Zeynep

8/10
·184 syf.··
2025 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 14:39
Kurban psikolojisini anlamada ve öğrenmede yararlanılabilecek en iyi psikoloji eserlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Hepimiz bazen kendimizi bazı insanların ve olayların kurbanı gibi hissedebiliyoruz. Çoğu şeyin kendi irademiz dışında meydana geldiğine inanıyor, başımıza gelen olayları üçüncü şahıslara ya da nesnelere ithaf ediyoruz. Kurban psikolojisi tam olarak bu düşünce tarzıyla oluşuyor. Kitabın vermek istediği ana mesaj, yaşadıklarımızdan %100 kendimizin sorumlu olduğunu kabul etmemiz gerektiğinde yatıyor. Buna inanmak ve bu düşünce tarzına ulaşmak kolay değil ancak bilinci zihnimize bir kere yerleştirebildiğimizde hayatımızda çoğu şeyin hızlı bir şekilde değişebileceğinden bahsedilmiş. Esas mesele yaşadiklarinin sorumluluğunu alabilmekte. Yazar kurban tuzağının bir üçgen etrafında şekillendiğini ileri sürüyor. Bu üçgen kurban, zorba ve kurtarıcıdan oluşuyor. Bu üçgenlerin çoğunlukla köken ailede oluştuğu ve kişinin burada edindiği rolleri ileriki yaşamında da sürdürdüğünden bahsediliyor. Örneğin kök ailesinde sürekli kurtarıcı rolünde olan bir birey partner ve arkadaş seçimlerinde çoğunlukla mağdur/kurban formunda olan insanları kendine çekiyor. Eserde bu çekimin bir mıknatısın metali kendine çekmesi gibi güçlü ve inanılmaz olduğuna değinilmiş. Kurban üçgeninde rollerin sabit olmadığı, kişinin bir gün zorba olurken, başka bir gün kurban ya da kurtarıcı olabildiği de bir diğer önemli nokta. Burada üçgen sürekli devir daim ederek kendini canlı tutuyor. Kurtarıcı çevresindekilere çoğunlukla iyilik yaptığını düşünüyor ancak aslında egosunu, kurbanın kendisine olan bağımlılığı ile besliyor. Kurban ise süreç içinde bu bağımlılığın yol açtığı güçsüzlükten rahatsız oluyor ve kurtarıcısına ihanet edip zorbaya dönüşüyor, kurtarıcıysa sonunda kurban oluyor. Bu
Kurban Tuzağından KurtulmakDiane Zimberoff · C Planı · 20171,403 okunma
Reklam
Puan vermedi·226 syf.··
2025 23. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 02:59
Kitabın yazarı Gary Chapman bir psikolog ya da doktor değil, bir rahip. Ancak eserinden ilişkilerle ilgili çok iyi bir gözlemci olduğu ve çözümcül öneriler ileri sürebildiği açıkça anlaşılıyor. Yazar, insanların sevgiyi gösterme ve alma şekillerinin 5 farklı kategoride şekillendiğini ileri sürüyor. Bunlar onay cümleleri, hediye alma, kaliteli zaman geçirme, fiziksel temas ve hizmet eylemlerinden oluşuyor. Kimileri için kendisine hizmet edilmesi sevgi göstergesi olabiliyorken, kimileri sevgiyi fiziksel temasta buluyor. Her birimizin sevgi deposu, kitapta bahsedilen bu beş kategoriden biriyle doluyor. Benliğimiz, sevgiyi alma şeklimize uygun biçimde bir sevgiyle dolmazsa, sevgi depolarımız boşalıyor. Daha sonra bu depoları tamir etmek ve doldurmak ise çok zor oluyor. Dolayısıyla bu beş sevgi dilini iyi irdelemek çok önemli.Sadece birinin öne çıkması diğerlerinin yok sayılması anlamına gelmiyor ancak biri ya da ikisi muhakkak öne çıkıyor. Yazarın, okurdan ve danışanlarından istediği şey, kişinin öncelikle kendi sevgi dilini, sonra da partnerinin sevgi dilini keşfetmesi. Bu sayede sevgiyi hangi kanallar aracılığıyla karşı tarafa iletebileceğimizi keşfedip ilişkileri daha sağlıklı bir zemine taşıyabiliyoruz. Eserde çocukların da sevgiyi alma şekillerinde bu beş kategorinin önemli olduğundan bahsedilmiş. Ebeveynlerden beklenen ise ilk çocukluk dönemlerinde beş sevgi dilini de çocuğa göstermek, hangi sevgi dilinden yoğun geri dönüş alınıyorsa çocuğa sevgi verilirken o kategoriye ağırlık vermek. Böylece sevgiyi özgürce tatmış nesillerin, özgüvenli gelişiminin sağlanabileceği ileri sürülüyor. Eserin nesnelliği ve bilimselliği oldukça tartışmaya açık. Ancak yine de uzun yılların emeği ve gözlemi kendini hissettiriyor. İnsan ilişkilerle ilgili çıkmazlarda her zaman tahsilli
Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 201212,4bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 18:59
Sevme fiilinin aslında bir sanat olduğunu, incelikleri ile yöntemleri olduğunu ve tüm bunların toplumun çoğu tarafından bilinmediğini öğreten bir kitap. Erich Fromm yaşadığı dönemin en büyük düşünürlerinden biri ve bu kitap da yazarın en çok okunan, en bilinen eseri. Yazarı üne kavuşturan bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi tamamen sevgi üzerine yazılmış. Sevgiye felsefi bir açıdan yaklaşmış ancak kullandığı dil herkesin anlayabileceği kadar sade. İnce bir kitap olmasına rağmen içeriği oldukça dolu. Sevgiyi; ebeveyn sevgisi, Tanrı sevgisi, çocuk sevgisi ve aşk ekseninde kategorize ederek tek tek incelemiş. Mükemmel tespitleriyle sevgiye olan bakış açımın farklılaşmasına sebep oldu. Bana yepyeni pencereler açtı. Bu kitaptan öğrendiğim en önemli şey sevginin kapsamlı ve kuşatıcı olduğu gerçeğiydi. Yani birini gerçek anlamda sevebilen biri kendini de sevecekti ve diğer her şeyi de. Sevmek yalnızca bir nesneye yönelen bir fiil değildi, sevmek her şeyi sevdirecek kadar büyük ve kuşatıcıydı. Yazar, kişinin bu olgunluğa erişebilmesi için iyi bir gözlem yeteneği ve sabıra sahip olması gerektiğini belirtiyor. Köken aileden aldığımız yanlış sevme yöntemlerinin ileriki dönemlerde bizim de sevme şeklimizi etkilediğinden bahsediyor. Kitabın son kısmında yazarın özel hayatına da yer verilmiş ve Erich Fromm'un da köken ailesinden aldığı hatalı sevme şekilleri gözlemimize sunulmuş. Yazar deneyimlediği ilişki modelleri ve insanlarla olan bağı sayesinde bu sevme bozukluklarını fark ediyor ve üzerine giderek ideal olan sevme şekline ulaşmaya çalışıyor. Kısacası bu eser, yazarın çocukluğu, gençlik yılları ve yetişkinlik dönemleri de dahil olmak üzere, bütün ömrü boyunca deneyimlediği, üzerine düşündüğü ve kafa yorduğu "sevme" fiilinin, son tahlilde bir sanata dönüştüğü ve bunun
Duygu ve Düşünce
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20227,7bin okunma
8/10
·160 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 00:58
Toplumun her kesimine rahatlıkla hitap edebilecek yazımı, uslubu oldukça akıcı bi eser. Aslında bir tarih kitabı ama yoğun bilgi barındırmıyor, okurken sıkılmıyorsunuz. Aralara kendi görüşlerini de muhakkak ekliyor ve en sevdiğim kısmı da sanırım bu. Ulemanın görüşlerine katıldığı-katılmadığı pek çok konuyu dile getirmesi bakımından tartışmalı hususlara da vakıf oluyorsunuz. Emeviler kitabı serinin okurken beni üzen tek kitabı olabilir. Peygamberden sonra baş gösteren yozlaşmalara hayret ediyorsunuz.Peygamberin vefatından çok kısa bir süre sonra kurulmuş olan Emevi Devleti, getirilen hükümlerin nasıl da bi anda unutulabildiğini, kendini halife ilan edenlerin, iman ettik dedikten sonra dünya hayatının oyun ve eğlencesine nasıl da kapılıp gittiğini gözler önüne seriyor. Dahası Peygamber torunlarıyla savaşılması ve pek çok günahın normalleştirilmesi ayrıca ürkütücü. Ancak o dönemlerden alınması gereken dersleri güncele uyarlayarak ufkunuzu genişletiyor da aynı zamanda İhsan Süreyya Sırma. Eseri okurken "insan nisyan ile maluldur" sözünü hep hatırladım. Bizler hiç unutmayalım ve hep hatırımızda tutalım inşallah..
Emeviler Dönemiİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2022711 okunma