ezra

ezra
@yumusak_ge
nirvana'ya ulaşmama dağlar var ve dağlar ancak okuyarak aşılır.
kitap yazarsam bir gün içinde geçer belki | ğ
'bu hikaye senden uzun osman'ı okudum. osman'a yazılmış, osman var mı bilinmiyor. kafadaki osmanla gerçekte olan osman arasında uçurum vardır diye düşünüyorum. ayrıca galata kulesine kiminle çıkarsan onunla evlenirsin. ben bu zamana kadar hiç çıkmadım daniel. on küsür yıldır istanbul'dayım. tek başıma çıkmak istedim. ama kehanetin herhangibir kısmında kuleye yalnız çıkınca ne olacağına dair bir anlatı yok. sonsuz bir yalnızlık ihtimalini göz ardı edemiyorum. bir insandan emin olmayı ya da kehanetin ne söylediğini zerre umursamayacağım günlerin gelmesini bekliyorum şimdi daniel. yanlış zamanda yanlış kişiyle olmak kadar insanı hırpalayan başka bir şey yok. peki, yanlış kişiyle herhangi bir zaman doğru zaman olabilir mi?
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
kitap yazarsam bir gün içinde geçer belki | ğ
pencereyi heyecan ve merakla açmak gökyüzü mavi olmuş mudur artık? kuşlar yerinde mi? sıra sıra dizilmiş sohbet ediyorlar mı? gökyüzünü merak etmemek nasıl bir kayıp? kaçırdığımız gökyüzleri de bizleri kaçırdıklarını düşünüyor mu? ya penceremiz hiç olmasaydı?
Düşünce
kitap yazarsam bir gün içinde geçer belki | ğ
her gitmenin bir vakti olduğunun farkındaydı. gitmeyi geciktirdiği her yerden kovulur çünkü insan. uzun süre kalmayı istediği, yerleşmeyi düşündüğü yerler onu göndermenin, küstürmenin yolunu bir şekilde buluyordu. gittiği yerde de kalıcı değildi. bir sonraki kovuluşa, rahatsız oluşa kadar yaşayacaktı orada sadece. denizlerin ve okyanusların kabul etmeyip kıyıya vurduğu cesetler gibiydi. içini denizle doldursa da kalamıyordu denizle birlikte...
Düşünce
kitap yazarsam bir gün içinde geçer belki | ğ
'hayaller hakikatlere zararlıdır' yazısını tersten okumak istemişti. hayallerin yüceltildiği bu çağda 'hakikat, hayalden güzel olabilir' diyebilmek kuvvetli bir inanç ve koyu bir iyimserlik gerektiriyordu. hayalini kurduğu şeyin hayalini kurduğu şekilde gerçekleşmeyeceğini biliyordu daha doğrusu bu şekilde gerçekleşmeyeceğini baştan kabullenmişti. ama bu kabulleniş gerçeğin kurulan hayalden daha güzel olabileceği inancını solduramıyordu.
Düşünce
kitap yazarsam bir gün içinde geçer belki | ğ
duvara karşı yürürse duvarların üstüne gelmeye cesaret edemeyeceğini düşünüyordu. evde 3 oda vardı ve en geniş odada kaldığına çok mutluydu. yapması gereken işler biriktikçe atacağı voltalar da yer ve yön değiştiriyordu, odasının ise bunu kaldırabilmesi müthişti. evden çıksa nehir 10 dk uzaklıktaydı. ama nehire gitmektense aklının derelerini ıslah etmeye çalışmak daha yakın geliyordu. pek işe yaramadığını çok iyi bilse de. evi varlığına şükredilecek kadardı. henüz bi yuva olmamıştı. içinde var olabiliyordu, günler geçiyor, gün doğuyor gün batıyordu ama sanki tam anlamıyla yaşayamıyordu. kendine en yakın hissettiği şeyin duvarlar olması, kendini duvara benzetmesi, sebepsiz yere masasına yerleşmesi normal miydi?
Edebiyat