Amanın bir yeşillik, bir yeşillik, bir yeşillik, o kadar olur! Bakınca kopkoyu bir yeşillik görünüyor. Cevizli çamlara, çamlar çalılara, çalılar meşelere karışıp ve de yeşiller yeşillerle kaynaşıp gidiyor."
Fakir Baykurt
Efkar Tepesi
"Kıryolunun özü onun cevresinde bulunan
her şeyi bir araya toplar,
bu yoldan geçen herkese kendilerine
ait olanı geri verir."
Her sey zamansız bir 'öz' de,
ebedi bir şimdide durur.
Kıryolunun 'ileri gerisi' si dünyayı
'Aynı 'da sakinleştirir.
Her sey gözle görünen düzenin
gösterişsiz pırıltılı içinde durur.
Knulp, elindeki bir parça ekmeği özenle önündeki süte batırdı. Ekmeğin sütü nasıl emdiğine, beyaz sütün ekmek içinde nasıl yukarılara doğru yol aldığına baktı. Rahip, dostu Knulp'a çevirmişti gözlerini. Dostunun, örneğin saman çöpü üzerine bir böceğin tırmanışı, ya da suyun akışı, çeşitli meslek kollarındaki insanların çalışmaları gibi en basit şeyleri derin bir dikkatle, kendini vererek incelemeye daha çocukken alıştığını anımsadı. Şimdi de sütün ekmeğin gözenekleri içinde nasıl yukarılara doğru çıktığını yine öyle kendini vererek, ciddi ciddi, meraklı gözlerle, sanki dünyanın en ilginç olayı karşısında bulunuyormuş gibi inceliyordu.
Çekicilik, kişisel ve toplumsal kıskançlığın ortak, yaygın bir duygu olarak ortaya çıkmasından önce yaratılamazdı. Demokrasiyi amaçlayan, ama yarı yolda kalan sanayi toplumu böyle bir duygunun yaratılabileceği bulunmaz bir ortamdır. Kişisel mutluluk peşinde koşmak, evrensel olarak herkesçe kabul edilmiş bir haktır. Oysa günümüzdeki toplumsal koşullar bireyin kendisini güçsüz hissetmesine yol açıyor. Birey, içinde bulunduğu durumla olmak istediği durum arasındaki çelişkiyi her gün yeniden yaşıyor. O zaman da ya bu çelişkinin iyice bilincine vararak, başka şeylerle birlikte kapitalci düzeni devirerek tam demokrasiyi gerçekleştirme yolunda siyasal kavgaya katılıyor ya da kendi güçsüzlük duygusuyla beslenen kıskançlık duygusunun pençesinde hiç bitmeyen düşlere kapılarak yaşıyor.
En çok korktuğu şey hayaldi. Bu ikiyüzlü yol arkadaşı, bir bakıma dost, bir bakıma düşman; inanmadığın zaman dost, tatlı akışına kapılıp gittiğin zaman düşman.