Kitap dil olarak biraz ağır göz açıp kapayıncaya kadar bitmiyor. Osmanlıca ve Fransızca kelimeler parantez içinde verilmiş ama ister istemez zorlanıyorsunuz. Kitap Osmanlıdaki batılılaşma özentiliği ve bunun günlük hayata yansımasını anlatıyor. Tabiki Bihruz beyin aşkınıda es geçmemek lazım. Bihruz bey babasından kalan mirası fütursuzca harcayarak alafranga gözükmeye çalışan bir bey.( o dönemde bu bir hastalık diyebiliriz :)) Bihruz bey konuşmalarında Fransızca kelimeler kullanan Türkçeyi kaba saba bir dil olarak gören birisi. Bu sayede batılılar gibi gözüktüğünü ve kendisini bilgi sahibi sanan ama yeri geldiğinde sahaf, kayıkçı, ve arkadaşları gibi kişiler tarafından kandırılan bir bey. Bunun yanında Bihruz bey bir aşkın peşinden koşuyor ve anlamsız bir şekilde karşılık alamıyor ve arkadaşı Keşif beyin yalanlarına inanarak elinde oyuncak oluyor. Recaizade Mahmut Ekrem olayları yer yer eleştirel ve espirili bir dille anlatıyor bize. Işte Bihruz beyimizin hikayesi aşağı yuķarı böyle o dönemin yaşantısını merak ediyorsanız okuyun derim biraz zorlansamda zevk alarak okudum kitabi. Okumak isteyenler için şimdiden iyi okumalar :)