Giriş Yap

Hans Fallada

Yazar
8.4
426 Kişi
Unvan
Alman Yazar
Doğum
Greiswald, 21 Temmuz 1893
Ölüm
Berlin, 5 Şubat 1947
Yaşamı
Asıl adı Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen olan Hans Fallada bir hukukçunun oğlu olarak dünyaya geldi. Babası evde çoğu zaman çocuklarına yüksek sesle Shakespeare ve Schiller okurdu. 1899 yılında babasının görevi nedeniyle Berlin’e taşındılar ve 1901 yılında burada okula başladı. Babasının Anayasa Mahkemesi’ne atanması sonucu aile 1909 yılında Leipzig’e taşınır. 1911 yılında burada bir düelloda arkadaşını öldürür, tutuklanarak psikiyatri tedavisi görür. Bu olaydan sonra yaşamı boyunca uyuşturucu sorunuyla uğraşır. 1914 yılında gönüllü olarak orduya yazılır fakat kısa bir süre sonra terhis edilir. Bundan sonra yaşam mücadelesi onu tezgâhtarlık, satıcılık, muhasebecilik, patates yetiştiriciliği gibi çeşitli işlerde çalışmak zorunda bıraktı. 1920 yılında özyaşamöyküsel özellikler taşıyan ilk romanı Der junge Goedeschal’ı (Genç Goedeschal) yayımlandı. 1923 yılında Anton und Gerda(Anton ve Gerda) adlı ikinci romanını tamamladı. Bu sırada uyuşturucu sorunu yüzünden zimmetine para geçirdiği için 3 ay hapis yattı. Daha sonra aynı sorunlar devam etti. 1929 yılı Fallada için büyük değişimlerin yaşandığı bir yıl oldu. O yıl Anna Margarete Issel’le evlendi ve bir yerel gazetede çalışmaya başladı. 1931 yılında Bauern, Bonzen und Bomben (Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar) kitabı yayımlandı. Daha sonrada 1932’de onun dünya çapında tanınmasını sağlayan romanı Kleiner Mann, was nun? (Küçük Adam Ne Oldu Sana?) yayımlandı. Roman ekonominin çöküşüyle Almanya'da yaşanan büyük enflasyon sonucu yoksulluğun, işsizliğin arttığı, sol düşüncenin yaygınlaştığı, Spartakist tepkilerin çatışmalara yol açtığı, buna karşın Nazi rejiminin güçlenmeye başladığı bir ortamda geçiyordu. Roman o kadar beğenildi ki 1934 yılında Frank Borzage yönetmenliğinde Universal Pictures tarafında sinemaya aktarıldı. Bunun sonucunda Nazi karşıtı faaliyetleri suçlamasıyla kısa bir süre hapsedildi, sorgulandı fakat serbest bırakıldı. Naziler’in iktidarda olduğu bu yıllarda Fallada romanlarına devam etti. 1934’te Wer einmal aus dem Blechnapf frißt (Karavanasından Bir Kez Yiyen) ve Wir hatten mal ein Kind (Bir Zamanlar Çocuğumuz Vardı), 1935’te Das Märchen vom Stadtschreiber, der aufs Land flog (Yaşlı bir Yüreğin Yolcuğu), 1937’de Wolf unter Wolfen (Kurtlar Arasındaki Kurt), 1938’de Der Eiserne Gustav (Demir Gustav), 1940’ta Der Mann ungeliebte(Sevilmeyen Adam), 1943’te Ein Mann will hinauf’ı (Bir Adam Yukarı Çıkacak) yazdı. Fallada bu dönemde Naziler’den baskı görmesine rağmen Almanya’yı terk etmeyecek kadar yurdunu seviyordu. Bir süredir alkol kullanmaya da başlamıştı. 