dediği gibi ısrarlı bir farklılık yaratma çabası var. Hayır farklı değiliz maalesef değiliz ya. Farklı olmak için saçmalamak konusuna girmiyorum bile. Yazacak, değinecek çok konu var da neyse. Sizce ''Farklı insan kaldı mı yoksa artık herkes aynı mı?''
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
Reklam
ANNE FRANK'IN HATIRA DEFTERİ KİTAP İNCELEMESİ
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
Bu kitap hakkında uzun zamandır bir inceleme yazmak istiyordum. Kitap Naziler'den kaçan yahudi bir ailenin iki yıl boyunca bir alışveriş merkezinin bodrum katında yaşamasını anlatıyor. Bu süre zarfında evin kızı Anne bir hatıra defteri tutuyor. Defterde her gün yaptıkları aktiviteleri, yaşamlarının nasıl geçtiğiyle ilgili bilgiler veriyor. Beni asıl şaşırtan ölüm bu kadar yakındayken onların hala iki yıl boyunca o bodrum katında matematik, Fransızca, edebiyat çalışmaları. Bir pandemi dönemi geçirdik ülkecek. Ne psikoloji kaldı ne de yaşama hevesi. Ama yarından umutlu olmayı ben başarıdan sayıyorum. Ve onlar başardılar. Sonu kötü bitse de.
Düşünce
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,9bin okunma
Benim Hüzünlü Orospularımı kendimce yorumladım.
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Gabriel Garcia Marquez'in Benim Hüzünlü Orospularım kitabını paylaşmak istiyorum. Kitabın içeriğinden bahsetmek yerine kitapta altını çizdiğim bir cümle üzerine bir kaç şey söylemek istiyorum. "Ahlak da bir zaman sorunudur." cümlesi... Üstüne düşündüğüm yer yer katılmadığım ama en sonunda şu kanıya vardığım bir cümle oldu. Ahlak dediğimiz şey tam olarak her çağ da kabul olunmuş değer yargıları değil midir? Peki ahlak tam olarak nedir? "İnsan ilişkilerinde “iyi” ya da “doğru” veyahut “kötü” ya da “yanlış” olarak adlandırdığımız değer yargılarını ifade eder." diye geçiyor sözlükte. Peki iyi veya kötü, doğru ya da yanlış değişen şeyler midir? Kime göre neye göre... Değişen şeyler midir bilmiyorum ya da kesin bir cevap vermek yerine bunu zamana bırakmak istiyorum ama bugün bazı düşüncelerin değiştiğini görebiliyoruz. Bunu örneklemek istiyorum. "Aldatmak" Yıllardır aldatmanın ne kadar kötü olduğu yanlış bir eylem olduğunu öğrendik, duyduk, gördük... Ama bugün hayatımızda o kadar olağan bir hale geldi ki yanlış veya kötü olarak nitelendirilmiyor ya da yavaş yavaş eski tepkisini yitirdi. Herkes aldatabilir hale geldi. Bunda en büyük pay bence medya da. Hemen hemen her film de her dizi de aldatan kadın ve erkekler var. Öyle ki ilk başta ne kadar tepki gösterilse de izlenmeye devam edildi. Bilinçaltımıza iyice yerleşti. Alıştık artık. Dostoyevski'nin dediği gibi aşağılık insanoğlu her şeye alışır. Gözlerimiz alıştı, kulaklarımız alıştı ve artık bizde aldatmak kötü ve yanlıştır düşüncesinin yerini bunlar normal şeyler düşüncesi aldı. Hayatımızın normalini alması çok uzun sürmüyor. Bazı şeyleri önce fikren kabul ederiz sonra da eylemlere dökülür ve belki bir gün aldatmak kötüdür, yanlıştır, ahlaki değildir diyen son kişi öldüğünde aldatmak artık yanlış ve kötü olmaktan çıkıp
Duygu ve Düşünce
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma