Yusuf

Merteben ayn-ı müsemmâdadır esmâ sanma Merciin Hâlik-i eşyâdadır eşyâ sanma Gördüğün emr-i muhakkakları rü'yâ sanma Başkasın kendini sûretle heyûlâ sanma Keşf ile sâbit olan ma’niyi da’vâ sanma Hakkına söylenen evsâfı müdârâ sanma. Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. Derecen adlandıran katındadır, adlarda sanma. Yerin eşyanın yaratıcısındadır, eşyada sanma Gördüğün mutlak emirleri rüya sanma Başkasını kendinle kıyasladığında heyûlâ sanma (gözünde büyütme) Bir kimseden gelen engeli mühim bir mesele sanma Hakkında söylenen vasıfları sana yaranmak için söylüyorlar sanma. Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey dil ey dil niye bû rütbede pür-gamsın sen Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen Sırr-ı Hak'sın mesel-i Îsî-i Meryemsin sen. Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. Ey gönül, ey gönül! Neden bu makamda gam dolusun sen Gerçi virane isen de tılsımlı bir definesin sen. Meleklere secde etmeleri buyurulan saygıdeğer bir varlıksın sen. Bildiğin gibi değil, sen bütün varlıklardan daha üstünsün. Ruhsun. Cebrail’in üfürmesiyle ikizsin sen. Hak gerçeğinin sırrısın sen, Meryem oğlu İsa misali. Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen.
Tardiyye
Hoş geldin eyâ berîd-i cânân Gel ver bana bir nüvîd-i cânân Cân ola fedâ-yı ıyd-i cânân Bî-sûd ola mı ümîd-i cânân Yârin bize bir selâmı yok mu Yârabbî ne intizârdır bu Geçmez mi nice rûzigârdır bu Duysam ki ne şîvekârdır bu Hep gussa vü hârhârdır bu Vuslat gibi merâmı yok mu Ey Hızr-ı fütâdegân söyle Bu sırrı edip iyân söyle Ol sen bana tercemân söyle Ketm etme yegân yegân söyle Gam defterinin tamâmı yok mu Kâm aldı bu çerhden gedâlar Ferdâlara kaldı âşinâlar Durmaz mı o ahdler vefâlar Geçmez mi bu etdiğim duâlar Hâl-i dilin intizâmı yok mu Dil hayret-i gamla lâl kaldı Gâlib gibi bî-mecâl kaldı Gönderdiğim arz-ı hâl kaldı El'ân bir ihtimâl kaldı İnsâfın o yerde nâmı yok mu
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.