"Öyle ya da böyle bir gerçek var ki; insan saldırgan bir canlıdır. Üstelik kurgulanmış nitelikli bir saldırganlık için istifade edebileceği oldukça gelişmiş bir zekâsı da vardır. Bu zekânın en etkin kullanıldığı alanlar; yağmanın, talanın, öldürmenin ve yok etmenin idealize edildiği savaşlar ve bu savaşlara teknoloji lojistik üreten endüstrilerdir. Bu durum, sadece bugün değil, kadim zamanlardan beri insan türünün aklını kullandığı her dönem, muhtemelen böyle olmuştur."s.123
Çünkü Uras'ta biz Anerreslilerin gereksinim duyacağı hiçbir şey yok. hiçbir şey. Yüz yetmiş yıl önce eli boş ayrıldık, haklıydık da. Hiçbir şey almadık. Çünkü burada devletlerden ve silahlardan, zenginlerden ve yalanlardan, yoksullardan ve sefaletlerden başka bir şey yok. Uras'ta doğru hareket etmenin, temiz bir yürekle hareket etmenin yolu yok. İçine kar zarar korkusu ve güç isteği girmeden yapabileceğiniz bir şey yok. Hanginizin değerine 'üstün' olduğunu bilmeden ya da kanıtlamadan bir başkasına günaydın diyemezsiniz. Diğer insanlara kardeş gibi davranamazsınız, onları kullanmanız ya da al datmanız, onlara emretmeniz ya da itaat etmeniz gerek. Başka birine dokunamazsınız, yine de sizi yalnız bırakmazlar. Özgürlük yok. Bir kutu Uras -bir kutu, bir paket, bütün o sarmalanmış, güzel mavi göğüyle, çayırları ormanlarıyla ve büyük kentleriyle kutuyu açıyorsunuz, peki içinde ne var? Toz içinde kapkara bir bodrum ve ölü bir adam. Elini başkalarına uzattığı için eli koparılmış bir adam. Sonunda cehennem'e vardım Desar haklıydı; Uras başka bir şey değil; Cehennem Uras. "
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun
Yok canım, çok önce gözüme kestirmiştim de, yanına yaklaşmak ne mümkün! Derken ateşle barut yan yana gelirse ne olur? Gerçi tahminimden uzun sürdü ama sonunda kuş kafese girdi..