• 120 syf.
    ·Puan vermedi
    #osamudazai #insanlığımıyitirirken Yozo zenginlik icinde buyumus bir cocuktur. Ilgi odagi olmak, eksikliklerini insanlari guldurerek kapatmak hayat amaci olmustur. Kitapta Yozo’nun akil hastanesiyle sonlanan hikayesinde kafasinin icindekileri okuyoruz. Yari otobiyografik ozellik tasimakta.
    .
    .
    Osamu Dazai, japon edebiyatinin en ilginc yazarlarindan biridir. Bes kere intihar eden besincide basaran yazar; alkolik, uyusturucu bagimlisi ve kadin duskunudur. Kendine asik ettigi kadinlarla intihar eder Kadin olse de kendi olmez. Olmeyen adam olarak bilinir. “Dogdugum icin beni affedin” sozu kitalar arasi klisesi imis bu arada. .
    .
    Yazarin dili gayet akici, kitap kendini okutturuyor. Sacma kisim yazarin karakterinde. Allah akil fikir versin diyerek postu noktaliyorum. 🤤
    .
    .

    #bookie #hygge #bookish #okudumbitti #hyggestyle #bookworm #bookstagram #bookstagrammer #bookish #books #book #neokudum #kitap #kitapkolik #kitapsever #kitapaski #neokusam #kitapseverler #kitapsevgisi #kitapkurdu #kitap #read #reading #oku #okudumokuyorum #okudumoku #okudumbitti #okudumokuyun #sendeoku #okumak #kitaponerileri
  • 120 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Ayna ,bak bana! Gör beni! Yaklaş , biraz daha yaklaş, göremiyorum içimdekini! Yaklaş ve vur başını başıma , acısın! Kanasın, cam parçalarınla , canım. Ancak öyle görebilirim kim olduğumu. Kanayan ben miyim , yoksa sen misin? İçimdeki ben, çık dışarı! Yüzleşmek istiyorum seninle, ama hayır olmaz! Sen içimde kalmaya devam etmelisin ben de kanayan her şeyi bir kaba toplayıp yeniden içmeliyim, aynadan hiçbir şey kaybettirmemek için…

    Kişilik kazanırken kendimizden neler kaybettiğimizi hiç düşündük mü? Olduğumuz kişiler gerçekten de istediğimiz , mutlu olduğumuz , sevdiğimiz kişiler mi ? Aynaya bakıp , gerçek kendimizle yüzleşebilir miyiz? Kendimizin farkında olabilir miyiz? O fark etme anının enkazları başımızın üzerine yıkılırken oradan olabildiğince çabuk kaçmayı mı , yoksa molozların hepsi üzerimize dökülüp , bu kargaşa dinene kadar beklemeyi mi tercih ederiz? Ben kaçmayı tercih ederdim , Yozo da öyle yapıyor hem de hayatı boyunca.
    Yozo’nun kendinden kaçıp en sonunda hayatın tüm enkazını üzerine boşaltmasının hikayesini inceleyeceğiz. Yazarın da intihar girişiminin başarılı sonuç verdiğini ve bu eylemi gerçekleştirirken de “Good Bye” isimli bir çalışmayı da tamamlamak üzere olduğunu da söyleyelim. Sana da Elvada Dazai!

    Yozo’nun hayatı kitapta bir başkası tarafından anlatılıyor. Metne girişte Yozo’nun üç farklı zamanda çekilmiş üç fotoğrafı mevcut.

    1. Fotoğraf Kendini Bulma Yılları: Gülmek için kendini sıkan ve yüzü bu haliyle maymuna benzeyen bir çocuk.

    Karakterimizi şekillendirirken , ailemizin bu çabalama evremizde bize verdiği tepkilerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamamıza neden olacak bir bölüm. Bu ilk fotoğrafın çekildiği birinci evrede Yozo’nun kendine hiç uymayan bir kişiliği , ailesinin mutlu olduğunu görmek ve etrafındaki insanların onun ne kadar hissiz bir çocuk olduğunu fark etmesinler diye taktığı “sempatik ve komik çocuk” maskesinden başka bir şey değil. Tüm hayatı şakalar üzerine kuran bir çocuk hayal edelim. Çevresindeki herkesi mutlu eden ama şakaların ardında bir damla gözyaşı barındıran bir çocuk! Kişiliğini gizlemekte oldukça başarılı ve sinsi. Asla bir açık vermiyor. Peki ailenin burada nasıl bir yönü var , derseniz şöyle anlatayım. Bir çocuğun her zaman yansıttığı tek bir ruh hali varsa bunun için durup düşünmeli . Derinine inmeli . Bir çocuk sürekli olarak şakalar yapıyorsa , mutsuzluğunu asla dile getiremiyorsa sizce bu o çocuğun çok mutlu olduğunu mu, yoksa çocukta bir sorun olduğunu mu gösterir? Zaten lise yıllarına kadar böyle devam etmiş bir çocuğun daha sonra bozulmasını bekleyemeyiz. Yozo’yu bu dönemde dehşete uğratan bir kişi var hayatında , okul arkadaşı , sınıfın en silik tipi. Ondaki bu sahteliği görüyor ve ona “Mahsus Yapıyorsun!” diyor. Yozo’nun oyununun açığa çıkmasında ilk tehlikenin bir sınıf arkadaşı yani akran tarafından ortaya atılması da manidar.