1944 yılında üç çocuk sahibi olduğu eşi Anna Issel’in kafasına silahla vurduğu için 4 ay hapiste kaldı ve boşandı. Bu sıkıntılı günlerde Naziler’in Yahudi karşıtı roman siparişine karşılık yazdığı özyaşamöyküsel romanı Der Trinker’i (Ayyaş) 1944 yılında bitirdiğinde savaşın sonu gelmişti ve Naziler yeniliyordu. Romandaki boşluklar ölümünden sonra dolduruldu ve kitap 1950 yılında yayımlandı. Savaştan sonra 1 Şubat 1945’te 24 yaşındaki Ursula Losch ile evlendi ve Kızıl Ordu Feldberg’e girince bir süreliğine belediye başkanlığı yaptı. Sonrasında istifa etti ve Berlin’e yerleşti. Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu. 1946’da yazdığı son romanı Jeder stirbt für sich allein (Herkes Tek Başına Ölür) yayımlandığında kısa sürede tükendi fakat ikinci baskısını göremeden 5 Şubat 1947’de uyuşturucuya bağlı olarak kalp yetmezliğinden Berlin’de öldü. Küçük insanların avukatı sayılan Hans Fallada romanlarına kahraman olarak, çeşitli işlerde çalıştığı sırada tanıdığı halktan gelme kişileri seçti, yapıtlarında insanların yaşamını kimi zaman gerçekçi kimi zaman da mizahî bir dille yansıttı. Hans Fallada’nın yapıtlarının bir kısmı ölümünden sonra yayımlanabilmiştir. Bazıları da sinemaya uyarlanmıştır. Son olarak Herkes Tek Başına Ölür adlı romanı bazı elyazmalarının bulunmasıyla 2010’da yeni bir düzenlemeyle basılmıştır. 1981 yılından beri yazarın anısını yaşatmak için Neumünster kentinde Hans Fallada Ödülü verilmektedir.

İncelemeler

Tümünü Gör
550 syf.
·
7 günde
***1001KitapListesindeOlmasıGereken1Yazar***
«««Para!Bugünlerde kimin parası var,Bayım?»»» ~~~Bizim gibiler gülebilir mi? Böylesi 1dünyada; her gün sayı­sız yanlış yapan yönetenlerimiz oldukça; dahası, her şeyi onlar­dan çok daha iyi yapabilecek ezilen, horgörülen küçük insanlar oldukça nasıl gülebiliriz~~~ 21 Temmuz 1893're Almanya'nin Greifswald şehrinde doğdu. Asıl adı Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen olan yazar, 1920'de çıkan Der Junge Goedeschal adh ilk romanından başlayarak Hans Fallada takma adını kullandı. Altı yaşındayken ailesi Berline taşındı. 1909'da 1kaza geçiren ve ertesi yil tifo olan Fallada'nın aldığa ağrı kesicilerle hayatı boyunca sürecek olan uyuşturucu sorunu başlamış oldu. Okula uyum sağlayamayan ve kendini yaşıtlarından soyutlayan Fallada 1çok kez intihara teşebbüs etti. Yattığı sanatoryumda edebiyatla ilgilenmeye başladı. 1929'da Suse Issel'le evlendi ve çeşitli gazeteler ile kitaplarının yayıncısı Rowohlt'da çalışmaya başladı. Adını 1931'de yayımlanan Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar la duyurdu. 1932'de çıkan Küçük Adam, Ne Oldu Sana? büyük 1başarı yakaladı ve Yahudi yapımcılar tarafindan filme çekildi. Bu, yazarın 1935'te Nazi Partisi tarafından tehlikeli yazarlar listesine alınmasına neden oldu. Maddi sıkıntılar çeken yazarın 1940'ları gelindiğinde uyuşturucu ile alkol bağımlılığı iyice artmıştı. Suse Ditzen'le boşandıktan sonra 1944'te Fallada eski eşine 1el ateş etti. Silahı ele geçiren Suse Ditzen yazarın kafasına vurarak onu bayılttı ve polisi çağırdı. Fallada, Nazilerin akıl hastanesine kapatıldı ve burada şifreli 1şekilde, otobiyografik sayılabilecek romanı Ayyaş kitabında bu öğelere rastlanır. Nazi Partisi'nin dağılmaya başladığı 1944 kışında serbest bırakıldı. Morfin bağımlılığı yüzünden hastaneye kaldırılan Hans Fallada bugün en popüler kitaplarından olan Herkes Tek Başına Ölür'ü bitirdikten hemen sonra, Şubat 1947'de hayata veda etti. 1933'teki ilk yayınından bu yana, bu roman 1dünya klasiği sayıldı. Hitler'in iktidarı ele geçirmesinden hemen önce Almanya'daki yaşamın canlı ve dokunaklı 1resmini sunuyor, Yahudi, Nazi, Komünist vurgularıyla ve ülkenin kabuslarında hayatta kalmaya çalışan genç evli 1çifte odaklanıyor. Genç 1çift, birbirlerine aşık olurlar, evlenir ve 1aile kurarlar, 1932'de Berlin'de yaşıyorlar ve 1anda her şey değişiyor. Zorbalık yapan patronlar, ödenmemiş faturalar, korkunç kayınvalideler ve Nazi sokak dövüşçüleri arasında geçinmeye çalışırken, aşk durumunun özeti olan kitap, çaresizlik karışımıyla dolu olup, Hans Fallada'nın Nazilerle birlikte çöküşüne yol açan kitaptır. Günümüz şartlarını aratmayan 1kitap, evlilik ve çocuk söylemleri düşündürücü olan bu kitap hayatın en olağan içinde durumlarla. Fallada sanki günümüzde yaşamış gibi :))(( Ülkelerini öfke ve umutsuzluk diyarına dönüştüren ekonomik krizin ortasında düzgün 1yaşam sürmeye çalışan genç 1Alman çiftin hikayesini anlatan ve Nazilerin Hans Fallada'ya uğursuz 1şekilde yakın ilgi göstermeye başlamasına neden olan "Küçük Adam Ne Oldu Sana?" yazarın severek okuduğum kitapları arasında yerini almıştır, tüm gerçekçi halleriyle. Herkese sağlıklı mutlu huzurlu keyifli okumalar... ~~~Şu hayat adlı öykü ne kadar merhametsiz.~~~ «««Her şey yine yoluna girecek. Cesaretini koru. Yine iyi günlerimiz olacak.»»» {umutla bitirelim incelememizi :))) }
·
Reklam
696 syf.
·
9 günde
~~~Okunması Gereken 1Yazar~~~
Hans Fallada'dan okuduğum 2.kitap "Yükselmek İsteyen Adam"... ilk okudugum kitabı Ayyaş tır ki bence yazara başlamak adina ve otobiyografik özelliğin fazlaca olması nedeniyle başlangıç için ideal olduğunu düşünüyorum "Ayyaş" kitabının... Karl Siebrecht, 16 yaşında babasının ölümüyle hem annesiz, hem de babasız, tek başına kalan 1çocuğun hikayesi olup, büyük 1şehir olan Berlin'e taşınarak işe başlayan ve her anlamda büyümeye çalışan ve hayalleriyle Berlin'e varan Karl, Rieke ile tanışır ve uzun yıllar sürecek 1dostluk oluşur ve Karl, yorulmadan başarı için çabalar ve hedeflerine ulaşmak için sürekli ve çok çalışır. Artık hayatta kalabilmek ve büyük şehirde yol alabilmek için gerekli olan herşeyi öğrenir. Kalli Flau adında 1iyle de tanışıp ve Rieke, Karl ve Kalli, başarıları ve başarısızlıkları ile en olması gereken zamanlarda arkadaşlığın ne kadar değerli olduğunu gösteren 1üçlü haline gelir, Karl a rağmen... 