Yunus Sürücü

Yunus Sürücü
@yunussrc
Kitap, Müzik, Sinema, Fitness, İçsel Yolculuk
Öğr. Gör.
Yüksek Lisans
Kafamın İçi
50 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Şimdi aramıza duvar örsen, Yine kalkıp istediğin renge boyarım.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Benlik ve dünya arasındaki sınırları dünyanın varlık-yokluğunu kuşatan benliğin ezilmesiyle ortadan kaldıran gösteri, görünüşün örgütlenmesiyle sağlanan sahtekârlığın gerçek mevcudiyetiyle bütün yaşanmış hakikati bastırarak doğru ile yanlış arasındaki sınırları da ortadan kaldırır. Gösteri Toplumu-Guy Debord
Haftada 2 kitap okusanız ve bunu 50 sene sürdürürseniz okuyacağınız kitap sayısı 5200. Haftada 3 kitap okuduğunuzda bu sayı 7800 oluyor. Okumak istediğimiz binlerce kitap varken bu sayı sizce de çok çok az değil mi? O yüzden okuma deyince en başından bir "yol haritası" çizmeli. Popüler şeylerden uzak durmak, herkesin kendisine lazım olacak şeyleri belirleyip üniversitelerin, iyi yayınevlerinin listelerini tek tek kontrol edip "kendisine en uygun" okuma programını hayata geçirmesi gerekiyor. Yoksa bir ömür falanın filanın -reklam, iş birliği kaygısıyla- yönlendirdiği kitaplarla geçmiş olacak. Sizce de öyle değil mi? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Mazinin kendisine imkân verildiği takdirde bir kapı tokmağında, görkemli bir binada yahut daha umumi bir nazarla hayatın her zerresine sirayet etme arzusu içinde debelendiğine şahit olduğumuz anlarda hissettiğimiz şey hayatın sadece yaşanan anlar ve hatıralar cihetinden bir hatırlanışlar yumağı olduğudur ve dahası biz bu duyguları ve hisleri sadece kendi hatıralarımızdan elde etmez adeta o anda herkes olup cemiyetteki her bir ferdin yaşadığı mutlu anları, keder ve özlem gibi bizi çepeçevre kuşatan her bir his âleminin mümessili oluruz oracıkta. Eski bir bina orada bizi çoğaltır; biz adeta bir fert olmaktan çıkıp her ferdin yükünü hatırasını acılarını keder ve sevinçlerini orada sırtlanırız. Eşya, hatıraların ve hakikatin suretini setretmek gayretiyle biteviye yüzümüze çarpıp dursa da. Çocukken annemizin bizi öpmek için yatağımıza kadar gelişindeki o ayak seslerinin tıkırtısı, bölüşülen sıcak bir ekmeğin kırıntılarındaki o lezzet, bayram akşamında bizimle yekpâre olup cismaniliğini çocukluğun verdiği o saadet hissiyle yitiren bayramlıklar adeta bu taşlardan taşar ve his âlemimizle bütünleşir.
Ne şair onun renginde sevgilisinin yanağının rengini hatırlıyor, ne nakkaş çiniye, mermere, yahut parmaklığın iyi dövülmüş madenden dantelâsına onun birlik işaretini, bir lâmelifin bükülüşü ile Allah'dan gayrı her mevcudun varlığını ortadan kaldıran sessiz belâgatını geçirmeye çalışıyor; ne de yazı ustası, eski lâmların kavsinden onun şeffaf fanusunu tutuşturuyor. Lâle şimdi zevk dediğimiz terkibin dışında, arkasından tanrısı çekilmiş herhangi bir şekil gibi sadece bir çiçek olarak mevcuttur.