• Otoyolda saatte 200 kilometrenin üstünde bir hızla yol alan Lionel Kasdan hayatının süratini yapıyordu.
  • ️Zamanda yolculuk yapmak yıllardır insanların aklını kurcalayan bir soru.Ben de geçmişe yolculuk yapmayı istemişimdir hep.
    Wells, henüz izafiyet(zamanın genişlemesi) teorisi bulunmadan, dört boyuttan bahsetmiş. Cisimlerin genelde üç boyutunu biliriz. (en, boy ve kalınlık) Peki bunun içine zamanı katarsak ne olur.Wells, Einstein'dan önce davranmış ve hayal ettiklerini 1890'larda bu kitap ile ortaya koymuş.
    ️Kitabın konusuna üstten değinmek gerekirse eğer, Victoria dönemi Londra’sında yaşayan bir bilim insanı zamanda yolculuk yapmak üzere icat ettiği makineyle geleceğin İngiltere’sini ziyaret eder. Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında yaşadığı macerayı bir dost meclisinde anlatır. Geleceğin dünyası ayrıcalıklı insanların; güzel, narin ve tembel Eloi’ların rahat ve kaygısız bir yaşam sürdükleri bir yerdir. Ancak Zaman Gezgini bu macera sırasında çok geçmeden yeraltı dünyasına ait hortlaksı Morlock’ları da keşfetmiştir.
    ️ Wells, Victoria dönemi İngiltere’sinde varlıklılarla yoksullar arasında giderek büyüyen uçuruma yönelik keskin eleştirisinde, tarihin ve gelişmenin anlamını sorgular. Toplumsal adaletsizliğin sürüp gitmesi halinde yol açabileceği felaketlere dair uyarıda bulunur.
    ️Bşr çoğumuz gelecek zamanın teknolojinin zirvesi olarak düşünür ama Wells bunun aksine düşünmüş ve tamamen sade bir gelecek kurgulamış.
    Keyifli okumalar🤓
  • Ustalaşmış ve çok bilinen yazarların ne yazık ki dezavantajlı olduğu tarafları da vardır. Çok bilinen kitapları haricinde diğer kimi kitaplarının pek bilinmemesi veya okunmaması bu dezavantajlardan sayılabilir. İşte bu sebeple aynı ustalığı, aynı deneyimi yaratacağı ve pek okunmayan bu kitabı sizlere önermek istedim. Roman kurgularken hayatındaki kimi yaşanmışlıklardan yol aldığını bildiğimiz Dostoyevski bu kitabında bunu biraz fazla yansıtıyor diyebilirim. Kitaba başlamadan önce yazar biyografisini okursanız bunu hissetmemeniz elden bile değil. Kitapta hayalle gerçekler dünyasında giden bir kadın ve keşfettikleri aşkla beraber etrafta gelişen olayları konu alır. Dostoyevski deyince buradaki aşkın Brezilya pembe dizileri gibi olmadığını tahmin ediyorsunuzdur. Daha farklı, daha gerçekçi en önemlisi daha hissiyatlı. Romanların en büyük katkısı sizlere bir bakış açısı yaratıp deneyim katmasıysa bu romandan çok fazla deneyim elde edeceğinize eminim.
  • "Üzgünüm!

    Ama ben imparator olmak istemiyorum. Bu, benim işim değil. Kimseye hükmetmek ya da boyun eğdirmek istemiyorum.

    Elimden gelirse, herkese yardım etmek isterim: Yahudi olan, olmayan, zenci veya beyaz… Hepimiz karşımızdakine yardım etmek isteriz; insanların doğası budur. Biz birbirimizin mutluluğu için yaşamayı isteriz, kötülüğü için değil. Birbirimizden nefret etmek, birbirimizi aşağılamak istemeyiz.

    Bu dünyada herkese yetecek yer var. Ve toprak hepimizin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketli. Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir ama biz onu yitirdik. Hırs ruhumuzu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefalete ve kana sürekledi. Hızımızı arttırdık ve bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı, zekamızı ise katı ve acımasız yaptı.