1süre geçici işlerde çalışsa da, son derece gururlu 1genç olan Karl, kimseden destek almadan kendi işini kurmakta karar verip azimle çalışarak Berlin’deki taşımacılık işinde kendisine önemli 1yer edindikten 1süre sonra da savaşa katılıp yıllar sonra Rieke ve Karl in karşılaşmaları ve gelişen olaylarda aşkın!!!, mücadelenin ve dostluğun önemi vurgulanır kitapta... Geleceğini kararlılıkla eline alıp, ısrarla hedeflerine giden insanların hikayesinde Hans Fallada yaşadığı dönem itibari ile de Berlin'deki 1.Dünya Savaşı döneminin etkilerini ve sonuçlarını hissettirirken gazete adı ve haberlerinde keşke adları gibi olsalardı diye düşünüp aklıma Katharina Bloom'un Hayat Hikâyesi kitabı gelmiştir, yaşadiklarindan yola çıkarak yazmış zira kitaplarında genelde otobiyografik özellikler ya da dönem etkileri her daim oluyor, "Ayyaş" kitabı da otobiyografik 1kitapti. Karl'ın fazlaca gayreti ve bunu sürekli abartmasıyla arkadaşları Rieke ve Kalli'yi gücendirip, hırsından dolayı Karl'ın davranışlarına ve tavrına kızarken insan, 1yandan da Berlin'de varolma mücadelesi veren insanların yoksulluk ve mücadele durumlarını okurken Hans Fallada nin akıcı dili ve üslubuyla, 700 sayfaya yakın olan kitap ve yazar kesinlikle tavsiyesiyemdir...
496 syf.
·
8/10 puan
Varlığı bir dert, yokluğu yara
Bu kitabıyla birlikte yazarın külliyatını tamamlamış oldum. Yazarın hikâye kitapları dışında ("Kambur" ve "Neden Ucuz Saat Takıyorsun") tüm kitaplarından keyif aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle "Herkes Tek Başına Ölür", "Ayyaş" ve "Küçük Adam Ne Oldu Sana" romanlarını tavsiye edebilirim. Yazarın kitaplarını genel olarak kıyaslayacak olursak karşımıza sürekli benzer temalar çıkıyor: geçim sıkıntısı, parasızlık, Nazi Almanya’sı. Yani kısacası yazar o dönemdeki küçük adamın sosyal ve ekonomik hayatına dair bize ayrıntılı bilgiler sunuyor. En azından bu iddiam hali hazırda çevrilmiş kitapları için geçerli. Çünkü yazarın henüz dilimize çevrilmemiş bir o kadar kitabı daha var. Oldukça hacimli kitaplar yazmasına rağmen romanlarındaki dil son derece akıcı ve sade. Kesinlikle sıkmıyor, okuma süreci hızlı ve keyifli bir hal alıyor diyebilirim. Evet, Fallada’nın küçük adamı her romanında karşımıza çıkıyor. Kimdir peki yazarın sıkça bahsettiği bu küçük adam? Weimar Cumhuriyetinin çözülmeye başladığı ve Ulusal Sosyalizmin tırmanışa geçtiği dönemde Alman halkının içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu temsil eden kişidir bu küçük adam. Küçük adam genelde beyaz yakalı bir çalışan olup ay sonunu güç bela getiren, sürekli maddi sıkıntı ve işini kaybetme korkusu içinde yaşayan biridir. Küçük adam Nazi Almanya’sını en doğru şekilde tasvir eden kişidir. Kitabın başlığına bakacak olursak yazarın “Küçük Adam Ne Oldu Sana” romanını hatırlatıyor. Aslında bu kitap, adı geçen romanla yakından ilişkilidir. Fallada "Küçük Adam Ne Oldu Sana"yı yazdıktan sonra dünyanın pek çok yerinden kendisine oluk oluk para akmaya başlar ve Fallada bir anda zengin bir insan haline geldi. Yazar bu umulmadık başarı ve serveti kendi tecrübelerinden yola çıkarak bir romana dönüştürdü. Yani "Küçük Adam Büyük Adam” ve “Küçük Adam Ne Oldu Sana"nın birebirlerinin zıttı olan iki romandır. Yazarın diğer hiçbir kitabında burada olduğu kadar otobiyografik yansımsalar bulmak mümkün değildir. Yazar kendi hayatını en doğru şekilde bu romanında anlatmıştır. Fallada bir kez daha küçük adamı tasvir