Yanlış anlayabilirsin yanlış düşünebilirsin yanlış da yapabilirsin ama kesinlikle yanlış hissetmezsin.
O tanrı insana bir çok rezillik ve sefalet arasında 1 adet tükenmek ve bitmek bilmeyen, bu dünyada azabın ne olduğu anlamaya yarayan bir nur bahşetti. Hissiyat, ne sevgi gibi zaman ile tükenen, ne de akıl gibi zaman ile körelen aciz hane bir şey olmadı hiç bir zaman. İnsanı hayvandan ayıran aklı, ölü ile deriyi bir birinden koparan beyni, dokunmaya yarayan deriyi delip geçti kısaca. Vücudun görünen, görünmeyen her zerresine ilmek ilmek işlenen bu azap ne yalanı ne de doğruyu bilmedi. Haram helal ile ilgilenmedi. Bundan dır ki, öteki dünyada yaşanması gereken cenneti de cehennem i de bu dünyada yaşattı. Tanrının ruhu üflenmiş evvela Adem babaya, o ruh nasıl bi kutsal ise o günden bu zaman kadar kalmış işte içimizde. Yıllar geçmiş biri çıkmış ortaya Meryem anadan olma İsa; bu ruh güçlü imiş onda, hissetmiş anlatmış. O kulaklara göre ağız değilmiş, Perşembe günü gerilmiş çarmıha, cuma yükselmiş semaya. Sonra çölde bi adam. Muhammed demiş kimisi, kimisi de Mustafa. Adem babadan gelme hissiyat ile başlamış o da kelamına, evvela Taif te taşlanmış, sonra açlıkla sınanmış, ne evlat ne ana baba kalmamış zamanla. Sonra Hallacı Mansur çıkmış konuşmaya, taşlayıp yüzmüşler onu da. Vel hasılı kelam azizim; hissiyat dediğin şeyin pek faydası olmamış bu güne kadar veledi ademe, ama bir türlü de vaz geçilememiş işte.
Pandora'nın kutusu açılmış ya hane, içindeki tüm kötülükler uçuşmuş nedense, tarih bunu güzel yazmış yalan yok, ama eksik bırakmış kanatimizce. O kutudan çıkan en büyük zehir hissiyat mış meğer. O olmasaymış, ne ölümün açısı, ne vahşetin sancısı, ne de kalbin ağrısı fark edilmez miş o kadar. Ne ihanetler, ne nankörlükler ne de yalanlar anlaşımazmış. İnsan dediğin hayvan