Dışavurumun aracı dil olunca, avantajları ve yetersizlikleri üzerine düşünmeden edemiyor insan.Sartre’ın şu sözü meselenin iyi bir özetidir: “Dil eksikli bir şeydir. Her zaman düşündüğümüzden azını söyleriz.”
Yersiz yurtsuz yaşadım ömrüm boyunca. Kendim tutunamayınca kimsenin bana tutunmasına da izin vermedim. Birbirimize tutunamadık, çarpıştık sadece, değdik ve uzaklaştık.
Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da. Şu an yaşadığım her şey o günlerin aynısı. Evde olmak istemiyorum, ama her akşam eve dönüyorum. İşte olmak istemiyorum ama her gün işe gidiyorum. Bir şey beni hep dışarıya çekiyor. Hiçbir yere ait hissedemiyorum kendimi.
Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor.
Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum.
Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormuşum. Hepimiz öyleymişiz aslında, sadece ben değil, hepimiz.