Mühürdar Caddesi boyunca sıralanmış koca koca reklam panolarında, “Gelecek seni bekliyor, hazır mısın?” yazıyor tehdit eder gibi. Sanki doğrudan bana kafa tutuluyormuş gibi hissediyorum, şahsi algılıyorum meseleyi. Elimde bir tüfek olsa delik deşik ederim tüm panoları, öyle sinirleniyorum. Hazır mıymışım? Hazırım ulan! Ben her şeye doğuştan hazırım. Annem beni hazır doğurmuş. Beni bekliyormuş... Yiyorsa çıksın karşıma, it herif.
Sözler insanın boğazında kalınca yutkunmaya çalışıyorsun. Yutkun yutkun yutkun. Midede de ağrı başladıysa bil ki orada çalkalanıyorlar. Tamam. Hazmet. Sindir. Sonra? Sonraki yol öyle değil. Yerçekimi tanımıyor sözler. Uçan balonlara dönüşüp yeniden kafana doğru süzülüyorlar.
Herkes başka bir hikâye anlatıyordu hakkımızda. Pavyonlara düştüğümüzden tutun da birilerine metreslik yaptığımıza varana kadar. Başımıza ne geldiğini bilmiyorlardı ama orospu olduğumuzdan emindiler. Bu konunun uydurulan her detayı dişlerini kamaştırdığı sürece hakkımızda konuştular.