Yılmaz Örmeci

Yılmaz Örmeci
@yormeci
Çocuklara ve gençlere yönelik şiir, masal ve hikayeler yazıyorum. Yayınlanmış 3 kitabım var.
İnşaat Müh.
Lisans
Antalya
26 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
5- SİZ HİÇ ÖLMÜŞ EV GÖRDÜNÜZ MÜ?
3 defa ölmüş ev gördüm... Bu sebeple evimdeki lüzumsuz her şeyi vaktiyle dağıtmanın yoluna bakıyorum... Sizin için değerli olan şeylerin başkaları için son derece değersiz olabileceğini bu sayede öğrendim. Vaktiyle dağıtın yoksa geride bıraktıklarınıza çok yük oluyorlar... Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı? Tabaklarının dolaplarında öldüğü, en güzel fincanlarının, gümüş tepsilerinin, kristal bardaklarının raflarında can verdiği bir evde? Bir ev, içinde yaşayan öldüğü anda ölmez, evin ölümü daha uzun sürer, onun ölümü illa ki daha yavaş ve daha acılıdır. Açılmaya başlanan çekmeceler ve içindekiler ölür önce... Gümüş çatal bıçak takımları ve kutu kutu dantel sehpa örtüleri, rahibe işi masa örtüleri ölür... Hiç kullanılmamış olsa bile o çekmecelerde, o kutularda yaşayan örtüler, evin sahibi öldükten sonraki "göz atılmalar" sırasında, büyük bir acıyla ölürler... Çekmecesiyle birlikte ölürler; çekmecenin ferforje kulpu, topuzlu anahtarı, üzerindeki camlı büfesi, bir iki "bakılmadan sonra" ölür... Sonra yerdeki Hereke'ler, Bünyan'lar vardır sırada... Yıllarca üzerinde gezen sahibinin pazar işi terlik topukları delmez de, ondan sonra gelenlerin "acaba ne yapsak bunları" bakışları, kurşuna dizmiş misali deler, öldürür onları... Masalar ölür "ah nasıl taşıyacağız bunları" laflarını duyunca, biblolar ölür "kime vereceğiz bunları" sözleri üzerlerinde uçuşunca... Onca yıl yaşanan evdeki ayna sırları düşmüştür, kenarı kırılmıştır, çerçevesi solmuştur ölmemiştir ama şimdi yabancısı baktığı gibi ona, oracıkta ölmüştür... Yatak bazası altındaki hurçta misafir takımları, banyodaki hasır kutuda lavanta keseleri; yıllardır el değmemiştir, ölmemişlerdir de, "ne yapacağız bunları" diye değen ilk el, öldürür onları... Bakılmayan fotoğraflar, bakılmadıkları yerlerde yaşarlar;
Reklam
MİNİMAL YAŞAM - 5
BÖLÜM 5: AMERİKA'DA SON ALIŞVERİŞ TRENDİ: ALIŞVERİŞ YAPMAMAK! Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek! Kriz sonrası çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş! Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları "Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?" la ilgili. Ortaya çıkmış ki bir HİZMET almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına. Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor! Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor. Üstelik mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 'dünyanın en çok satın alan halkı', kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor. Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları kadar mesut ettiğini iddia ediyor. Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga derslerine ve tatillere harcıyorlar. ... 100 Eşyayla Yaşamaya Davet! Bir internet sitesi, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel eşyayla yaşamaya davet ediyor! Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek. Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor. Hikâye psikologlara göre şu: İnsanlar, iyi ya da berbat, yaşamlarındaki tüm
MİNİMAL YAŞAM - 4
BÖLÜM 4: NASIL ÖZGÜR OLUNUR? Özgür olmak için hepsinin temel düşünce ve felsefesini bildiğim filozoflar bugün yaşasalardı elbette kendi yaşantıları, çağları, felsefeleri ve dünya görüşlerine göre tek kelimeyle bu yanıtları verirlerdi. (Bakınız ekli resim.) Herkesin bir yaşam tarzı, kendine özgü doğruları ve felsefesi vardır. Benim de var. "Uygarlık" adını verdikleri bugünkü yaşam şeklimiz kesinlikle "Özgür" olmamızı hedeflemiyor. Tam aksine uygarlaştıkça daha da köleleşiyoruz. Eğitim, okul, aile, çevre, devlet yönetimi ve tüm sistem bizi belli kalıplara sokuyor, bu kalıplarda şekil almamız için maddi ve manevi baskı uyguluyor. Bu cam fanusun içine girip o şekli alınca onların gözünde "Örnek İnsan" (!) oluyoruz. Özgürlük doğanın kendisinde zaten var aslında. Evcil olmayan; kafese, akvaryuma veya ahıra kapatılmamış, zincir vurulmamış tüm hayvanlar özgürdür ve kendi habitatlarını oluşturup hemcinsleriyle sürdürülebilir bir yaşam sürerler. Peki, sistemin bizlere dayattığı