• William Golding – Kule
Roman, 14. yüzyıl İngiltere'sinde geçer ve baş karakter “Başrahip Jocelin”'in (Dean Jocelin) hikâyesini anlatır. Jocelin, Meryem Ana Katedrali'nin tepesine devasa bir kule (yaklaşık 120 metre yüksekliğinde bir spire) dikilmesi gerektiğine dair güçlü bir inanç ve "vizyon" sahibidir. Tanrı tarafından seçildiğine, bu kulenin hem kenti yücelteceğine hem de insanları Tanrı'ya daha çok yaklaştıracağına inanır.
• Ancak katedralin temelleri bataklık zemini üzerindedir ve böyle bir yapıyı taşıyacak güçte değildir. Yapı ustası “Roger Mason” başta çok net uyarılarda bulunur: Bu imkânsızdır, kule yıkılacak, kilise çökebilir. Jocelin bu uyarıları dinlemez; inancının (ve giderek saplantıya dönüşen hırsının) her şeyi mümkün kılacağını düşünür.
İnşaat ilerledikçe:
- Direkler şarkı söyler gibi gıcırdar, zemin kayar,
- İşçiler isyan eder, batıl inançlar yayılır,
- Jocelin'in çevresindeki insanlar (Roger, eşi Rachel, temizlikçi Pangall, eşi Goody vb.) bu takıntının kurbanı olur: alkolizm, intihar, tecavüz, ölüm, skandallar…
- Jocelin'in kendisi sırtındaki "melek" dediği ağrıyla (aslında verem/tüberküloz) yavaş yavaş çürür.
Romanın sonunda kule mucizevi şekilde ayakta kalır ama bu "mucize" inanılmaz bir bedel karşılığındadır: yıkılmış hayatlar, kaybedilmiş ruhlar ve Jocelin'in kendi manevi çöküşü. Jocelin ölmeden önce, vizyonunun gerçekten Tanrı'dan mı yoksa kendi gururundan, bastırılmış arzularından mı geldiğini sorgulamaya başlar.
• Benim yorumum:
• Kule, bence Golding’in en yoğun ve en acımasız psikolojik romanlarından biri. “Sineklerin Tanrısı”’ndaki gibi “insan doğası karanlık ve vahşi” mesajını burada da veriyor ama bu sefer vahşet bir adada değil, dindarlık kisvesi altında, en kutsal mekânda gerçekleşiyor.
Jocelin’in “Tanrı için yapıyorum” diye yola