Hiçbir şey, ateşli bir kuşku kadar aklı bileyemez ve hiçbir şey karanlığa giden bir yol kadar, olgunlaşmamış bir zihnin tüm imkânlarını açığa çıkaramaz.
Bir bilge öğrencisi ile birlikte akarsu kenarında oturuyormuş. Öğrenci öfkeyle sormuş:
" Neden hayat bu kadar zor ? Neden engeller hiç bitmiyor?"
Bilge suyu işaret etmiş.
"Bak suya engel çok. Taşlar, çamur, kökler... Ama su hiçbirini düşman görmüyor. Onları geçiyor , dolaşıyor, sabrediyor. Ve sonunda denize varıyor. Sen de su gibi ol. Çünkü deniz seni bekliyor."
Akarsu acele etmez, kendi ritminde akar. Damlalar yavaş yavaş ilerler ama sonunda dağları deler. Bu, insana gösterilen bir sabır dersidir. İnsan çoğu zaman hemen sonuç ister, hemen görmek, hemen bilmek ister. Ama akarsu gösterir ki sabırla akan yol, en sağlam olandır.
Övülen ilimler insanların dünya işleriyle ilgili ilimlerdir. Tıp ve matematik gibi. Bunların bir kısmı farz-ı kifâye, bir kısmı da farz derecesinde olmayıp fazilet kabilinden ilimlerdir. Farz-ı kifâye, dünya işlerimizin düzgün gitmesi için muhtaç olduğumuz tıp gibi ilimlerdir. Zira tıp beden sağlığımız için zorunlu bir bilimdir. Matematik de böyledir; çünkü o da alım-satım işleri, vasiyet ve miras mallarının bölüşümü vb. işler için gereklidir. Bunlar bir ülkede uzman ve uygulayıcılarının bulunmaması halinde o ülke halkının sıkıntıya düşeceği ilimlerdir. Birileri bu işleri yaparsa yeterli olur ve diğer insanlardan farz düşer. Tıp ve matematiğin farz-ı kifâye ilimlerden olduğunu söylememize şaşırmamak gerekir. Hatta ziraat, dokumacılık, siyaset ve dahası hacamat (kan alma) ve inşaatçılık bile kifâî farzlardandır. Çünkü (söz gelim) bir beldede kan alma uzmanı bulunmaması, insanların ölmelerine, kendilerini ölümle yüz yüze getirecek sıkıntılar yaşamalarına yol açabilir. Derdi veren Allah devasını da vermiş; tedavi yolunu göstermiş, tedavi olmanın sebeplerini hazırlamıştır. Şu hâlde bir kimsenin tedaviyi ihmal ederek kendisini tehlikeye atması caiz değildir.
Farz derecesinde olmayıp da fazilet kabilinden olan ilimler de vardır. Bunlar, matematiğin incelikleri, tıp biliminin derinlikleri ve (uygulamada) ihtiyaç duyulmayan daha başka konulara ilişkin olup da ihtiyaç ölçüsündeki bilgilere ilave güç kazandıran bilgilerdir.
Çoğu insanın yol açmaya cesareti yoktur. Ya sağa döner ya sola; üçüncü bir yoldan yürümek istemez. Hep hazır yola sapmaya çalışır. Kendi taş yolunu döşeme gayretini bir türlü sarf etmez. Bu bir cüret, cesaret meselesidir. Ama şunu bilin ki azizim, hayatta ancak kendi fillerini Alp Dağı'ndan aşıran, aşırmayı düşleyen insanlar başarılı olur.
Mükemmellik, dikkatinizin esnekliğinde yatar. Çok fazla odaklanma otistik bir tutum yaratabilir ve bu da büyük ölçüde esneklik gerektiren insan etkileşimlerine elverişli değildir. Tersine, çok dinamik olan dikkat, hiperaktiviteli veya hiperaktivitesiz dikkat eksikliği (DEHB) gibi durumlara yol açabilir. Hedefiniz, bu dikkat spektrumunun uç noktalarında ve ara noktalarında bilinçli ve gönüllü olarak ustalaşmaktır.