Daha önce çokça filmlerini izlediğim yazarın tek kitabı... Betimlemeler mesleği gereği olsa gerek o kadar etkileyici. Kendi çocukluk yıllarında yaşadıkları anı-roman olarak değerlendirebileceğimiz eser Yurtsever bir aile fertlerinin özgürlük uğruna verdiği mücadeleyi anlatıyor. Farklı direnme yöntemleri arayan çocuğun yönetmen olarak hayallerine kavuşması oldukça sevindirdi beni. Çocukluk hayali olan "Televizyonun Kürtçe konuşması" yaptığı filmlerle sağlamış oldu. Coca Cola'nın bu denli eserlerinde yer tutmasına net bir anlam veremiyorum. Her ne kadar Başur( Kuzey Irak) uzak bir yaşam sürsek de yaşananlar iki yerde de aynıymış... Sonunda ise anlatılan şahısların yaşamalarını nasıl ikame ettikleri olması inandırıcılığı daha da arttırmış. Bir gözü kör Heybet ananın çocuklarıyla özgür bir ülkede yaşaması dileğiyle...
Kitap 1970-1980 arasında Irak'ta yaşayan bir Kürt çocuğunun gözünden yaşananları anlatıyor. Ama bu cümleme bakıp sürekli acıların anlatıldığını sanmayın. Esasında anlatılanlar güzel şeyler değil fakat bir çocuğun gözünden okuyunca biraz yumuşuyor sanki. Henüz ne olup bittiğini tam olarak anlayamayan bir çocuktan dinliyoruz aslında yaşanılanları bu yüzden sürgünlerin, acıların yanında hep bir yaşama sevinci, hep bir umut da var. Yer yer göz doldurdu, yer yer gülümsetti, yer yer ürpertti. Bu kitabın yeri bende ayrı olacak. Daha fazla anlatmak istemiyorum direkt sizlere öneriyorum. Buyrun siz de okuyun :)
Öncelikle kitabı hayata at gözlükleriyle bakanlar okumasın bence çünkü kitabı begenmemekle kalmayıp etrafa da kötüleyecekler büyük ihtimalle.
Kitap Kürtlere yapılan soy kırımın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Bazı yorumlarda edebi hazzı yok deniyor da zaten bu kitap bir tık belgesel tadında bir kitap yani olan bı olayı bir kişinin gözünden ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek için açıklayıcı bir şekilde anlatılıyor.
Kitap gerçekten çok güzel özellikle yargılarını kırmak isteyenlerin çok şey bildiğini sanıp hiç bir şey bilmeyenlerin okuması gereken bir kitap okuyacaklara iyi okumalar diliyorum .
Gerçekleri yüze vuran bir kitap. Her kürdün okuması gerekli. Yazarın aynı zamanda bir yönetmen olduğu ve "kadraja" almaya uygun olaylar konusunda sağlam bir içgüdüye sahip olduğu görülüyor.
Kitap gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. Daha ilk başlarda hemen okuyucuyu sarıyor kendisine. Genel olarak anlatımı güzel ve bir o kadar etkileyici. Küçük bir çocuğun gözünde anavatanın ve anadilin ne olduğunu çok iyi bir şekilde anlatmaya çalışmış yazar. Yer yer verilen mücadelelerin sonuçsuz kalması sonucu ümitsizlikle yeniden ümit arasındaki bağı güzel bir şekilde anlatmış. Tavsiye ederim.
Etnik kökenininin bilincinde olmak ya da olmamak bir kargaşa coğrafyasında var olmanın ezikliğiyle kendini bulabilmek ve kökeninin gercekliğiyle umuda sarmalanmak...
"Kürtlerin tek bir atasözü vardır: Kêm bijî, kel bijî..
(Az yaşa, atik yaşa)""
"Hüner Salim veya Hiner Salim Iraklı Kürt yönetmen.'in kalemınden duru temız bır dille yazılan
Insanlari kimin ne sebeple nicin nasıl neden ne niyetle hangi amacla hangi hakla oldurdugunden cok asıl olaya odaklanın olen insanlara daha ne diyebilirim ki ?
Okuduğunuz zaman edebi haz alacağınız bir kitap değil. Yazar (belki de çevirmen) sık sık kendince anlaşılması güç cümle kurduğunu düşündüğünden dolayı sürekli 'çünkü' kelimesini kullanmış ve bu okuma zevkini ortadan kaldırıyor. Kitapta yer alan bazı konular dikkatinizi çekerse tarihi bilgiye sahip olabilirsiniz ancak. Kitap bundan ibaret
Etnik kökeninin bilincin de olmak ya da olmamak, bir kargaşa coğrafyasında var olmanın ezikliğiyle kendini bulabilmek ve kökeninin gerçekliğiyle umuda sarmalanmak ve yaşanmışlıkların zorluklarını dile getiren bir halkın , yerin ayırdını yaparken kültürel motifleri, iktidar sekanslarını ve direniş hikayesini her daim kadrajda tutar. Gayet güzel akıcı bir eser ön yargıları bırakıp kitabı şiddetle tavsiye ederim. iyi okumalar şimdiden..
Hüner Salim veya Hiner Salim (d. 9 Mart 1964) Iraklı Kürt yönetmen.
Irak Kürdistanındaki Akrah kasabasında doğan Salim, Irak'ı 17 yaşında terk etmiş, İtalya'da öğrenim görmüş ve üniversitede okumuştur. Daha sonra ise, hâlen yaşamakta olduğu, Fransa'ya taşınmıştır. 1992 yılında, Körfez Savaşı sonrası, Iraklı Kürtlerin yaşam şartlarını çekmiştir ki bu çekimi Venedik Film Festivali'nde gösterilmiştir. 1998 yılında ilk filmi olan Vive la marie ... et la liberation du Kurdistan' tamamlamış, ikinci filmi olan Passeurs de rêves ise 2000 yılında gösterime girmiştir. Üçüncü filmi olan 2003'de gösterilen Votka Limon Venedik Film Festivali'nde San Marco Ödülü'nü almıştır.[1] 2005 yılında dönemin Fransa Kültür Bakanı Renaud Donnedieu de Vabres'den Chevalier des Arts et Lettres unvanını almıştır. Le Fusil de mon père ("Babamın Tüfeği") isimli hatıralarını içeren kitabı ise 2004 yılında Fransızca ve İngilizce olarak basılmıştır.