kürt radyosunda bir ses, dağlarımızın cenneti andıran güzelliğinden, nehirlerimiz dicle ve fırat'ın sularının berraklığından bahseden bir şiir okuyordu. ama ben artık bir çocuk değildim; çetin dağlar, solucanlarla dolu nehirler ve bombalarla,napalmlarla dolu bir gökyüzü görüyordum.
hayatını dolu dolu yaşadığı için
kuru ot hala dikkatini çeker geçenlerin.
çiçekler sadece çiçek açar,
ama bunu en iyi onlar yapar.
vadideki beyaz zambak, kimse görmese de,
görülmeye gerek duymaz,
sadece güzellik için yaşar.
insanlar ise katlanamaz bu "sadece"ye.
domatesler kavun olmak isteseydi
herkes güler geçerdi.
pek şaşırırım
kendileri olmamak uğruna
onca zaman harcayan insanlara;
kim ister ki gülüp geçilmeyi?
güçlüymüş gibi davranma hiç,
her şey yolundaymış gibi yaşama,
başkalarının düşündükleri tasalandırmasın seni,
ağlamak güzeldir gözyaşları tükenene dek
(çünkü ancak o zaman tekrar gülebilirsin).
...
ben görülmeyen yüzleri görmeyi, ün ve ihtişam peşinde koşmayan, hayatın kendilerine tayin ettiği rolü sessizce yerine getirenleri fark etmeyi başarabilen biri olmak istiyorum.
böyle olmak istiyorum, çünkü hayattaki en önemli şeyler, benliğimizi şekillendirenler, asla yüzlerini göstermezler.
gün ağarmadan yola çık
sislenmeden bütün dağ taş
dönüp dönüp bakma artık
bir ozan gibi ayrılığa düş
dehşetli bir acıdır belki
uçurum, orman ve rüzgar
ve ağzında kuş tüyleri
taşıyarak geçen bulutlar
neyi bırakmışsan geride
bir kül yığınıdır şimdiden
ömrün gibi savrulup gider işte
ama ıslığını unutma sakın
bir türküdür yine de
yolcuya en çok yakışan
sustuk. taze açmaları kaşar peynir dilimleriyle birlikte yerken onun hayatının çoktan yerine oturduğunu, kitabın dediği gibi, "rayına girdiğini" görebiliyordum. o da benim gibi kitaptan yola çıkmış, ölüm, aşk ve felaketlerle karşılaştığı arayışlar, yolculuklar ve serüvenlerden sonra ama, benim yapamadığım şeyi başarmış, her şeyin yıllarca aynı kalacağı bir dengeyi, bir iç huzurunu bulmuştu.
bulduğu dengenin huzuru ona hiç bitmeyecek sonsuz bir zaman bağışlamıştı. ben ise meraklı, mutsuz, masanın altında bacaklarımı sallıyordum.