Nesrin Ay, Her Şey Aydınlandı'ı inceledi.
1 dk. · Kitabı okudu · 6 günde · 8/10 puan

ÖLMEDEN ÖNCE OKUMANIZ GEREKEN 1001 KİTAPTAN BİRİ

4 5 ay önce 2 cücem ve eşimle birlikte Ukrayna'ya gittik, Kiev'e. Türklerin yoğun olarak tatile geldiği, kültürel olarak (!) faydalandığı bir şehir. Öyle ki, yoğun bir şekilde ırkdaşımızla karşılaştığımız barlar bölgesine akşamın geç, geceninse erken bir vakti gidip (tabii ki çocuklarla) meydanın girişinde bekleyen deri uzun çizmeli, 40 cm topuklu, kırbaçlı, davetkar karşılayıcının kendisi hariç bütün erkeklere neden mekan reklam metinlerinden verdiğini sorgulayan eşimin hali anlatılmaya değer bizim arkadaş toplantılarında.

Bu zamana kadar gittiğim, gördüğüm en güzel, dokunaklı örneklerinden biri olan 'İkinci Dünya Savaşı' temalı bir müzeye ev sahipliği yapıyor Kiev. Emekli turcuların rotasında olan bir yer gözlemlediğim kadarıyla, zira sadece genç bir çift olarak biz vardık. Savaşta bulunmuş mektuplar, fotoğraflar, kişisel eşyalar iç düzeni muazzam bir şekilde olan binada hem belge arayanların, hem bilgilenmek isteyenlerin hizmetinde. Tabii ki milliyetçilik kisvesi altında.

Almanya'nın Yahudi katliamını Ukrayna'da sürdürdüğü bir gerçek fakat, Yahudilerin savaşın ilk başlarında Ukraynalıları tercih etmemeleri ve ikisini aynı kefeye koymaları sarsıcı bir bilgi oldu benim için. Burada toplama kamplarının yanısıra sinagogların ateşe verilmesini, insanların Tevrat'a tükürüp, birbirlerini ihbar etmesini sağlayan aşağılık zihinlere sahip, dünyadan defolup gitmesi gereken yaratıklar var.

Kitap Ukrayna Odessa'ya gelen 20 yaşındaki erkek kahraman Jonathan Safran Foer'in (kitabın yazarı) Yahudi ailesinin izini sürmek için geldiği ve yaşıtı Ukraynalı bir çocuk ( kendi cümleleriyle: Kendimle ve diğer insanlarla bir sürü iyi şey yaparım ama bunların hepsi sıradandır. Zencilere hastayımdır; özellikle Michael Jackson'a. Odessa'daki şöhretli gece kulüplerinde bol nakit saçmaya hastayımdır. Lamborcini Kontaklara taparım, müthiştirler. Kapuçinolar da öyledir. Hiç bıkmadan çeşitli şekillerde benle cinsel takılmak isteyen çok kız vardır. Neden çok kız benle olmak ister söyleyeyim: çünkü ben beraber olunacak çok kalite biriyimdir.), kör olduğunu düşünen ama arabanın şoförü olan dedesi ve yol gösterici görevi bulunan köpekleriyle yaptığı önce komik, sonra hüzünlü, zeka dolu hikayesi.

Gerçeği bulma peşinde, bir fotoğrafın izinde, sırların gün yüzüne çıkmayı beklediği, geçmişle ve aileyle hesaplaşmaların başrolü oynadığı, boğaz düğümleyen, yeri gelince masalsı yeri gelince en gerçekten daha gerçek, çarpıcı bir roman. İki ileri bir geri zamanda kaybolarak okunuyor. Çok çok etkileyici.

Son bir not olarak bırakayım buraya, fazlaca hassas bir bünyeniz varsa cinsel göndermelerin araya bolca serpiştirdiği bir tarzı var 22 yaşında Princeton Üniversitesi'nde dönem ödevi olarak bu kitabı hazırlayan yazarın.

Yarılmış Aşk
Ay aydınlığını esirgiyor benden
Güneş sırtını dönmüş,ahpablık etmiyor
Yıldızlar desen gücenmiş,yol göstermiyor
Sen söyle bari nasıl bulacağım seni
Tüm bunlara sensin neden!

Artık bırak nazını niyazını
Aydınlığım ol,içimi ısıt
Yolumda bana eşlik et.
Et ki seven gözler bulsun gözlerini
Eller tutsun ellerini
Başlar bulsun omuzlarını
Özgürlük aşka aşık olsun.

