Hız ve görsel üzerine kurulu bir çağdayız. Herkes birini bekliyor ama birbirini bekleyen kimse yok artık. Kimse aşk acısıda çekmiyor. Kimsenin durup vakti yok ince şeyleri anlamaya mevzusuna geliyor konu. Derinlik kalmadı yüzeyde boğuluyoruz gibi geliyor bana çünkü çok seçenek var algısına sahibiz. Halbuki hepimiz bence benzer insanlarla aynı döngüde aynı paradoksu yaşıyoruz. Kayboluyoruz gibime geliyor. Bilmiyorum mesela artık biri yakışıklı yada güzel değilse onu tanımaya bile değer görmüyoruz. Ya evet hepimizin sonsuz sayıda gidebileceği bir yeri var ama nerede kalacağız. Nerde kalacağız abi ? Esas problem bu değil mi ? Esas sorun bu değil mi ? Bence hepimiz sanki bir şey arıyoruz ama belkide bizi çoktan bulmuş olan bir şeyi arıyoruz. Kuyucaklı Yusuf’ta şey yazıyordu: iki insanın karşılaşması kadere bağlıdır ama yan yana kalmalarını onların gayreti sağlar minvalindeki bir şey vardı. Şu an filtrelerin personaların çarpıştığı bir dönemden geçiyoruz. Kimse doğallığıyla sadeliğiyle parlamıyor artık.