Her şey birbirine karışmıştı. Yaşadıklarının bir düş olduğunu hissetti yalnızca; mutluluk ya da mutsuzluk, insanlar ya da yalnızlık, geçmiş ya da gelecek bir düştü. Arzuladığı hiçbir şey yoktu artık. Böyle bir anda suskunlaşmak - ölmek bu herhalde, diye acıyla düşündü
Karşısına büyük bir şansın çıktığından başka bir şey hissedemez olmuştu. Sanki karanlıkta uzun süre gecenin içine doğru yürümüştü ve bir anda, apansız mutluluğu yakalamış, yıldız gibi bembeyaz bir ışığın uzaklarda parıldadığını görmüştü ; bir evin ışığıydı bu, buraya değerli bir misafir olarak kabul edilmişti ve kalabilecekti.
Sonraki günlerde de değişen bir şey olmadı: Hüzünle sevinç, umutla düş kırıklığı sürekli iç içeydi; belirsiz bir duygu, ama daima yabancı olmak ve alışamamak...