8/10
·342 syf.··
2026 7. kitabı
☛ 𝔹𝔼ℕ 𝔾𝔼𝕃𝔻İ𝕄𝕄𝕄 ☚ Uzun bir ara oldu biliyorum ama artık döndüm canım dostlar... Nasılsınız keyifler nasıl? Bugün size canım #engelsizokurlaokuyoruz ekibimle okuduğumuz @dorlionyayinlari ‘ndan çıkan kalemini ve samimiyetini çok sevdiğim kıymetli dostum @yazardileknazlioglu ‘nun #zihinçelensonsuzyetenek kitabının yorumu ile geldim... #kitabınkonusu Efsaneye göre özel yeteneklere sahip kişilere Dilek deniyordu. Şimdiki dünyada ilk ve tek sonsuz yetenekle doğan Su (Alev) başka bir yetimhanede büyümüş ve aynı sokakta karşılaştığı Toprak’la (Ateş) hem dost hemde aşıklardır. 19 yaşına gelip üniversite hayalleri kuran iki gençten Toprak, bir gün küçük bir not bırakıp ortadan kaybolur ve işte hikaye burdan sonra bambaşka bir yol izler.Su Toprağı nasıl bulacağını düşünürken birden özel yeteneklere sahip olduğunu keşfetmeye başlar. Hayal ve gerçek arasında gidip gelen Su gözlerini kapattığında bulunduğu yer olan Antalya’dan farklı bir yer olan Toprağın yanında Güney Kore’de bulur kendini. Lakin Toprak onu tanıyamaz. Çünkü bambaşka bir karakter vardır karşısında.Her ikisi de aynı özel güçlere sahip olmasına rağmen Toprak iradesi dışında dövmeler yüzünden birine bağımlıdır artık... Toprak bağımlı olduğu bu kişiden kurtulabilecek mi? Su ve Toprak aşkını nasıl bir son bekliyor? İyi Dilek ırkı ve kötü Dilek ırkı arasındaki kin,nefret, güç ve intikam savaşı nasıl bir son bulacak? ☛𝔻𝔼𝕍𝔸𝕄𝕀 ☚ Semra sayfamın yorum bölümünde başa tutturmada... #okudumbitti #engelsiz_okurrr #mavikirpiklikadınvera #kesfet #isbirligi #reklamdegiltavsiye
Zihin ÇelenDilek Nazlıoğlu · Dorlion Yayınları · 202445 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 20. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:41
Hani hepimiz sürekli bir şeylerden şikayet ederiz ya, hayatın gürültüsünden, egonun bitmek bilmeyen fısıltılarından… Bu kitap elinde kahveyle, pencereden dışarıyı seyrederken okuyacağın, ruhunu okşayan bir kişisel gelişim kitabı değil. Bu, daha çok aynaya bakıp kendine ‘Ne işin var senin bu hallerde?’ diye sormana neden olacak cinsten. Kitabın başkarakteri Jiyan, bir medrese öğrencisi. Yani hani şu ‘modern’ dünyanın dayattığı tüm o frekans kirliliğine, ses karmaşasına rağmen içsel bir arayışta olan, ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün olaylar çözülür’ mottosuna inanan bir tip. Sen de sürekli ‘duyamıyorum, anlayamıyorum’ diye yakınırken, Jiyan’ın bir cinayete tanıklık etmesi ve onu çözmeye çalışması, üstüne bir de Niyaz’ın aşkını kazanma derdine düşmesi… Yetmezmiş gibi, bir de Abdurrahman Hoca’nın rehberliğinde kendi nefsini terbiye etme çabası var. Senin o ‘modern insan’ hallerine ne demeli peki? Hani şu ‘egosu güçlü ama rahatsız’ dediği tiplerden. Modern yaşamın tüm nimetlerinden faydalanıp, sonra da ‘ay çok yoruldum, çok bunaldım’ diye sızlananlardan. Jiyan, o gürültü kirliliğinin, frekans karmaşasının içinde bile bir yol bulmaya çalışırken, sen elindeki son model telefonla sosyal medyada gezinip ‘iyileşme’ hashtag’leriyle kendini avutuyorsun, değil mi? Gerçek iyileşme, öyle iki tıkla, üç beğeniyle olacak iş değilmiş meğer. Kitap diyor ki, ‘iyileşme’ sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel bir arınma. Yani öyle ‘detoks’ sularıyla falan olacak iş değil, bayağı bir iç hesaplaşma, bir nefis terbiyesi gerektiriyor. Abdurrahman Hoca’nın Jiyan’a yol göstermesi gibi, senin de bir Abdurrahman Hoca’ya ihtiyacın var belki de. Ya da en azından, Jiyan’ın hikayesinden biraz ders çıkarıp, o ‘gürültü’yü kısmayı denesen? Belki o zaman, sen de ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün
