Yusuf Uzun

Bu nedenle toplumsal yapı kadından cazibeli muameleler, eğlenceler, hoşnutluklar talep edebileceği gibi, fikri ve ahlâkî niteliklerle erdemi de talep edebilir. Ancak ahlâkı bozuk, eğlenceye düşkün bir toplumun ihtiyaçlarının karşılanması, sağlam, ciddi ve erdemli bir toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasından daha kolaydır. Bu nedenle kadınlar, ciddi bir toplumdan çok eğlenceye düşkün bir toplumda daha geniş bir özgürlüğe sahip bulunurlar. Bundan dolayı bir toplumsal yapıda kadının sahip olduğu özgürlük derecesi, ne o toplumsal yapının yüceliğini ve ne de kadının toplumsal kıymetini belirlemez.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sözün kısası, bireyin hareket çizgisini belirleyen, fiil ve hareketlerini telkinle kötülükten engelleyen, ruhsal ve toplumsal düzeni, başka bir ifadeyle ahlâkıdır. Zekâ ve bilgisi ancak ikinci derecede etki eden araçlardan ibarettir.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
Bilimsel kazanımlarımız, ancak ahlâkî eksiklerimizden kurtulabildiğimiz oranda yararlı olabilecektir. Aksi durumda kötü eğilimlerimizi tahrik ederek kötülüğün şiddetlenmesinden başka bir şeye hizmet edemeyeceğinden, zarara girmemize neden olmaktan uzak kalamayacaktır.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Alıntı
İşte Osmanlı toplum yapısına en son yıkıcı darbeyi vurmuş olan bu maddecilik düşüncesi olduğu gibi, şaşılacak bir şey olarak binüçyüz yıldan beri İslâm ülkelerinde maddecilik zihniyeti de ilk defa olarak bizde ortaya çıkmıştır. Bazı seçkin aydınlar, vatana en büyük hizmeti yaptıkları düşüncesiyle bu düşünceyi Batı ülkelerinden alıp getirmemiş olsaydı, kendiliğinden hiçbir zaman elde edilemeyecek ve ortaya çıkmayacak olan bu zihniyet, ülkece sonsuza kadar meçhul kalmış olurdu. Maddecilik düşüncesi ve zihniyetinin Batı ülkelerinde ortaya çıkışı, Hıristiyan inançlarının yeni teknik inançlarla uyuşmasının imkânsızlığından doğduğu halde, İslâm inançlarında böyle bir uyuşma imkânsızlığı sakıncası bulunmadığından, bu düşünce ve zihniyet de öteden beri İslâm toplumsal yapısınca meçhul kalmıştır. İslâm inançlarının, bilimsel inançlara aykırı olması şöyle dursun, aksine bu inançları tamamıyla kuşattığından, dini inançlarımızla bilimsel inançlarımız, ayrılması ve çözülmesi imkânsız tam bir bütün oluşturur.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı
Şimdi, Batı'daki akımlara kapılarak ilerlemeye yönelik çabalarımızın sonuçsuz kalması kısırlığı, Batı uygarlığını doğuran nedenleri anlayamayacak derecelerde aldanmamızdan ileri geldiği tecrübe ile görülmüştür. Batı uygarlığının şaşaasına o derece hayran olup bağlanmışız ki bu nedenleri anlamaktan aciz kalarak bu nedenlerin sonuçlarını, etkin sebep algılama gafletine ve olayların görünüşüne kapılıp Batılı uygar milletler gibi hareket etmek istediğimiz halde, aksine hareket ediyoruz. Çünkü söz konusu milletlerin hiçbiri bizim yaptığımız gibi, komşusunun toplumsal ve siyasal kurumlarını kabullenip uygulamaya girişmemiş, hiçbiri kendi ruhsal durumunu başkasınınkine göre biçimlendirmeye çalışmamış ya da kendi manevî kişiliğinden el çekip de komşusunun düşünme, duygulanma ve hareket tarzını tam bir itaat ile taklit etmemiştir
Sayfa 67·Kitabı okudu
Alıntı