“Tanrı bana sinekleri kovayım diye bir kuyruk vermiş; ama keşke sinekler de olmasaydı kuyruğum da.”
1 mayis: dun gece baslayip bugun oglen bitirdigim bir kitap oldu. bayagi kisaymis boyle olacagini dusunmemistim hic bu kitabin. dun gece ilk sayfalarini okurken kedilerin oylamada 2 tarafa birden oy attigini gordugumde, eseklerin kuyruklariyla ilgili soyledikleri laflar gibi seylere anlamsiz bi durup gulmustum. az once ise gittikce yuzumun dusmesi kaslarimin catilmasi gibi etkenlerle bitirdim kitabi. cesur yeni dunya gibi kitaplarda da tabii benzerlikler gormek normaldi gunumuzle ama gecmisten gelen bu kadar spesifik bir seyle ilk kez karsilastim maalesef. yazar stalin’e elestirisel bir masal yazmaya calisirken gunumuz turkiyesini hedef almis yanlislikla resmen. cok moral bozucu bir seydir ki her sayfada gelisen olaylarin en kucugunu bile yasadigimiz bir seye benzetebildim ve eslestirebildim. her hayvan turunu hic zorlanmadan birilerine uydurabildim. ciftlikte yasanan sahnelerin hepsini gozumde baska sekillerde canlandirabildim. baya uzdu beni bu durum. hikayenin son kisminda oldugumuz cok acik ama umarim devamini duzgun yazabiliriz.