İyileşmeUğur Becerikli · Destek Yayınları · 20242 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Ali Nazik | Anıl Basılı Bir okul var, adı Sütliman… Ama içi fırtınalı. Ve umutları soluyor. Tam da o anda, sessiz sedasız bir çocuk giriyor devreye. Ali Nazik. Adı kadar yumuşak sesli ama kararlı adımlarla yürüyen bir çocuk. Kırk takla atanların, “özür dilemem” modasının hüküm sürdüğü bir çağda o, bambaşka bir yol seçiyor: Nezaketle direnmek. Yanına aldığı ekip de cabası: Bela Hüsnü’nün isyankar enerjisi, Çiçek’in tertemiz umudu, Vefa’nın derin sessiz gücü ve Munis Öğretmen’in rehber ışığı… Bir araya geldiklerinde okul sadece kurtulmuyor; yeniden doğuyor. Bu kitap sadece çocuklara hitap etmiyor. Yetişkinlerin unuttuğu cesareti, dostluğu ve “hâlâ iyi kalabiliriz” inadını hatırlatıyor. Kitabı okuduğumda fark ettim: Okudukça içimdeki paslanmış “iyi olma” dürtüsü yeniden çalışmaya başladı. Her bölümde biraz daha cesaretlendim, biraz daha umutlandım. Anıl Yazarın kalemi o kadar doğal ve samimi ki, sayfalar bitince “Ben de yapabilirim” dedirtiyor. Eğer son zamanlarda “Dünya çok kötü, elimden ne gelir ki?” diye düşünüyorsan… Bu kitap herkes için . Nazik olmanın aslında en güçlü duruş olduğunu hatırlatıyor. Sütliman Okulu’na gelmeye hazır mısın? İçindeki nazik devi uyandırmaya? Eğer son zamanlarda “Dünya fazla sert, ben ne yapabilirim ki?” diye düşünüyorsan… Ali Nazik’in yoluna bir göz at. Belki de cevap tam orada.
Ali NazikAnıl Basılı · Timaş İlk Genç · 202647 okunma
Puan vermedi·1216 syf.··
2019 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2019 00:00
"Bütün iyi seçenekler elinden alınırsa ne yaparsın?" Herkese merhaba... Geçen ay sonu başlayıp yetiştiremediğim, hem #kingokuyoruz, hem de Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap ve #herayinbiribiryayinevi etkinliklerinin ortak kitabı olan #mahşer le geldim. "yaşasın sonunda okuyorum" ruh haliyle başladığım, "adam yine yazmış arkadaş" diye devam ettiğim, "yahu öldürmek için mi adamı elli sayfa anlattın aşkolsun" diyerek kızdığım, "ne okuyordum ben, konu ne ara buraya geldi" diye şaşırdığım, "yok artık" diyerek bitirdiğim bir okuma oldu :) umarım anlatabilmişimdir :) Kısacası Stephen King işte... kitabın başı ve sondan az önceleri daha bir heyecanlıydı sanki. Bu kadar ne yazmış? diyenlere şunu söyleyebilirim, tek bir kurgu okumuyorsunuz. King 'olay bu kadar hadi dağılın' dememiş, başıyla sonunu arasında farklı olaylara geçiş yapmış ve bunu karakterlerle çok güzel bağlamış. İlk basımında yayınevinin önerisiyle üretim maliyeti sebebiyle 400 sayfalık bir kesintiye maruz kalmış kitap. Elimdeki tam metin hali 1080 sayfa. Ustayla ortak görüşümüz: filmlerin fantastik eserler üzerinde tuhaf bir şekilde örseleyici etkisi olması. Siz ne düşünüyorsunuz bilmem. Birleşik Devletlerin imzaladığı biyolojik ve kimyasal silahlar karşıdı anlaşmayı ihlal eden bir hükümet tarafından başkalaştırılmış bir virüs, kaçmaya çalışan bir görevli tarafından yayılıyor. Sözü edilen antijen virüsün çaresi yok. Çünkü insan bedeni, sürekli değişen antijen virüsü durdurmaya yetecek miktarda antikor üretemiyor. Doğru antikor her üretildiğinde virüs başka bir şekle bürünüyor. Bu yüzden aşı üretilmesi imkansız hale geliyor. Nüfusun büyük bölümü yok okurken kalanlar binlerce km yol katederek ortak bir yerde toplanıp yeniden yapılanmaya başlıyorlar. Konunun kabası bu. Ortak yeri nasıl biliyorlar?
