Hısn Keyfâ Artuklu emiri Rükn üd-devle Dâvûd'un Türkmenler arasında öyle bir nüfuz ve şöhreti vardı ki, onun bir oku onların obalarına gittiği zaman kadın-erkek herkes bu işaretin gelişini İlahi bir takdis sayar; bütün Oğuz boyları yardımına koşar ve derhal birden 20.000 savaşçı toplanırdı.
Sultan Mes'ud ancak kayınpederi Melik Gâzi'nin yardımıyle tahtını elde edebilmiş; pek çetin mücadelelerle devletini koruyabilmiş; siyâsi durumunu geliştirirken büyük Bizans ve Haçlı taarruzlarına uğramış ve nihâyet bütün bu fırtınaları atlatarak Türkiye'ye emniyet ve kudret getirmiştir.
Türkler artık acınacak durumda bulunan bu aç, hasta, fakir insanlara karşı savaştan vazgeçip merhamate geldiler. Aç ve fakirlere yemek verdiler; hastalarını tedavi ettiler ve kendilerine para dağıttılar. Böylece dindaşları Rumların zulmünden kaçıp Müslümanlar nezdinde himâye ve merhamet arayanlardan 3000' den fazla gencin Türklere iltihak eylediği söylenir.
Kıralın seferde papazı olarak bulunan Odon de Deuil Haçlıların Müslüman olmasından müteessir olarak: " Ey hiyânetten de daha zâlim olan merhamet! Müslümanlar hristiyanlara ekmek vererek dinlerini satın alıyorlardı. Bununla beraber Türkler onları İslâm yapmak için bir zorlamada bulunmadılar" ifadesiyle dikkate şâyân bir müşahedeyi de belirtmeden edemez.