Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti.
Duygusal olarak olgunlaşmamış anne babalar, çocuklarının kendilerini mutlu edeceklerine dair bir fantaziye sahip olurlar. Çocukları kendi ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye başladığında, bu durum anne babaların yoğun bir kaygı yaşamasına sebep olur. Duygusal açıdan aşırı derecede olgun olmayan bu ebeveynler, kendilerini güvende hissetmek ve özsaygılarını arttırmak için çocuklarını cezalandırabilir, terk etmekle tehdit edebilir ve çocuklarının gereksinimleri karşısında tüm kozları ellerinde tutabilirler.
Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar, affetmenin ne anlama geldiği konusunda gerçekçi olmayan bir fikre sahiptir. Onlara göre affetme, sanki tamamen yeni bir başlangıç mümkünmüş gibi tüm çatlakları kapatmak demektir. Büyük bir ihanetten sonra güvenin yeniden inşa edilmesi için zamana ya da duygusal bir sürece ihtiyaç duyulduğunu fark etmezler. Her şeyin yine normal olmasını isterler. Onlar için başkalarının acıları, küçük ama mide bulandıran bir sinek gibidir ve eğer herkes yaşanan durumla ilgili duygularını görmezden gelirse problem çözülür.
Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar, ihtiyaç duydukları şey hakkında konuşmak yerine herkesi huzursuz edecek kötü niyetli bir tahmin oyunu yaratırlar.
Duygusal olarak olgunlaşmamış insanlar başkalarının kendi problemleriyle ilgilenmelerini ister ama faydalı önerileri kabul etmezler. Önemsendiklerini gösteren çabaları refleks olarak reddederler. İnsanları kendilerine çekerler ve insanlar yardım etmek istediklerinde onları iterler. Ayrıca, bu tür insanlar başkalarının zihinlerini okumalarını beklerler ve eğer istekleri hızlı bir şekilde önceden tahmin edilmezse çabucak öfkelenirler.