Dışavurumun aracı dil olunca, avantajları ve yetersizlikleri üzerine düşünmeden edemiyor insan.Sartre’ın şu sözü meselenin iyi bir özetidir: “Dil eksikli bir şeydir. Her zaman düşündüğümüzden azını söyleriz.”
“Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.”
Son zamanlarda okuduğum, ruhuma en çok dokunan kitaplardan biri oldu. Olaylar, duygular özenle işlenmiş bir nakış gibi aktarılıyor okuyucuya. Birçok insanın kendinden bir şeyler bulabileceğini düşündüğüm bir kitap.
Sigmund Freud bir keresinde “Birbirinden son derece farklı bir dizi insanı aynı şekilde açlığa terk edin. Kaçınılmaz açlık dürtüsünün artışıyla birlikte bütün bireysel farklılıklar bulanıklaşacak ve bunun yerine doyurulmamış bir güdünün tekbiçimli dışavurumu görülecektir.” demişti. Şükürler olsun ki Freud toplama kamplarını içerden tanımaktan kurtuldu. Onun hastaları, Auschwitz’deki kuru tahtaların değil, Victoryen kültürün peluş tarzı sedirlerine uzanıyordu. Toplama kamplarında “bireysel farklar bulanıklaşmıyordu,” tam tersine daha bir farklılaşıyordu; orada insanların, hem domuzların hem de azizlerin maskeleri iniyordu.
Bilimsel birçok çalışmanın yer aldığı, akıcı bir dille anlatılmış ve birçok terimi Serkan hocanın oldukça anlaşılır biçimde aktardığı mutlaka okunması gereken bir kitap. Hem öğreten hem de gülümseten türden. Sahiden beyinde ararken bağırsakta buldum :)
Modern maskelerde yaşayan insanlarla dolu ilkel bir çağdayız.. söylenildiği kadar etkileyen bir kitap olmasa da ilginç bir ruh halinin tahliline şahit olmak isteyenlere tavsiye ederim.
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,630 okunma
Hayata dair birçok noktaya değinen, öğüt niteliğinde ve asla sıkılmadığım bir kitap. ””Sahip olduklarımız kadar özgür bir birey olabilir ve bir yaşam oluşturabiliriz. Bir milyarımız varsa bir milyarlık harcama özgürlüğümüz vardır. Otuz bin kelime biliyorsak, otuz bin kelimeden oluşan cümleler kurabiliriz. Hayallerimiz, bildiklerimiz ve gördüklerimiz kadardır.””