Öncelikle kitabı yorumlamadan önce şunun altını çizmek istiyorum daha öncesinde Kitab-ı Mukaddes’i ya da Eski Ahit’i
hiç okumamış, herhangi altyapıya sahip olmayan kişileri, kitapta anlatılan olaylar fazlasıyla sarsabilir.
Jose Saramago kitabında;
yaratılış, Habil Kabil olayını, Lut kavminin yok oluşunu, Hazreti İbrahim’in oğlunu kurban edişini, Nuh Tufan’ı, Lilith’i ve kutsal kitaplarda geçen daha birçok olayı
Kabil’in gözünden gerçeklerle harmanlaştırarak bir kurgu yaratmıştır.
Tam olarak bir felsefe kitabı diyemeyeceğim. Çünkü daha derin sorgulamalara sebebiyet verecek çok daha derinlikli kitaplar okumuştum. Ama okurken zevk aldım. Kitapta en çok üzerinde durulan konu, genellikle bütün ateizm altyapısıyla yazılan kitaplarda olduğu gibi Tek tanrılı dinlerin kötülük sorunuyla baş ederken zorlandıkları gerçeğine odaklanılmıştır.
“Sırf kendisine buzağı biçiminde sözde bir rakip yaratıldı diye öfkeye kapıldığı için üç bin kişi ölmüştü,ben bir kardeş öldürmekten başka bir şey yapmadım ve efendi beni cezalandırdı, şimdi bu ölenler için efendiyi kim cezalandıracak.” Syf 85
“Kafka için mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir ki onlar da aç kurtlar gibi bunu beklerler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”
Muazzam bir yolculuğun daha sonuna gelindi:))
Yakın zamanda Mısır’a seyahat etmiş olmak,
Mısır tarihine ve Mısır Panteonuna olan
ilgimi ve merakımı daha da kamçıladı.
Eğer sizin de ilginiz varsa bu kitabı mutlaka okuyun.Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın o kadar yalın ve aynı zamanda profesyonel bir dille yazılmış ki 3000 yıllık bir uygarlığın tarihi gözünüzün önünden akıp gidiyor.
“Eski Mısırlılar dünyanın ilk ulus-devletini kurdular. Ölüme çare bulma kaygısıyla piramitleri inşa ettiler. Gize’deki büyük piramit M.S 1889 yılında Eyfel Kulesi tamamlanana dek, yani 4400 yıl boyunca dünyanın en büyük yapısı olarak kaldı. Kraliçe Nefertiti antik ve modern dünyanın güzellik anlayışının oluşmasında rol oynadı. Kral Akhenaton tek tanrılı din fikrini ilk ortaya atan ve böyle bir dini örgütlemeye çalışan ilk kişi oldu. Meçhul bir yazar Shakespeare‘den 3500 yıl önce Hamlet‘e şaşılacak kadar benzer bir eser kaleme aldı.
Kral Tutankhamon mezarına eşsizliği bugüne dek korunmuş büyük bir hazine ile gömüldü.
Toby Wilkinson dünyanın en eski uygarlıklarından birinin bu etkileyici öyküsünü I.Sülale’nin kurucusu Narmer’den Makedon hanedanının son hükümdarı Kleopatra’nın hazin sonuna dek çok çarpıcı bir üslupla anlatıyor.”
Günümüzden beş bin yıl önce, Yunan destanı İlyada’dan, Hint destanı Mahâbhârata’dan bin beş yüz yıl önce biçimlenip yazıya aktarılmış olan Gılgamış destanı, insanoğlunun ilk yazınsal ürünü ve başyapıtıdır.
Bana göre aslında Gılgamış’ın psikolojik dönüşümünü okuyoruz destanda.
Gılgamış bir ütopya peşindedir. Ütopyası şu; ölümsüzlüğü aramak ve bulmak.
Gılgamış, Tanrıça Ninsun ile ölümlü Lugalbanda’nın oğludur. Üçte ikisi Tanrı etinden,üçte biri insan etinden oluşmaktadır.
Gılgamış Uruk kentini görkemli surlarla çeviren acımasız, güçlü bir kraldır. Kendi halkına eziyet eder. Evlenenen ve nişanlanan kadınlarla önce kendisi birliktelik yaşar. Halk bu durumdan çok şikayetçi ve bunun üzerine Tanrıça Aruru Gılgamış’la kapışması, Uruk halkının rahat edebilmesi için Enkidu’yu kilden yoğurur. Enkidu hayvanlar arasında büyümüş insanımsı bir yaratıktır. Uruklu bir fahişe onun erkeklik içgüdüsünü uyandırır ve altı gece yedi gün yatarlar. Sonra onu kente getirir ve uygarlaştırır.Sonunda Enkidu Gılgamış’la kapışırlar. Yenişemezler. Kısa sürede çok samimi birer arkadaş olurlar. Gılgamış Sedir Ormanları’na gidip oranın dev bekçisi Humbaba’yı öldürüp Uruk’a kereste getirmek ister. Arkadaşı Enkidu ile birlikte bu korkunç devi öldürürler. Bunun üzerine aşk tanrıçası İştar Gılgamış’a aşık olur. Ama Gılgamış aşkına karşılık vermez. Buna sinirlenen İştar gökten korkunç bir boğa indirip Gılgamış’ın üzerine salar.Arkadaşı Enkidu ile birlikte boğayı öldürürler. Tanrılar hem Humbaba’yı hem de Gök Boğası’nı öldürdükleri için birini ölüme mahkum etmek isterler. Bu kişi Enkidu olur. Enkidu hastalanır ve ölür. Gılgamış için büyük bir yıkım olur bu ölüm. “Ben de Enkidu gibi ölecek miyim?” diye ağlar, dövünür. Tanrı Ea yeryüzünde tek bir kişiye vermiştir ölümsüzlüğü. O kişi de Büyük Tufan’da “yaşamın
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma