10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
İyi akşamlar arkadaşlar sizlere evlad Acısı yaşayan ama bu acısıyla yaşayıp kendine dönmeye çalışan bir kadının hayatının anlatıldığı mitolojik, spirütel dönüşüm, kuantum bilgisi ve şifalandırmanın anlatıldığı güzel bir kitapla geldim. Kitap yazar @ozlearikan hanımın #neva isimli kitabı. Neva çok sevdiği evladı Alp'i kaybedince içine kapanır gün geçtikçe daha da vahim bir durum olur. Ama bir gün Neva kendini bulmaya karar verir ve Guatemala'ya gider orada arkadaşı ile bir yolculuğa çıkar öyle güzel bir yolculuk ki Göbekli tepe'den, Karahan tepeye, Soğmataş'a uzanan antik dönemlere kadar giden bir yolculuk. Bir kadının kendini bulma yolculuğu anlatılıyor ama bizlere de bence yol gösteriyor. Neva bu yolculukta aradığını bulacak mı acaba? @fenikskitap @ozlearikan @okuyankuzenler #tavsiyekitap #vuslatınkitapkurtları #terskargaylaokuyoruz #fenikskitap
NevaHabibe Arıkan Ertürk · Feniks Kitap · 202615 okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 58. kitabı
Domenico Starnone’nin muzip ama bir o kadar da acımasız dünyasına adım atmaya hazır mısınız? Öyleyse başlayalım. Hikâyenin tam merkezinde bir "yanlış mesaj" yer alıyor; çünkü her şey onunla başlıyor. Ana karakterin durumu toparlamaya çalışırken kuyuya daha da batması, olayların tamamen kontrolden çıkmasına yol açıyor. Benzer bir durumla karşılaşsanız siz ne yapardınız? İnkar mı ederdiniz, yoksa izah mı? Starnone evreninde karakterimiz o panik anında durumu düzeltmeye çalışsa da yalanlar yeni yalanları doğuruyor; olaylar trajik bir boyut kazanırken soru işaretleri devasa şüphelere dönüşüyor. Yazar bu metinde teknolojiyi doğrudan eleştirmekten çok, onun dijital hızının ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor; adeta pimi çekilmiş bir bombayı okuyucunun kucağına bırakıyor. Eş ile mesai arkadaşı arasındaki o kaçınılmaz eşik, sadece bir sadakat testi değil; modern insanın takındığı maskeler ile düştüğü ikiyüzlülüğün trajikomik bir yansımasını sunuyor. “Gönderilen kısa bir mesaj nelere yol açabilir ki?” demeyin; bütün cevaplar Yanlış Hedef’te gizli; buyurunuz.
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026108 okunma
Reklam
"Tenlerin ayrılığı, canlara ayrılık getirmez."
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
157 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:28
Bayram Ali Öztürk... Hayatını Allah ve Resulü'nün (s.a.v.) yoluna adamış bir Allah kulu. Kendisini Allah'ın yoluna kurban etmiş mübarek bir hoca. Gelin size de hayatını kısaca anlatayım. Bayram hoca, Sakarya Karasu'nun Konacık köyünde doğmuştur. Henüz 5 aylık iken babasını kaybeder. İki yıl sonra tekrar evlenip evden ayrılan annesi de onu bırakınca 2-3 yaşından itibaren halası ve babaannesi'nin himayesi altına girmiştir. 12-13 yaşına basınca şehirde okumak için amcasının yanına yerleşir. Evlenene kadar amcasıyla kalan Bayram hoca, yüreğinde ki yetimlik duygusunu her daim taşır. Bu yüzden sakin bir mizaca sahiptir. Başı bükük, kendi hâlinde, suskun... Okuduğu için hep ders çalışırmış. Kendisine "Kütüphane mi olacaksın" derlermiş. Gerçekten de dedikleri gibi oldu hocamız... Evlenip askerliğini yapan Bayram hoca, üniversiteyi bitirmeye yakın Mahmut Ustaosmanoğlu'na (k.s.) danışarak bundan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorar ve böylece İstanbul'a gelir. Bir süre imamlık yaparak, sonrasında ise kadrolu olarak göreve başlar. Çektiği yokluk bir yana, marul-ekmek yiyerek hafızlığını tamamlar. Emekli olana kadar da camii görevine devam eder. İlköğretimden itibaren okuduğu kitapları biriktirir. Okuma, ilim, kitap aşkı ile 20.000 ciltlik bir kütüphanesi vardır. Bu kütüphane ile hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağı olmuştur. Kendisine "Kürsüde kükreyen, sokakta kedi gibi olan" lakabı takılmıştır. Canım hocam... Verdiği sohbetler içime işledi okurken. İnsanlara karşı koruduğu mizacı ise çok başka... O ise bu cümlenin ezikliğini hep hissetmiştir. Kitapta ise hocamızın hayatı, notları (bu kısımda çok güzel bilgiler vardı), sevdiği şiirler, beyitler, onu tanıyanların gözünde ki yeri ,albüm (şehadet elbiselerinin resmi de dahil) bölüm bölüm aktarılır. Sağolsunlar,
İnceleme
Şehid Bayram Ali Öztürk Hoca 1 (Hayatı ve Hatıraları)Bayram Ali Öztürk · Kubbe Yayınevi · 201892 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Millî Mücadele’nin hikayesi kaç yaşında olursak olalım, hangi dille anlatılırsa anlatılsın her zaman kalbimizin en derin yerine dokunmayı başarıyor. İşte bugün Mustafa Kemal ATATÜRK günü. Ve bu anda da bana Naim Babüroğlu’nun kaleminden "Kurtuluşa Giden Yol" eşlik etti. Her ne kadar Atatürk’ün hayatını ve Millî Mücadele yıllarını çok iyi bilsem de, bu dönemi bir çocuğun gözünden ve çocuklara yönelik o yalın, samimi dille okumak bambaşka bir deneyimdi. Kitap, 5. sınıf öğrencisi Ülkü’nün bir hatıra defterinin izini sürerek Atatürk’ün mücadelesine ortak olmasını anlatıyor. Sayfaları çevirirken sadece tarihi olayları hatırlamadım; o dönemin imkansızlıklarını, fedakarlıklarını yeniden yaşayıp derinden duygulandım. İçimdeki vatan aşkının, Atatürk sevgisinin ve minnet duygusunun nasıl yeniden yükseldiğini hissettim. Bize bu toprakları ve bu özgürlüğü armağan edenlerin hikayesini, kaç yaşında olursak olalım durup durup yeniden okumalıyız. Her kütüphanede, her yaşta mutlaka yer bulması gereken bir eser.
