Yüceyurt

Yüceyurt
@yuceyurt
197 kütüphaneci puanı
667 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Constantinus döneminin doruk noktalarından biri, 11 Mayıs 330'da eski Byzantion'un bulunduğu yerde Constantinopolis (Constantinus'un şehri) adlı yeni bir şehrin kuruluşudur. İmparator şehri yeni Roma olarak görüyordu. Eski Roma'nın bir kopyası olan Constantinopolis, önceli gibi yedi tepenin üzerine kurulmuştu; yine onun gibi on dört bölgeye ayrılmıştı ve bir forum ile bir senatoya sahipti. Şehir, imparatorluğun ağırlık merkezinin doğuya kaydığının açık bir kanıtıydı.
Sayfa 189 - Kronik Kitap, 2023·Kitabı okudu
Reklam
Hiçbir şey halkın istekleri kadar değişken değildir.
Sayfa 60 - Kronik Kitap, 2023·Kitabı okudu
Nero'nun saltanatı sırasındaki en önemli olay kuşkusuz Roma'da çıkan yangındır. 64 Temmuz'unda Roma'nın büyük kısmını küle çeviren geniş çaplı bir yangın vuku buldu. O sırada Antium'da bulunan Nero'nun felaketle bir şekilde ilişkisi olup olmadığı günümüzde halen tartışılmaktadır. Dedikodulara göre, Nero'nun parmağı vardı, çünkü Roma'yı yıkıp daha güzel bir şehir yaratmak istiyordu ve aynı zamanda hayalini kurduğu bir projeye, yani eşsiz bir imparatorluk sarayı olarak tasarladığı Domuz Aurea'ya yer açmak niyetindeydi. Nero ise suçu o dönemde hâlâ azınlık durumundaki Hıristiyanlara yükledi.
Sayfa 48 - Kronik Kitap, 2023·Kitabı okudu
2000+ yıl önce de varmış bu kavga
Birçok senatör cumhuriyeti geri getirme umudu besliyordu.
Sayfa 43 - Kronik Kitap, 2023·Kitabı okudu
'Hırsın Sonu Yıkımdır' Diyebilir Miyiz?
5/10
·242 syf.··
2024 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2024 23:52
Kitabı okurken zorlandığımı söylemeliyim. Eseri çok beğendiğimi söyleyemem, ancak işlediği temanın derinliği gerçekten kıymetli. İnsanın hırslarının karanlık yönlerini, inanç ve kibir arasındaki ince çizgiyi, bunlar arasında insanın savrulmasının kendine ve çevresindekilere etkilerini güzel bir şekilde ele alıyor. Başrahip Jocelin'in kuleye olan saplantısı ve manevi arayışları, romanın merkezinde yer alıyor. Okurken ara ara, "yeter be hocam amma inat ettin he" demedim değil. William Golding'in ilk okuduğum eseri Sineklerin Tanrısı'ydı. Kule'yi okurken ondaki akıcılığı bulamadım açıkçası. Bu kitap biraz ağır ilerliyor ve yer yer yorucu bir dili de var. Özellikle katedralin ve kulenin tasvir edildiği ilk bölümlerde olayın içine girmek hayli zor oldu benim için. Belki de bu kadar zor olması, insan doğasının da iç derinliklerine inmenin zorluğunu yansıtıyordur. Yine de, anlattığı hikaye ve son bölümde verdiği mesajlar, eseri değerli kılıyor. Üzerinde düşünmeye değer derinlikler bulmak mümkün. Çok kısaca kendi çıkarımlarımdan bahsedecek olursam: > Romanın doruk noktasında, Jocelin'in yaşadığı manevi kriz en üst seviyeye ulaştı ve o, kulenin çatırdamalarıyla birlikte kendi içsel çöküşünü de yaşadı. Kule, Jocelin'in tüm inadının, hırsının ve saplantısının bir simgesiymiş gibi, onun kendi gözünde de yıkılmaya başlar. > Kitap, Jocelin'in bu trajik yıkımın ardından ölümüne giden yolu da işliyor. Ancak, onun inşa etmeye çalıştığı kule, tamamlanmamış ve çökmüş bir yapı olarak kalır. Jocelin başarısız olmuştur ve bu da hırs dolu bir hayatın tamamlanmamış sonuçlarını gösteren bir sembol gibidir. Sonuç olarak eser, Jocelin'in kendi yıkımıyla sona eriyor. Bu son bence, romanın da ana temasını (insanın kibri, inanç, saplantı ve nihai çöküş) güçlü bir şekilde vurguluyor.
KuleWilliam Golding · İş Bankası Kültür Yayınları · 2021956 okunma
Reklam