Kitaptan bir paragraf paylaşmak ve hakkında birkaç şey söylemek istedim.
“Toplum. Bu kavramı az da olsa kavrayabilmeye başladığımı hissediyordum. Bu, bir bireyle diğeri arasında, spesifik bir anda gerçekleşen bir mücadeleydi ve tek yapman gereken o anda kazanmaktı. Hiç kimse bir başkasını tamamen fethedemez ve bir köle bile bir kölenin hakir karşılık verişinin altından kalkar, bu yüzden yapabileceğimiz tek şey, o anda ve orada, tek bir zar atışıyla her şey üstüne bahse girmek, ya hep ya hiç bahsi. Hayatı sürdürebilmek için başka bir yol yok, Insanlar onur ve sadakate övgüler yağdırır ancak insan çabasının yegåne odak noktası bireydir. Bireyin ötesinde de bir başka birey vardır. Toplumun esrarengizliği; okyanus olan toplum değil, bireydir.”
Yozo, o ana kadar "Toplum" denilen yapıyı devasa, anlaşılmaz ve ezici bir güç olarak görüyordu. Ancak bu satırlarda toplumun aslında soyut bir kavramdan ibaret olduğunu, asıl meselenin birey ile birey arasındaki mücadele olduğunu kavrıyor. Yozo için toplum artık uçsuz bucaksız bir okyanus değil; o okyanusu oluşturan, her biri ayrı birer tehlike olan bireylerdir. Devasa bir sisteme karşı savaşamazsınız ama tek bir kişiye karşı "ya hep ya hiç" diyerek zar atabilirsiniz. Bu farkındalık, onun o büyük, belirsiz korkusundan kurtulmasını sağlıyor.
Sayfada geçen "tek bir zar atışıyla her şey üstüne bahse girmek" ifadesi, hayatın bir diplomasi değil, anlık bir irade savaşı olduğunu vurguluyor. Yozo, insanların onur ve sadakat gibi büyük kelimelerin arkasına saklandığını, ama günün sonunda her şeyin bireysel çıkarlar ve bireysel etkileşimler etrafında döndüğünü görüyor.
"Bireyin ötesinde de bir başka birey vardır."
Bu cümle, toplumsal maskelerin Yozo’nun metaforuyla soytarının arkasında herkesin aslında kendi mücadelesini verdiğini,