Yorum

Dağlı isimli okurun asıl gönderisini gör
Ama haddizatında sonuca bakmak lazım.
Burada bir vasfın kökeni irdeleniyor. Diğer paylaşımları da ya da kitabı okursanız Mutezile ile Cüneyd öncesi ilk Zahidler ve mistikler arasındaki el emri maruf ven-nehy anil münker kaidesi üzerine olan benzer düşkünlüğe atıf edildiğini görebilirsiniz.
Haklısınız size katılıyorum lakin benim vurgulamak istediğim şey her bir zümrenin hakkı temsil hususunda ilk başlardaki gayret ve istikametini kaybedip ve nihayet sapık fırka olarak vücud bulmalar hususudur vesselam
Mutezile'nin ilk başlarda Sufiler olarak adlandırılması ile hakkı temsil etmek gayreti arsında nasıl bir ilişki kurdunuz? Onların ne ibadete olan düşkünlükleri değişti, ne de savundukları inançları. Sadece başka bir taife bu adlandırmayı kendilerine için kullandırtmayı başardılar.
Kelam ilminin henüz şekillenen düzeninde fikir ayrılıkları olunca haliyle kendi düşüncelerinin haklılığını savunuyorlar böylece doğruluktan sapıyorlar ezcümle kendi prensiplerini savunup ehl-i sünnetten ayrılıyorlar bu da mutezilenin esatiri evveli zühd ve takva olsa da neticesinin beyhude olduğunu gösteriyor.
Neticeler Allah'ın takdirine kalmıştır. Onun indinde yapılan hiç bir salih amel de küfre düşülmedikçe beyhude değildir. Siz davetçi bakış açısıyla baştan hükmünü verdiğiniz sonuçları önemsiyorsunuz anlaşılan. Bana kalırsa ezbere yazılmış tarihin gerçek tarafını bir nebze olsa dahi yakalamak bu gibi detay ve etkileşimlerden geçiyor.
İşte tan da bu "küfre düşülmedikçe" fakat ne var ki mutezile kader gibi imanın 6 rüknünden biri olan bahiste farklı bir yol izlemiştir tabi sonra daha birçok konuda tefrikaya düşmüştür. Bilakis ezber yazılan yada dayatılan tarih değilde öncesi ve sonrası olarak ele alınca sizde göreceksiniz ki onlarda mantık dışında herşey red noktasındadır.
Hem tekfir etme, hem de amellerine kâfir muamelesi yap. Oyunu biraz dürüst mü oynasak? Ne Kadı Abdülcebbarı ne Hanefi usülü fıkhının pirleri olan mutezile'nin eserlerinden haberiniz olduğunu sanmıyorum. İşte ezber dediğim bu.
Anlıyorum ben mutezileyi bütün bütün yok saymadım bildiğim kadarını özetledim öğrendiğim şu ki ayrılıkçı bir fırka olarak ehli sünnet düsturundan çok uzaklar haliyle faidesizler görüşünüze saygı duyuyorum
İstediğiniz kadar faidesiz görün. Bu gün usülü fıkıh ilmi dediğiniz ilmin temelini atanlar Mu'teziledir. Bu ilmin 4 ana eserinin ikisini onlar yazmıştır. Biri Kadı Abdülcebbarın el-Umedi diğeri Ebü'l Hüseyin el-Basri'nin el-Mutemed'i. Sünni kelamcılar, hatta Mutezileye en uzak olan Hanbeliler dahi onların temelleri üzerine usulü fıkıhlarını inşa ettiler. Kıyas bahsinin kavadihül ille babında hala mutezile'nin belirlediği kıyası iptal eden unsurlar üzerine bir taş koyabilen çıkmadı. Kaldı ki Hanefi usulünün imamları Mu'tezile idiler. Ebu Said el-Berda'i gibi, ya da Ebü'l Hasen el-Kerhi. Bunlar kendi yaşadıkları dönemin Hanefi mezhebinin imamları idiler. Hatta ikincisi aynı zamanda Mutezile'nin imamlarındandı. Bu kadar safların birbirine girdiği bir tarihte faydasızlıktan söz etmek zor. Kısacası bu konular hakkında sağlıklı bir fikir elde etmek için hem usülü fıkıhta hem de İslam mezhepleri tarihi ve mezhep âlimlerinin biyografilerinde belli bir okuma ve birikim gerekiyor. Öbür türlü hep genel geçer kaidelerle avunuluyor. Burada bitiriyorum, geceniz hayrolsun...
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.