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,928 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Osmanlı hukuk geleneğinde fetva müessesesi, şer‘î hükümlerin toplumsal hayata tatbiki noktasında en kritik mekanizmalardan birini teşkil etmiştir. Bu müessesenin işleyişini, sınırlarını ve müftînin taşıması gereken ahlaki ve ilmi nitelikleri belirleyen "Edebü’l-Müftî" türündeki eserler, Osmanlı hukuk metodolojisinin (usûl-i fıkh) önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda, Mehmet Fikhî el-Aynî’ye atfedilen Risâle fî Edeb’il-Müftî, müftülük makamının sorumluluklarını ve bir müftünün fetva verirken riayet etmesi gereken temel prensipleri ele alan kıymetli bir metindir. Eserde öne çıkan başlıca temalar şunlardır: Müftünün Nitelikleri: Fetva makamında oturan kişinin sahip olması gereken ilmi birikim (içtihat derecesi veya fetvada ehliyet), takva, feraset ve adalet gibi hususlar detaylandırılır. Fetva Verme Adabı: Bir soruna cevap verilirken dikkat edilmesi gereken usul; kaynaklara müracaat biçimi, meselenin vaka ile uyumu ve müftünün kendi görüşü ile nakil arasındaki denge. Sosyal ve Siyasi Sorumluluk: Fetvanın toplum düzeni üzerindeki etkisi ve müftünün, devrin yöneticileri ile halk arasındaki nezih duruşunu korumasına dair ahlaki tavsiyeler. Fetva Kaynaklarının Hiyerarşisi: Hanefi mezhebi içerisinde hangi eserlerin (zâhiru'r-rivâye vb.) fetvaya esas teşkil edeceği ve ihtilaflı meselelerde nasıl bir yol izleneceğine dair teknik bilgiler. Mehmet Fikhî el-Aynî, eserini kaleme alırken yalnızca teorik bir fıkıh kitabı yazmakla yetinmemiş, aynı zamanda dönemin fetva bürokrasisinin ihtiyaç duyduğu pratik bir kılavuz oluşturmayı amaçlamıştır. Risale, şu açılardan büyük önem taşır: Dili ve Üslubu: Müellif, teknik fıkıh terimlerini kullanırken Osmanlı ilmiye sınıfının kullandığı veciz ve ağırbaşlı üslubu başarıyla yansıtır. Uygulamaya Yöneliklik: Eser, sadece "fetva nedir"
Risale Fi Edebil-MüftiEbū’l-Feyż Meḥmed Fıḳhī el-ʿAynī el-Ḥanefî · İsam Yayınları · 20181 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:40
“Gitti ammâ ki neylesin bî-çâre Âteş-i dille cân ü dil pâre” Şeyh Galib’in henüz 26 yaşındayken, “Nâbî’nin Hayrâbâd’ından daha iyisi yazılamaz” iddiasına meydan okuyarak 6 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Türk edebiyatının sadece en parlak mesnevilerinden biri değil, aynı zamanda tasavvufi ve alegorik bir şaheser Kitap, aynı kabilede doğan, birbirlerine aşık olan Hüsn (Güzellik) ile Aşk’ın hikayesini anlatır. Ancak bu sıradan bir kavuşma hikayesi değildir. Kabile büyükleri, Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için onu Kalp Diyarı’na (Diyâr-ı Kalb) gönderir ve oradan Kimya’yı getirmesini şart koşar. Aşk’ın çıktığı bu yolculuk, aslında insanın kendi içine, nefsine ve hakikate yaptığı yolculuğun (seyr-i sülûk) ta kendisidir. Yol boyunca karşılaştığı engeller, devler ve cadılar insanın dünyevi hırslarını ve nefsin oyunlarını temsil ederken; ona rehberlik eden Suhan (Söz/Akıl) ise mürşid-i kâmili simgeliyor. Aşk o kadar acı çekip, o kadar yol yürüdükten sonra anlıyor ki: Aradığı Hüsn, aslında kendisinden başkası değilmiş. Yol da kendisiymiş, yolcu da, o uğruna canını dişine taktığı sevgili de... Bizim de hayatta peşinden koştuğumuz, “O olmadan asla mutlu olamam” dediğimiz şeyler (başarılar, sevgiler, unvanlar) aslında günün sonunda dönüp dolaşıp kendi içimizde tamamlamamız gereken eksiklikler değil mi? Aşk’ın geçtiği o zorlu yollar, aslında bizim kendi nefsimizle, egomuzla verdiğimiz mücadeleymiş meğer. Hikayenin sonunda Aşk’ın anladığı o büyük sır, edebiyat tarihinin en ters köşe ve en sarsıcı finallerinden biridir: Aşk, aslında Hüsn’ün ta kendisidir. Yol da yolcu da aranan da aslında tek bir kaynaktan ibaret Hüsn ü Aşk, aceleyle okunup bitirilecek bir kitap değil; her beytin üzerine dakikalarca düşünülecek bir tefekkür yolculuğu. Klasik edebiyatımızın bu
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,679 okunma