Yorum

ALİ isimli okurun asıl gönderisini gör
1. Kadının evin içinde yaptığı işler keyfi olarak maddi bir değerden yoksun bırakılmıştır. 2. Kadının herhangi bir mesleğe sahip olması , başka erkeklerle muhattap olmaması nedeniyle yine aynı zihniyet tarafından yasaklanmıştır. 3. Bugün kadın artık maddi anlamda kendi ihtiyaçlarını giderecek bir işte çalışabilmektedir . O zaman bu uygulamanın ilga edilmesi gerekmektedir .
1. Bizi yaratan Rabbimiz fıtratımıza uygun olarak bizlere sorumluluk vermiştir. Bu kapsamda hanımefendilerimize evin iç işlerini yürütmek ve çocuk yetiştirmek sorumluluğu verilmiş. Erkeğe ise geçim sorumluluğu verilmiş. Biz fıtratımıza uygun olarak sorumluluklarımızı yerine getirirsek asıl keyif budur. Becerilerine uygun sorumluluk yüklenmiştir. 2. Hanımefendilerimize meslek edinip para kazanma yükümlülüğü bulunmamaktadır. İş hayatı zannedildiği gibi toz pembe değildir. Baskılı ve zorlayıcıdır. Hanımefendilerimiz bu yıpratıcı sorumluluğa girmek mecburiyetinde değildir. İş hayatında ki mahremiyet sınırlarının dikkat edilmediği düşünüldüğündr hanımefendilerimiz için sakıncalıdır. Peygamber efendimiz bu kapsamda şöyle buyurmuştur. " Bir kadın için en hayırlı yer evinin ortasıdır. 3. Rabbimizin bize koyduğu kurallari biz aciz kulların kaldırması düşünülemez. Rabbimizin koyduğu kurallara aykırı kural koymakda şirktir. Biz müslümanlar için en çok kaçınmamiz gereken konudur
1. Kadın ve erkek arasında böyle bir ayrım yoktur , olamaz . Yapılan bir çok araştırma var . İnsanları farklı açılardan ( güç , dayanıklılık , stres karşısındaki tavır , psikolojik dayanıklılık , ağırlık kaldırma vs.) karşılaştırabilir ve bu karşılaştırmalarda kadın ve erkek arasındaki fıtrat farkından ziyade çeşitli skalalarda sonuçlar elde ederiz . 2.Kadının ev içindeki uğraşının dışarıdaki işlerden daha az yıpratıcı olduğunu düşünmek , ev içindeki işlerin müşterek olarak yapıldığı bir ortama sahip olmayışınızla ilgili olabilir . Ayrıca kadını bir bitki gibi sen buraya aitsin burada yaşa , ev işlerini yap, çocuk doğur gibi bir zihniyetle eve kapatmak kadın için dışarıdaki zorluklardan daha korkunç sonuçlara yol açacaktır . Kendinizde uygulamaksızın sadece empati aracılığıyla da bunu anlayabilirsiniz . 3.1500 yıl önce var olan , bugün için anlamsız olan kuralları savunmak oldukça ilginç . Ayrıca iş hayatındaki mahremiyet konusunda da , bir insanın mahremiyet ihlali için eve kapatılması, internet , telefon gibi araçların etkisiyle de anlamsız kalmaktadır . 4. Her şeyi tasarlamış olan Tanrının Çağlar içerisindeki değişimi bizden daha iyi görmüş olması nedeniyle tarihsellikten çok evrenselliğe yönelik kurallar koyması gerekirdi . Bu haliyle dinlerin ortaya koyduğu kurallar , insan eliyle oluşturulmuş “evrensel insan hakları beyannamesi”nden daha geridedir.
1. Hanımefendilerimiz ve erkekler arasında ki farkı görmek için etrafınıza bakmanız yeterli olacaktır. 4 yıldır profesyonel iş hayatımda iş yetiştirme stresi baskısı altında hanımefendilerimizin sinir krizi geçirip hüngür hüngür ağladığına birçok kez şahit oldum. 2. 8 yıldır tek başına yaşayan birisi olarak elhamdülillah ev işlerine hâkimim. Ev işlerinin zahmetinin oldukça bilincindeyim. Bir erkek ne kadar yardımcı olursa olsun evin temel sorumluluğu hanımefendilerimizin omzundadir. Hem iş hayatının sorumluluğu hemde ev sorumluluğu hanımefendilerimizi yıpratmadir. Bunu doğrudan gözlemlemekteyim. Sizin iddia ettiğiniz gibi hanımefendilerimizi hapsetme gibi bir yaklaşım İslam'da bulunmamaktadır. Mahremiyet sınırları içerisinde hanımefendilerimizin kendine ait sosyal yaşamları vardır. 3. Mahremiyet sadece iş hayatında değil tüm hayatımız da dikkat etmemiz gereken bir meseledir. İş hayatında ve kamusal alanda hanımefendilerimize yönelik taciz ve rahatsız etme olaylarını saymakla bitiremeyiz. Çalıştığım birçok hanımefendi bundan yakınmakta. İslam bu kapsamda mahremiyet sınırları ile hanımefendilerimizi korumaktadır. 4. İki yüzlü olan Batı'nın oluşturduğu evrensel insan hakları beyannamesi sanırım sadece batıda ki yaşayan insanları kapsamakta. Hatırlatmak isterim ki İnsan hakları beyannamesi yazan toplumlar insanlığın yüz karası olan Dünya Savaşlarına neden oldular. Sadece 2. Dünya Savaşında 60 milyondan fazla insan öldü. Bu beyannameyi yazan toplumlar diğer yandan Cezayirde soykırım yapıyordu. Günümüzde durum farklı mi ? Tabii ki hayır. Irak'ta yapılanlar? Bosna Hersek de yapılanlar ? Filistin'de yapılanlar. Doğu Türkistan ?.
