" Hayatında her şey o kadar çabuk değişiyordu ki , aradan bir müddet geçtikten sonra gene aynı halde kaldığını gördüğü eşya onu şaşırtıyor ve üzüyordu."
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı ? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ? "
Anne ! Müsade eder misin senin dizine yatayım ? Hani ya bir vakitler beni nasıl dizine yatırır da saçlarımı okşardın ? İşte yine öyle yatayım. Beni yine öyle, sanki sekiz on yaşında bir çocukmuşum gibi okşa. Ah, bilsen anneciğim, bugün okşanmaya, sevilmeye ne kadar çok ihtiyacım var! Özellikle çocuk olmaya, o mesut zamana biraz geri dönmeye nasıl muhtacım! Bugün dizinin, senin zavallı zayıf dizinin üstünde ağır çeken başımın, bilsen, o çocuk başından ne kadar büyük farkı var! Bu çocukla o çocuk arasında kırılmış, parçalanmış bir hayat duruyor, Ah! Ben hayatın, o vücudu hurdahaş eden demir mengenenin arasında nasıl ezildim! İşte bugün sana hasta, yaralı, tedaviye muhtaç olarak geri dönüyorum.