Editör Çırak, Safahat 1'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Safahat okuyacaksanız Dergâh Yayınları'nın 7 kitaplı set şeklindeki Safahat'ını okumalısınız. Bence 2018'de dahi en iyi yayını bu. Aynı yayınevinden sadeleştirilmişiyle aslının mukayeselisi de çıktı falan bu dil tembelliğine, gelişiminin engellenmesine ve aslına uygun şekilde yorumlanamamasına neden oluyor.

Safahat bir dönem izahı, yol aydınlatıcısı, aydın krizi. Her Türkiye evladının okuması gerekiyor diye düşünüyorum. Hakkında daha geniş yazılar yazmak gibi emellerim var. İnşaAllah...

Halil Korkmaz, Atatürk - Modern Türkiye'nin Kurucusu'yu inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"M. Kemal hakkında bilmediğim, duymadığım ne var ki böyle hacimli bir kitabı neden okuyayım" diye düşünerek Mango'nun Atatürk'ünü yıllardır okumamıştım.
Fakat okuyunca bu kitabın herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu gördüm.
Öncelikle onun öncülüğünde bir avuç insanın bize bir vatan hediye ettiğini ama farklı görüşlere en az İttihatçılar kadar M. Kemal'in de tahammülsüz olduğunu gördüm.
Fakat bunun yanında Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Şükrü başta olmak üzere kendisi için gövdesini ortaya koyan ama kayıtsız şartsız ona biat etmeyen silah arkadaşları ve herkese hayatı zindan ve çekilmez ettiğini gördüm.
Hanedanın kadınları ile çocuklarına, Fikriye, Mustafa Suphi, Mehmet Cavit, İzmir'in yakılması, kendisinin kurdurduğu iki muhalefet partisine ve Samsun belediye bakanına kaşı tavrı, Ermeni ve Rum mallarının yağmalanması gibi icraatlarının, ondan sonra ülke yönetimine gelen darbeci askerler, Menderes, Özal ve günümüz siyasetçilerinin tahammülsüz, hoşgörüsüz, hukuksuz, adaletsiz, yolsuzluklarında yol gösterici olduğu kanaati edindim.
Alkol ve alkolikliğin ne kadar kötü, hayatlar söndüren bir illet olduğunu yeniden fark ettim.
Ve onu öldürmek için Hilafet ve Anzavur orduları kuranların, onun cenazesini görebilmek için birbirini kırması, "sen iste Kuran'ı iptal edelim Paşam" diyen bir yobaz dolayısıyla yurdum insanının ne kadar iki yüzlü, ne kadar riyakar olabildiğini ve hiç te değişmediğini de gördüm.

belo belo, Tek Yol'u inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 20 günde · Beğendi · 10/10 puan

Muh te şem.bir Aziz baba klasiği.yazilar, üslup ayni. soylememe bile gerek yok.etkileyici, sürükleyici, düşündürücü, taşlayıcı..ne ararsan var malumunuz.no spoiler :) kahramanın adı Paşazade.oyle guzel anlatti ki bu zatı, cidden sempati duydum.internette şöyle bi araştırdım hatta.olur ya belki bi yerlerde resmi falan vardır. Ama cık ! Yok! Bulamadim.Kitaba dair pek bisey yazmak istemiyorum ama bi söz var kitapta resmen vurdu beni:Atatürkçüyüz elhamdülillah!

Gelelim Aziz babaya. Islamiyetin icinde bu denli sıkı yetişmiş, hatta hafız olmuş, Kurani Kerim'i ezbere bilen bir adamın bi zaman sonra aynı İslamı alaya alip dalga geçmesi, dahası tüm dinleri reddedip ateist olması hayli ironik.neden bi insan yolunu degistirir? Pardon nasıl değiştirir boylesine zıdda? anlamıs degilim :@ Yine de Aziz Nesin okumaya devam.herkese de tavsiye ederim on numara!