ediyor ancak bu sefer biraz daha farklı. Karşımızda artık büyük adam var. Sosyal prestij ve güç söz konusu olunca bir kaldıraç görevi gören para yazarın tüm romanlarında gizli kahramandır. Para, küçük adamın yaşamındaki temel ihtiyaçları karşılayan en önemli unsurdur. Para Fallada’nın karakterlerini resmen büyüler. Karakterler ona ulaşmak için çok yoğun bir uğraş verirler. Ancak bu para karakterlere mutluluktan çok mutsuzluk getirdiği de her kitapta örnekleriyle karşımıza çıkıyor. Örneğin "Kurtlar Sofrasında" Pagel kumar oynamayı bir eğlence ya da macera olarak değil, evini geçindirebilmek için seçer. Aynı şekilde "Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar" adlı romanında paranın küçük adamın özel yaşamına ciddi bir tehdit oluşturduğu görüyoruz. Kitabın karakterlerinden Max Tredup eline para geçince aile ilişkileri bozulur, eşine yabancılaşır. Para, acımasız bir toplumda küçük adamın son sığınağını tehdit eden bir unsur olarak hep karşımıza çıkar: evlilik. Para toplumun mihenk taşlarından olan insan ilişkilerini bozan, parçalayan bir sebep olmuştur hep. Bu romanda da benzer örnekler karşımıza çıkıyor. Küçük adamın para karşısında evlilik hayatı bir kez daha sorgulanıyor. Bu romanında 170 Mark aylıkla bir sigorta şirketinde çalışan Max Schreyvogel’e amcasından 3,5 milyonluk bir miras kalır. Yazar kapitalizmin yıkıcı güçlerine maruz kalan ve onu tekrar tekrar meşgul eden bir problemle uğraşmak zorunda kalan bir adamı ele alıyor. Küçük adam bir anda büyük adam oluverir. Bu kitabına kadar paranın yokluğunda karakterlerin çektiği sıkıntılardan bahseden yazar burada paranın varlığındaki sıkıntılardan bahsediyor. Para gerçekten küçük adama mutluluk getirir mi? Evet, kitapta cevabını en çok merak ettiğimiz soru bu oluyor. Bir anda servete konan kişilerin akıbetinin ne olduğu hepimizce az çok bilinen bir gerçektir. Hiç beklemediği bir servet karşısında Max da ne yapacağını bilemiyor, çok kolay bir av olarak açgözlü insanların tuzağına düşüyor. Servetini saçıp savuruyor, eşini aldatmaya başlıyor, tüm gün aylak aylak dolaşarak kendini içkiye veriyor. Neticede arkadaşlıkları ve evliliği tehlikeye giriyor. Yazarın kitaplarında bana göre süperwoman görevi gören kadın karakterler burada da karşımıza çıkıyor ve Max’ın eşi evliliklerini kurtarıyor ve serveti en makul bir şekilde değerlendirmenin yolunu buluyor. Yazarın bu romanında kullandığı teknik de diğer kitaplarına nazaran oldukça farklı. Yazar romanın başında okuyucuya çeşitli ipuçları sunarak onu yönlendiriyor ve olayların nereye varacağına dair okurun kafasında tahminler oluşturuyor. Yazar, mutluluk ve içsel huzur için paranın bir tehdit unsuru olduğu inancının doğruluğunu bir kez da kanıtlamış oluyor. Yazara göre para, insan ilişkilerini bozan, toplumunun ayrışması ve bireyin yabancılaşmasında en yıkıcı güçtür. "Küçük Adam Ne Oldu Sana" romanının başlığında sorulan bu soru, bu kitapta kendine bir cevap bulmuş oluyor böylece.
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42