Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır bu yüzden, yapayalnız.
Yedi yaşındaki bir Türk çocuğunu İstanbulun göbeğinde Çince eğitim yapan ilkokula gönderdiğinizde ne kadar matematik, hayat bilgisi veya Çince öğrenebilirse biz de o kadar öğrendik işte.
Okuduk dediğim lafın gelişi tabii. İşin doğrusu hiçbirimiz ne okuduk ne yazdık. Aklımız yetmediğinden değil, "dilimiz" yetmediğinden. Küçükken de Kürttük biz, hatta daha Kürttük. Okula başladığımızda sadece birkaç kelime Türkçe biliyorduk; o da "analı bacılı" küfürlerden ibaretti. Babalarımızın askerde öğrenip bize öğrettikleri kadar Türkçe konuşabiliyorduk yani.