14 nisan: kitabi bundan birkac gun once okumaya basladim ama basindaki sunuş kismi ve sonrasindaki onsoz beni baya yordugu icin (kitaba gecmek istiyordum ve karsima birileri gecip bir seyler anlatip duruyordu surekli) birkac gun boyunca hic okumadim. bugun tekrar devam ettim ve guzel okudum. bastaki o embriyo surecleri falan o dunyayi iyi anlamak acisindan iyi bir secim olmus. onlar orda uretim odalarini gezip ogrencilere anlatirlarken baya bir fikriniz oluyor dunya hakkinda. ford’a bir yerde psikolojiden bahsederken niyeyse kendine freud diyor dendi… anlam veremedim pek. aslinda dusununce gercekten orda bulunan dunya tamamen endustriyel bir tanri ve su anki gunumuzde mantikli insanlar tarafindan igrenc sayilan ve dusuncesinin bile kotu oldugu bazi fikirler freud ile ayni yonde olduklari icin birlestirilmis ve eski geleneksel ev, aile yapisinin mustehcen bir sey olduguna yonelmisler. orda uretilen cocuklar arasinda cinsel seyler yasandigini ve bu olaylarin dunyada bir norm haline geldigini okumak hos hissettirmedi. sonrasinda iki kiz ogrenci oylesine sohbet ederken yonetici ogrencilere bir sey anlatiyordu ve baska bir yerde de sanirim erkekler tuvaletinde 2 mudur yardimcisi tarzi cok onemli olmayan adam sohbet ediyordu. o diyaloglarin hepsi 3 ayri yerde olmasina ragmen sira sira biraz heyecanli bir sekilde yazilmis. filmlerde hep gordugum bir seydi bu. ilk orneklerinden biridir herhalde.
18 nisan aksami: kitabi bitirdim. biraz zor bi yolculuk oldu. bazi sebeplerden kitaba bir turlu isinamadim. sebeplerden biri bundan sonra okuyacagim kitap icin cok daha heyecanli olmamdi. bir digeri kitabin tamamen insan iliskileri uzerinden anlatilmasiydi ki pek hosuma giden bir sey degildir. yukarida yazdigim diger sebeplerle birlesince biraz zor oldu o yuzden. okurken olaylar cok