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 012 okunma
Puan vermedi·784 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:49
Bu bir yol romanı, bir edebiyat romanı, bir kayboluş hikâyesi ve belki biraz da bir erkeklik romanı. Sürekli poz kesen, hem kendi yaşamlarının hem etraflarındaki insanların sorumluluğunu almaktan kaçan, erkekliği ve cinselliği bir performansa dönüştüren ağzı bozuk erkekler… İş bu ki, her sayfada “siz ne yorucu adamlarsınız” diye söylendiğim 780 sayfalık bir kitabı ancak Bolaño gibi bir büyücü okutabilirdi bana. Öyle güçlü bir karikatürist gözü var ki Bolaño’da; yarattığı karakterlerin yürüyüş biçimini, konuşurken verdikleri pozu, şiir okurkenki kibirlerini, cinsel övünmelerini, sefalet içindeki teatral tavırlarını öyle muazzam çiziyor ki… Bir anda kaldırıyor üstlerindeki kabuğu ve altından kırılgan, beceriksiz, yalnız, korkak çocuklar çıkıyor. Koltuklarının altında kitaplarla dolaşan, şiir okuyan, şiir yazan, şiire inanan, şiirin ardında yürüyen romantik çocuklar. Bolaño ‘kendi kuşağıma yazdığım bir aşk mektubu’ demiş bu kitap için. Bir sahnede devrimci sanatçılar gibi duran, sonraki sahnede çocuklaşan bu insanlar birer karakter olmanın dışında, birer arkadaş, birer anı onun için. Hepsi bir yandan bir mite, bir ideolojiye, bir hayata adanmışçasına yaşamış bu insanlar. Aradıklarını bulmuşlar, bir şeye ait hissetmişler. Ama öte yandan öyle kaybolmuşlar ki; insan bazen serçe parmağını uzatıp onları evlerine götürmek istiyor. Nasıl da büyük adamlar, ah nasıl da çocuk içleri. Romanın merkezinde damardan gerçekçilik akımının iki genç şairi var: Arturo Belano ve Ulises Lima. Ve onların peşine düştüğü gizemli bir kadın şair: Cesárea Tinajero. Ama tuhaf olan şu ki, roman boyunca neredeyse hiç doğrudan karşılaşmıyoruz bu insanlarla. Onları başkalarının anılarından topluyoruz. Bu yüzden Vahşi Hafiyeler bazen bir romandan çok bir tanıklıklar korosu gibi geliyor insana.
Edebiyat
Vahşi HafiyelerRoberto Bolano · Can Yayınları · 2019217 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez ​"Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? ​Daha önce Melisa Kesmez'in kalemiyle tanıştınız mı? Benim yazarla tanışma kitabım 'Çiçeklenmeler' oldu ve iyi ki de olmuş. Bir kadının iç dünyasını kendi sakinliğinde aktaran, su gibi akan bir kitap bu. Okurken kendimi hep sorgularken buldum. Çok uzun değil, hatta akıp gidiyor ama hissettirdiklerini anlatmam gerçekten mümkün değil. ​ ​Hikâyenin merkezinde Türkan var. Türkan, bugüne kadar kendi isteklerini hep arka plana itmiş, daha çok eşinin ve evinin düzenine ayak uydurarak yaşamış bir kadın. Ancak eşi Orhan’ın ani kaybıyla, hayatındaki o alışılmadık sessizlikle baş başa kalıyor. ​Tam bu yas ve yalnızlık sürecinde, Orhan’ın yıllarca uğraşıp güzelleştirdiği ama bir kez bile yola çıkmadığı eski, sarı bir karavan kalıyor geriye. Hikâye de Türkan’ın o güne kadar hiç yapmadığı bir şeyi yapıp, o sarı karavanın direksiyonuna tek başına geçmesiyle yön değiştiriyor. Bu tek kişilik yolculuk, aslında basit bir gezi olmaktan çıkıp, Türkan’ın kendi iç sesini ve ertelediği hayatı tek başına keşfetme süreci haline geliyor. ​ ​Yazarın dili oldukça sade, abartıdan uzak ve duru. Yol boyunca Türkan kendi hayatının muhasebesini çıkarırken, ister istemez ben de kendi hayatımın muhasebesini çıkardım; eksilerimin farkına vardım, tabii bu doğrultuda artılarımı da keşfettim. ​Kısacası bu kitap sayesinde bir kez daha anladım ki hayat ertelemeye gelmiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki, her anın kıymetini bilip ona göre yaşamamız lazım.
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Reklam
Reklam