ALİ
ALİ
1. Bireysel olarak yaptığımız gözlemler , bilimsel araştırmalar gibi genellenemez, eğer iş yetiştirme stresi sadece kadınlarda olur derseniz erkeklerde bu sorunun olmaması gerekir ki eğer erkeklerde de varsa benim yukarıda değindiğim gibi değişen oranlarda herkeste vardır.( Hanımefendilerimiz gibi bir kullanım komik geldi :D) 2.Erkek ev işlerine yardım eder derseniz , bu iş sanki kadının işiymiş de erkek lütfedip yardım ediyormuş gibi bir anlam çıkar , bu da kabul edilebilir bir şey değildir . 3. Taciz olayları sadece kadınların başına gelen bir şey değildir maalesef , erkek ve çocukların da başına gelmektedir , hem de bu sadece mahremiyet( sizin kullandığınız anlamda) ile ilgili de değildir. Yine araştırmalar şunu söylüyor ki taciz , tecavüz ve şiddet olaylarında faillerin büyük çoğunluğu tanıdıklardan oluşuyor , buna aile bireyleri de dahil . O zaman hanımefendileri eve kapatmak taciz olayları için çözüm olmayacaktır .Ayrıca , kadını toplumsal hayattan çıkarmak , onun arkadaş , dost , komşu , sınıf arkadaşı , esnaf , meslektaş gibi statülerini elinden alıp sadece cinsel kimliğiyle tanımlamak , kadını daha büyük bir tacizin ortasında bırakacaktır . Gülmesi , yürümesi , sesi , konuşması , elbisesinin hışırtısı , ayakkabısının tıkırtısı ( rujuna, kahkahasına , gece dışarı çıkmasına ve mini eteğine hiç değinmiyorum bile ) dahi namahrem olan kadından beklenen tek şey görünmez olmasıdır .Kadını sosyal hayattan çekmek yerine erkeği eğitseniz ( ama tabi ki bu nasıl mümkün olsun? , erkeği baştan çıkaran hep şeytan kadınlar olduğu için…) 4.Batının ikiyüzlülüğü değil konumuz ki batı da bu noktada çok temiz değil , insanların eşit olduğu ,cinsiyetin ve cinsel yönelimlerin; mirası , seçim hakkını , eğitim hakkını , çalışma hakkını ,tatil hakkını vs. etkileyemeyeceğine dair tavrını ifade ediyorum .Son olarak , savaşların tamamının dinler nedeniyle ortaya çıktığını düşünüyorum , en azından şunu söyleyebilirim , insan haklarından bahsederken (batının her şeyini kabul ettiğim gibi bir anlam çıkmıyor ) dinlere rağmen insanı eşit gören anlayıştan bahsediyorum . En azından bu yazılı belgede 2000 yıl öncesinin kurallarında diretmeyle karşılaşmıyoruz. ( Batı diye bir kavramdan bahsetmedim halbuki bir beyannameden bahsettim ) Sanki bu beyannamenin güzelliğinden bahsederken onların her yaptığını onaylıyormuşum gibi bir safsataya düşmüşsünüz .
Son olarak , dilerim ki bundan sonra kadınlar kendilerini başka bir insanın himayesine terkedecek kadar kimlik ve kişiliklerinden vazgeçmezler ,…Çok beğendiğim bir sözü de paylaşmak istiyorum : “Dinden kadını çıkart, konuşacak tek şey bulamazlar...Siyasetten dini çıkart. tek oy alamazlar...”
İslam, bir yaşam tarzı olduğu için sadece bir meseleyi ele almak, sonuç açısından elle tutulur bir şey elde etmeyi imkansızlaştırır. Sahabe devrinde ki gibi, doğal bir yaşam sunacak bütün unsurları düşünmek, hayata geçirmek, her bakımdan emirlere ve nehiylere sarılmak gerek. Eğer sadece kadının sosyal yaşamı üzerinden değerlendirirsek, konu eksik kalır ve hiç bir şekilde bağlanamaz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.