Katılıyorum, elbette ki insan sosyal bir varlık ve elbette yaşantımızı paylaşma ihtiyacı doğamızda var ve tabii ki çok güzel. Bunu yadsımak insanın varoluşunu reddetmek olur. Paylaşma yetimizle insan türü olarak evrildik. Burada mesele kiminle ne kadarını paylaştığımız. Gerçekten paylaşabileceğimiz yakınlarımızla mı yoksa bizi tanıyan tanımayan, uzak yakın onlarca yüzlerce kişiyle mi ve nasıl, ne niyetle? Ontolojik gereksinimle mi yoksa dostlar alışverişte görsün mü? Arkadaşın iletisinde yazdığı gibi onu kullan, bunu al, aaa olmaz ki ama hâlâ almadın mı yemedin mi gitmedin mi çılgınlığına ne demeli? X'te haberi görmedin, WhatsApp durumuna bakmadın, instagramın yok, "hikaye"sini beğenmedin, iş yerinin tanıtımını platformlarda yapmadın diye zılgıt yer hale geldik. Bu artık iktidarın kitlelere değil, herkesin birbirine tahakkümüne dönüştü.
Ve kesinlikle katılıyorum, geri dönüşü mümkün değil, o eşik çoktan geçildi, belki teknolojinin gelişimi ile birlikte kaçınılmazdı biraz da bu durum. Kitle'nin tabiatı malum, otoritenin de. Ve evet, "insan" da her şey gibi bir tüketim nesnesi bu çağda.