Yorum

Erhan Özdemir isimli okurun asıl gönderisini gör
Ben denk geldikçe bloğundan takip ediyordum yazdıklarını. (Daha doğrusu resimlerine bakıyordum diyelim:) Benim ilgimi çeken kısım kitabın kendisi veya zorluğu falan değil. Okurun kitapla kurduğu ilişki daha çok. Çekirdeğimi alıp seyretmek hoşuma gidiyor. Harcanan mesai, okuma sürecinde yaşanan bürokrasi ve kaos, kitabın kendisinden çok daha faydalı benim adıma. Gel gör ki bu özetin özeti diyebileceğimiz ve çok özenle hazırlanmış inceleme kendi başına bile harika bir rehber olmuş. Senin kitapla ilgili diğer çalışmalarına akmadan önce muazzam bir başlangıç noktası. Kitapla ilişki kurmak isteyenler için bir kamu hizmeti kesinlikle. İyi ki senin gibi okurlar var ve edebiyatın hinterlandına muhteşem izler bırakıyorlar. Emek dediğimiz şeyin edebiyattaki somut bir karşılığı. Gözlemci sıfatıyla takipte kalmaya devam edeceğim... İnsanlık adına teşekkürlerimi sunuyorum:)
İnsanlık önemli değil, senin beğenmen yeterli benim için:) Ulysses insanların önce ilgi duyduğu, daha sonra da overrated olarak tanımladıkları bir kitap. Bunun en önemli nedeni okunamaması, özellikle ilk çevirisi tam kabus. Aslında bir nevi bu şeyi kırmaya çalıştım ben. Tamam epey alakasız şey var kitabın içinde, ama söz gelimi savaş ve barışta bundan çok daha fazla ilgisiz şey var. günümüz okuyucusu için. Sadece Joyce bunu Tolstoy gibi klasik birşekilde vermiyor, oyun oynamak istiyor okuyanlarla. O da bi şekilde- işte yardımcı kitaplardan takip etsek bile- kafayı çalıştırıyor, araştırmaya itiyor insanı ya da. Bloga özellikle resim/ video ekliyorum, biraz çekici olsun diye. Tabii bunlarda diğer her şey gibi eksi puan normalde edebiyat camiası için, ama nasılsa alakam yok benim onlarla:) Sadece kitabı bir dinem okumak isteyip de cesaret edemeyemnler için uğraşıyorum aslında- benim gibi:) Çok teşekkürler , şucorona geçsin ben de çekirdeğimle yanına geleveğim insanları seyretmeye:)
Tolstoy benzetmesi harika. Sadece bu kitap özelinde değil, genel olarak bu tip kitaplar için güzel bir bakış açısı! Zaten burada değerli olan kendin için yaptığın bir şeyi kendinle sınırlamaman. Belki alakasız olacak ama Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin Fütuhat-ı Mekkiye eserini her biri 500 sayfadan 10 cilt olarak Türkçe’ye kazandıran Ekrem Demirli bir söyleşisinde “kendi akademik çalışmalarım için bu eseri okumam gerekiyordu. Madem okuyacağım bunu aynı zamanda tercüme edeyim” minvalinde bir açıklamada bulunmuştu. İşte yazın dünyasını zenginleştiren şey de bence bu bakış açısı... Birbirine tamamen zıt örnekler olsa da açtıkları kapı aynı yere çıkıyor. Evet koronadan kurtulmak lazım. Maske ile çekirdek yenmiyor çünkü:) Sağlıcakla kal...
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.