Kalp, kırılıp yapışa yapışa Frankenstein gibi bir şey oluyor. İnsan desen değil, canavar desen değil. Ama evlat gibi bir şey yine de, ne yapabilirsin ki? İşte ben de bir ağaç tepesindeki karargâhıma çekildim, kalbime öz evladımmış gibi bakıyorum.
Sanki bir arıza çıktı da beynimin sağ lobuyla sol lobu arasındaki bağlantı kesildi. Kabloları ne kadar sürttürürsem sürttüreyim katiyen temas kuramıyorum. Bir tarafımda olan şeyi diğer tarafıma iletemiyorum, bu ara kendime sözümü dinletemiyorum Osman.
Bence kim olduğumuzu tuttuğumuz değil, tutamadığımız sözler belirliyor, artık bununla savaşmıyorum. Deriiiin derin nefes alırken kendime şefkat duyuyor ve her şeyi bağışlayıp sevgiyle kucaklıyorum diyemeyeceğim, ne kadar uğraşırsam uğraşayım kendimle o şekilde muhatap olamıyorum.
Son bir ayda düşünmek için hayli zamanım oldu. Kafam minibüse döndü, ayakta yolcu bile alıyorum. Kendimi bu şekilde sürmeye devam edersem kaza yapmaktan endişe ediyorum. Ağzımdan yel alsın Osman, ben barışmak istiyorum.