yaşam tarzı; insan varlığı, sağlığı ve geleceği için kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı mıdır? Bence asla değildir. Son model arabalar, yazlık ve kışlık evler, plazma televizyon ve bilmem kaç terabaytlık bilgisayarlar vazgeçilmezimiz midir? Bunlara sahip olmak için daha çok çalışmamız, birbirimizi ticarette, dinde veya siyasette daha çok kandırmamız gerekmiyor mu? Özgürlüklerimizi kısıtlamadan, yaşamaya daha fazla zaman ayırmadan ve toplumsal barışı korumadan bunlara sahip olabilir miyiz? Günümüzde "Özgür" olmanın tek yolu sadece "İhtiyaçlarımızı Kısıtlamak" tan geçer. Gerçek ihtiyaçlarımızı belirlemek içinse bilinçli bir tüketim alışkanlığı kazanmalı, çevremize ve genç kuşaklara da bunu öğretmeliyiz. Saygılarımla. Yılmaz
MİNİMAL YAŞAM - 3
BÖLÜM 3: MİNİMAL YAŞAMIN YARARLARI - Gereksiz eşyalardan kurtularak hayatı daha sade yaşamak, - Çok fazla eşya ve insanların vereceği dağınıklık ve kafa karışıklığından kurtulup daha huzurlu bir yaşam sürdürmek, - Zaman tasarrufu sağlayarak kendine, hobilerine, kitaplarına ve sevdiklerine daha fazla zaman ayırabilmek, - İnsanlara, çevreye ve doğaya daha az zarar vererek ülkemizin ve dünyamızın kaynaklarını gereksiz tüketmemek, - Kendi emeğimizi üretimde değerlendirerek hem psikolojik, hem ekonomik yararlar elde etmek, - Ülkemizin ve dünyamızın gidişatı konusunda endişelerden kurtularak gerektiğinde parasız bile yaşanabileceğini öğrenip endişe, karamsarlık ve ruhsal baskıdan kurtulmak, - Hayatı daha verimli yaşayarak kısıtlı zamanlarımızı en güzel şekilde değerlendirip tatmin duygusu yaşamak, - Bu yaşam tarzı hakkında diğer insanlarla da iletişim kurup bilgi ve fikir alışverişinde bulunarak yeni şeyler öğrenmek ve öğretmek, - Moda, kıskançlık ve kıyaslama gibi toplumsal baskı ve alışkanlıklardan kurtulup daha özgür yaşamak, - Eşyalara değil insanların kendisine ve yaşam tarzlarına değer verip saygı duymayı öğrenerek pekiştirmek ve böylece toplumsal barışa katkıda bulunmak, - Bilinçli ve gerekli alışveriş yaparak iş, hizmet ve malzeme üreticilerini daha iyi, kaliteli ve ucuz üretime ve satışa yönlendirmek. - Elde ettiğimiz boş zamanlarımızı ve birikimlerimizi ailemiz, sevdiklerimiz ve toplum için en verimli şekilde harcayarak manevi tatmin duygusu yaşamak, - Minimal Yaşam tarzının geçici bir MODA değil; sürdürülebilir ve yaygın bir AKIM olmasını sağlayacak girişim ve davranışlarda bulunarak kendimiz, ailemiz, çevremiz, ülkemiz ve tüm dünya için her konuda gerçek fayda üretmek. Yılmaz
MİNİMAL YAŞAM - 2
BÖLÜM 2: MİNİMAL YAŞAMIN GEREKLERİ Minimal Yaşam tarzı benim birkaç yıldır uyguladığım bir yöntem aslında. Hiçbir zorluğu yok ve bu yaşam tarzından istediğiniz zaman kısmen veya tamamen vazgeçebilirsiniz. Daha iyisi bunu ara-sıra yapmanızdır. Bazı hallerde kendimi ödüllendirmek, sevincimi arttırmak ve kendime özel zaman ayırmak gibi gerekçelerle çok gerekli yerlere ben de normal yaşam tarzında olduğundan bile daha aşırı harcamalar yapıyorum. Tabii bunun için kullandığım kaynak tamamen yaptığım TASARRUF'larımdır. Tasarruf için ise mutlaka kendinizi sonuna kadar sıkmanız gerekmiyor açıkçası. Zaten bir süre sonra bu yaşam tarzına alışacaksınız, ara sıra bu yaşam tarzından kaçamak yapmayı sakın ihmal etmeyin. Çünkü Minimal Yaşam'ın asıl amaçlarından biri zaten budur, kendinize hayatınız boyunca eziyet etmek değil. Minimal Yaşam'da insanın kendine özgü bir yaşam tarzı olmalı. Ev halkını veya iş arkadaşlarını bu yaşam tarzına zorlamak veya dayatmak asla doğru değildir. Siz eğer iyi bir örnek olursanız onların sizi takip etmesi ve bu tarzı benimsemesi daha kolay ve etkili olacaktır. Minimal Yaşamı bir yaşam tarzı olarak benimseyip kesin kararınızı verdiğinizde: - Öncelikle Minimal Yaşam'ın olmazsa olmaz başlangıcı olan ev eşyalarımızı daha yararlı hale getirmek, işe yaramayanları atmak veya kullanılabilecek durumdaysa ihtiyacı olanlara vermekle başlayalım. Daha az eşya daha fazla ferahlık verir ve sadeleşmeye kendi evimizden başlayalım. - İkinci olarak ev eşyalarımızdan ve elbiselerimizden değişik yararlanma yöntemlerini araştıralım. Çöpe atmayı düşündüğümüz bazı elbise veya ev eşyaları inanılmaz ve akla gelmeyecek şekilde değerlendirilip evimize güzellik, rahatlık ve kullanım sağlayabiliyorlar. - Üçüncü olarak ev ekonomisine katkıda
Reklam