Yasin Aydın, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Eski Kulağı Kesiklerden
Becerikli, iş bilir ve kıvrak zekâlı olmakla birlikte, bu meziyetlerini kendi menfaatleri doğrultusunda
kullanan, bu arada ufak tefek kaçamaklarla kendisine çıkar sağlayan kişilerden
bahsederken kullanılır.
Bu deyimin dilimizdeki varlığı ta 16. asır başlarına, Hacı Bektaşî Veli zamanına kadar
uzanır. Bilindiği gibi Hacı Bektaşî Veli hazretlerinin kurduğu tarikat (Bektaşiyye), yeniçerilerin
resmî tarikatı olmuş ve asker ocağına girenler, genellikle bu tarikat adabınca yaşam­
ışlardır. Ancak yeniçeriliğin, daha ilk dönemlerden itibaren devşirme sisteminden beslenmesi
tarikatın da yozlaşmasını hızlandırmış ve yeniçeriler arasında Bektaşî geleneğine
uymayan davranış ve hayat tarzları, hoşgörüyle karşılanıp giderek tarikat düsturlarındanmış
gibi algılanmalarına yol açmıştır.
Rivayete göre, Bektaşiliğe girmeyi kabul eden muhiplere tarikatın şartları açıklanıp, bunlara
uyacaklarına dair söz alındıktan sonra, şeyh tarafından bazı küçük nasihatler verilir ve
tekkenin kapı eşiğinde kulaklarından birine bir delik açılarak halka biçiminde bir küpe
takılırmış ("Kulağına küpe olsun" sözü buradan geliyor olmalı). Eski kaynakların
"menguş" ismiyle kaydettikleri bu küpe, muhibbin artık derviş olduğuna işaretle, kulağ­
ından Hz. Ali'ye bağlı olduğunu sembolize eder. Nitekim, Yavuz Sultan Selim'in kulağındaki
menguşun da Bektaşîlik sembolü olduğunu söyleyenler vardır. Yeniçerilerin belli bir
yaşa kadar evlenmeleri yasak olduğundan, bu küpe zamanla onların mücerret (bekâr) yaş­
amayı kabul ettiklerinden kinaye olarak anılmış ve kulağı küpeli dolaşan birinin yeniçeri
taifesinden olup evlenmeyeceğine inanılır olmuş. "Kulağı deldirmek" ikrar vermek manası
taşır ki bundan, Şeyh eşiğine baş koyup kulağı deldirenlerin, kendilerine telkin edilen şeylerin
hilâfına davranmalarının yasaklanmış olduğu anlaşılır. Ne var ki insanoğlu, nefis sahibi
olmak hasebiyle sık sık ikrarından döne gelmiştir. Gel zaman, git zaman... Tarikata girerken
mücerretlik sözü verip kulağı deldiren dervişlerden bazıları, zaman içerisinde kaç­
amak evlilikler yaparak yol yordam azdırdıklarında, Balım Sultan bunları huzura çağırıp
keyfiyeti öğrenmek ister. İçlerinden birkaçı vaziyeti inkâra kalkışınca da onlara ders olsun
diye kulaklarındaki menguşlarını çekip alır. Tabiî bu esnada, bizimkilerin kulak memeleri
yırtılır. Bilâhare halk, bunların eskiden Bektaşî olduklarını telmihen "eski kulağı kesik",
"eski kulağı kesikler" diye söylemeye başlar.
İşte, sonraki zamanlarda bu cümleler birer deyim hâline gelip umumileşmiş ve bugün kullanılır olmuştur

İki Dirhem Bir Çekirdek, İskender Pala (Sayfa 82)İki Dirhem Bir Çekirdek, İskender Pala (Sayfa 82)

Bir yol düşlüyorsun,ne başındasın ne de sonunda,üstünde bile değilsin ama içinden çıkamıyorsun...

Bir âşık aşkın şiddetinden perişan bir hale gelmiş, ağlaya inleye bir yol ağzına düşmüş, uyuya kalmıştı.

Sevgilisi başucuna gidip onu uyumuş, kendinden geçmiş görünce,

Bir kâğıt parçasını onun haline uygun bir şeyler yazdı, aşığın yenine (koluna) bağlayıp gitti.

Aşığı, uykudan uyanınca kâğıdı gördü;
Okudu,
Gönlü kan kesildi.

Sevgilisi şöyle yazmıştı:
Ey susup dalmış adam, tacirsen kalk, para kazan!

Yok, zahitsen geceleri uyuma, kulluk et, mücadelede bulun!
Bu da değil de âşıksan utan.

Aşığın gözünde uyku ne gezer?
Âşık, gündüzleri yel gibi eser savurur, geceleri yanar, yakılır, âleme ay ışığı gibi ışık verir!

A nursuz, pirsiz, mademki ne osun, ne bu.
Âşıklıktan dem vurma;

Yalan davalara girişme!

Âşık, ölüp kefene sarılmadıkça yatar uyursa ona da âşık derim ama kendisine âşıktır o!

Mademki sen, bilgisizlikle aşk yoluna girdin, uykular hayrolsun, Allah rahatlık versin.

Sen bu işin ehli değilsin.

Ruh Hekimi, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor

Dinin hükümlerine ait hikmetlerin araştırılması erdem sayılır. Bu tür araştırıcılık imanın güçlenmesine yol açarken, hikmete uygundur diye inanmak küfre götürebilir.

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Rasim ÖzdenörenMüslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Rasim Özdenören