Türk dilinin ve tarihinin ortak kaynaklarını araştırmak kesinlikle yasaktı. Fakat Nâzım Hikmet doğrusu cesurdu; Bakû'de en yüksek kürsülerden "Ben Türk'üm, siz de Türk'sünüz! Dilimiz bir, geleneklerimiz bir, milletimiz kardeştir!" demekten çekinmiyordu. Anar, Nâzım'ın bu cesur çıkışlarından söz ederken, "O yıllarda Nâzım Türkiye için nasıl komünizmin sembolü ise, Azerbaycan için de Türkiye'nin, Türklüğün, Türk kardeşliğinin ve dil birliğimizin sembolüydü. Azerbaycan halkı ve Azeri aydınları onu sırf bu anlamda kavrıyor, karşılıyor ve bağrına basıyordu. Resul Rıza'nın Nâzım'a sevgisini de, onun için yazdığı şiirleri de sadece bu bakımdan değerlendirmek gerekir." diyor.
Türk komünistlerinin "mavi gözlü dev"i bu gerçekleri öğrendikten sonra, bir gün Resul Rıza'ya samimi itiraflarda bulunmuş, "Kardeşim," demişti, "buranın hürriyetindense, Türkiye'nin hapishanelerinde yine on beş yıl yatmaya razıyım."