Haz ilkesinin ötesinde bir yazımda: Sevgi ve nefret karşılığını bir yaşam ve ölüm içgüdüsü karşıtlığına bağlamaya ve cinsel içgüdüleri yaşam içgüdülerinin en saf temsilcileri olarak göstermeye çalıştım.Ama bütün bu hoşgörüsüzlüğün kitle oluşumuyla ve kitle içinde yaşamakla bir süre yada büsbütün kaybolduğu görülür. Kitle ayakta kaldıkça yada kitlenin etkinliği sürdürdükçe bireyler kendilerini aynı tür yani homojen varlıklarmış gibi hisseder.Her birey ötekilerin özgünlüğüne yani orjinalitelerine katlanır.Ötekileri kendilerine eşit tutar.Onları kendisinden itip uzaklaştırmak gibi bir duyguya kapılmaz.