Dostlarım soruyor: Neden ucuz saat takıyorsun? Mecbur musun sanki?
Onlara şöyle cevap verebilirim aslında: Dostlar, bir susun! Zor zamanlar bunlar, millet ekmeğinin derdinde. Ya da şöyle diyebilirim: Bu iki mark seksen beş feniklik saati denemek istiyorum. Hukuk okuyor olabilirim ama saatler benim kanıma işlemiş, bu saatin mekanizmasını babam için inceliyorum. Ama hayır! Böyle zorlama yalanlardan hiç hazzetmem. Şöyle diyorum: Bu ucuz saati takıyorum çünkü benim babam pinti, huysuz, çekilmezin önde gideni...
"...Neyin var benim böyle, diye soruyordu kendine huysuzca. Her şeyin dışında kaldığım, her şey gözüme bu kadar umutsuz göründüğü için mi bu kadar üzgünüm?"
Bu hayata karşı ağır bir öfke sarıyor benliğini; bu kasvetli, tekdüze, insanın çaresizce tabi olduğu hayata karşı bir yolunu bulup dışarı çıkmak isteyen bir öfke.