    2. Fotoğraf Lise Yılları ve Sonrası , Kayboluşa Hazırlık: Bu seferki gülümseme biraz daha becerikli ama yine de içinde bir insan mı var şüpheli.

    Birkaç arkadaş edinmenin ve yeni çevreler tanımanın, yeni ilişkilerin, kadınların veya erkeklerin kişiliğimiz üzerine rolleri burada güzelce ele alınmış. Yozo da bu süre içerisinde arkadaşları vesilesiyle biraz kendinden kaçabilse de , maskesi sayesinde üzerinde oluşan yoğun ilgiden de sıkıntı yaşıyor ama bundan da vazgeçemiyor . Maskelerimizden kurtulmak kolay değildir. Alkol ve sigaranın da tanıdık arkadaşlığıyla bu yılları ilerletiyor.

    3. Sona Doğru: Saçlarında beyazlar , daha 30’lu yaşlarında bile değil. Ölü gibi bir kenarda duruyor.

    Karakterimiz kendi gibi olmaya son anda karar veriyor. Bu kendi gibi olma , maskeyi atma işinin ne kadar zor olduğunu söylemiştim. Maskeyi bir kadın yardımıyla atıyor, bu güne kadar olan çarpık ilişkilerine bir yenisini daha ekliyor ancak bu ilişki ilk başta ona kendi olma fırsatı verirken kendi olmanın ne kadar korkunç olduğunu anlıyor. Biz insanlar , ne kadar kendimiz olmaya dayanabiliriz ki ? Kendimizden ne kadar kaçarsak kaçalım yine de kendimize yakalanıyoruz ve bu yakalanma çoğumuz için bir felakete yol açıyor. Yozo için hatta yazar için de aynısını söyleyebiliriz. Yaptığı iş , seviştiği kadın, içtiği sigara ve konuştuğu her şey maskesi olan bir adamın kendinden kaçışının veya kaçamayışının, müthiş bir gözlem gücüyle aktarılmasına şahit oluyorsunuz bu kitapta.

    “Alem buna izin vermez.
    Alem değil, izin vermeyen sensin.
    Böyle şeyler yaparsan , alemin tepkisi sert olur.
    Alem değil, sen yaparsın.
    Çok geçmez, alem seni gömüverir.
    Alem değil, beni gömecek olan sen değil misin?”

    ELLER HAVAYA!
    “Herkes, birey olarak kendisinin korkunçluğunu, gizemini, düzenbazlığını, düşkünlüğünü bilsin!”
  • 120 syf.
    ·Puan vermedi
    -Öncelikle eğer zaten depresif bir dönemdeyseniz bu kitabı okumayı daha uygun bir zamana ertelemenizi tavsiye ediyorum.-

    Kitabı okurken en fazla hissettiğim duygu tanışıklıktı. Kitabın oldukça sade ve akıcı yazılmış olması da bu tanışıklık duygusunu pekiştirdi ve beni sürekli gizlice bir arkadaşımın günlüğünü okuyormuşum gibi tedirgin etti. Aslında hepimiz Yozo'yu tanıyoruz. en üzgün anlarında bile şaklabanlık maskesine sığınmasından, mutluluktan bile korkan zayıflığından, sırf bir topluluğa ait olabilmek ve heyecanlanmak için çok da bilgisinin olmadığı bir siyasi görüşe hizmet etmesinden, kurduğu yanlış arkadaşlığından, dünyaya ve insanlara duyduğu yabancılık hissinden, orasından ya da burasından ama muhakkak bir köşesinden onu tanıyoruz. Dazai, Yozo karakteriyle kendini anlattığını düşünürken bilmeyerek - belki de bilerek- 21.yüzyıl insanının tahlilini yapmış.
  • Şu an ben ne mutluyum ne de mutsuz.
    Sadece herşey gecip gidiyor.
    Benim şimdiye kadar pandomim sayesinde yaşamayı sürdürdüğüm bu `insan´ dünyasında, gerçek olduğunu düşündüğüm tek şey bu.
    Sadece herşey geçip gidiyor.
  • Bu, benim insanlarda son sevgi arayışımdı. Bir yandan insanlardan son derece korkarken, bir yandan da insanları bir türlü aklımdan çıkaramadım. Öylece, şaklabanlık sayesinde ince bir çizgiyle insanlarla olan bağımı koruyabildim. Dışarıya karşı, durmaksızın gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü.
  • Şu an ben ne mutluyum ne de mutsuz.
    Sadece her şey geçip gidiyor.
    Benim şimdiye kadar pandomim sayesinde yaşamayı sürdürdüğüm bu 'İnsan' dünyasında, gerçek olduğunu düşündüğüm tek şey bu.
    Sadece her şey geçip gidiyor.