    Çok fazla düşünüyor ama çok az hissediyoruz. Makineleşmeye değil, insanlığa muhtacız aslında. Zekaya değil, iyilik ve anlayışa… Bu değerler olmadan hayat korkunç olur, her şeyimizi yitiririz. Uçaklar ve radyo denen icat bizi birbirimize yakınlaştırdı. Bu buluşların varoluş nedeni, insanın içindeki iyiliği ortaya çıkarmak, evrensel kardeşliği inşa etmek ve birleşmemizi sağlamak. Şu anda bile sesim dünyadaki milyonlarca insana, acı çeken kadınlara, erkeklere ve çocuklara, suçsuz insanları hapse atıp işkence eden bir sistemin kurbanlarına bu sayede ulaşabiliyor.

    Beni işitenlere şunu söylemek istiyorum: “Umutsuzluğa kapılmayın.” Üstümüze çöken bela; vahşi bir hırsın, insanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu acının bir sonucu.
    İnsanlardaki bu nefret duygusu geçecek, diktatörler ölecek. Ve halktan aldıkları güç, yine halkın eline geçecek. Son insan ölene kadar özgürlük yok olmayacak.

    Askerler! Kendinizi vahşilere teslim etmeyin. Sizleri hakir gören ve esir edenlere, hayatlarınızı yönetmeye çalışanlara, size ne yapmanız, ne düşünmeniz, ne hissetmeniz gerektiğini emredenlere, hepinizi hayvan terbiye eder gibi şartlandırıp topun ağzına sürenlere boyun eğmeyin. Bu doğa dışı adamlara, bu makine kafalı, makine kalpli adamlara boyun eğmeyin.

    Sizler birer makine değilsiniz! Sizler hayvan da değilsiniz! İnsansınız. Kalbiniz insanlık sevgisiyle dolup taşıyor. Nefret etmeyin! Yalnızca sevilmeyenler nefret eder… Sevilmeyenler ve doğaya aykırı olanlar.

    Askerler! Kölelik adına savaşmayın, özgürlük için savaşın! St. Luke İncil’inin 17. bölümünde şunlar yazılıdır: “Cennet insanların içindedir. Tek bir insanın ya da belirli bir zümrenin değil, tüm insanların içinde, sizin içinizdedir.”

    Siz insanlar güce sahipsiniz. Makineleri yapacak güce, mutluluğu yaratacak güce… Bu hayatı özgür ve güzel kılacak güce sahipsiniz. Hayatı olağanüstü bir maceraya çevirecek olan da yine sizlersiniz. Öyleyse, demokrasi adına haydi sahip olduğumuz bu gücü kullanalım. Birleşelim! Yeni bir dünya için savaşalım, insanca bir dünya için… Herkese çalışma şansı verecek, gençlere gelecek, yaşlılara güvenlik sağlayacak bir dünya için savaşalım…

    Zalimler de böyle sözler vererek iktidara geldiler. Ama yalan söylediler! Sözlerini tutmuyorlar. Hiç bir zaman tutmayacaklar! Diktatörler sadece kendilerini özgürleştirir, insanlarıysa esarete mahkum ederler.

    Haydi şimdi bu sözleri tutmak için savaşalım. Dünyayı özgürleştirmek için savaşalım. Uluslar arasındaki sınırlar olmadan yaşayabilmek, kendimizi hırstan nefretten ve hoşgörüsüzlükten arındırmak için… Sağduyulu bir dünya için… Bilimin ve gelişmenin bütün insanlığa mutluluk getireceği bir dünya için savaşalım."

    Efsane konuşmanın orijinali: https://www.youtube.com/watch?v=ys7hv-xT0jw
  • İster gönlünce yaşa, ister yaşama
    İster koşarak git, hiç yavaşlama..

    Bu yol yürünecek dostum, çare yok
    Mutluluk gibi ölüm de bir aşama !..
  • Savaşların (Moğol istilası, Haçlı seferleri, Endülüs'ün durumu) ve yeni deniz yolları keşfinin birlikte etkisinin yol açtığı İslam dünyasındaki ekonomik ve politik zayıflık, bilimlerde duraklamanın ana sebebi olarak görülüyor.
  • Zira bana göre ülkelerin asıl zenginlikleri para, borsa, döviz, yol, köprü, binanın yanı sıra, vatandaşların birbirine saygılı, sevgili davranması, huzurlu, güvenli, kaliteli bir yaşam geçirme imkanına sahip olması durumudur.