Şimdi seni boğmaya çalışan küfür canavarı yıllardır tank, top, tüfek yaparken; biz at arabalarımıza nasıl plaka takabileceğimizin, onları nasıl onarabileceğimizin derdiyle yaşadık. Hazreti Musa’ya ihanet edenler büyük büyük bombalar imal edip, menzillerini sana göre ayarlarken, biz evlerimizin önünde çevirdiğimiz topaçların iplerini uzatmaya çalıştık. Onlar bilimsel buluşların hemen hemen tamamının altına imza atarken; biz arşivlerimizi birkaç kuruşa satmanın, birazcık eskiyen markası onlara ait araç-gereçlerimizi çöpe atıp yenilerini borçlanarak yine onlardan almaya çalışmanın telaşı içindeydik, ne
hüsran!
Sözün kısası ey Kudüs, dertli olan sen değilsin, bizleriz! Sen inançlarını çarpıtmış hastalıklı insanlarla mücadele ederken, biz hastalığımızın bile farkında değiliz. Bu yüzdendir ki, kurtarılmaya muhtaç olan sen değilsin, bizleriz. İçimizdeki cellatların, şeytanların ve düşmanların üzerine “zafere!” diyerek yürüyeceğimiz, kendimizi yeniden inşâ edeceğimiz bir güne öylesine hasretiz ki, bilemezsin.