Yusuf İncesu

Yusuf İncesu
@yusufINC
Çok normal sıradan bir birey çay içer, kodlar ve uyur repeat( );
Kusursuzluğa doğru
Beş yüzyıl önceki insanların hayatlarına nasıl korkuyla baktığımıza bakın. Bana kalırsa beş yüz yıl sonra insanlar halimize ve kesinliklerimize çok gülecekler. Paramizin ve işlerimizin hayatlarımızı tanımlamasına izin vermemize gülecekler. En çok değer verdiğimiz insanları takdir etmekten korkarken hiçbir şey hak etmeyen ünlülere tapmamıza gülecekler. Törelerimize, batil inançlarımıza, kaygılarımıza ve savaşlarımıza gülecekler; zalimliğimize şaşıracaklar. Sanatımızı araştırıp tarihimiz hakkında tartışacaklar. Hakkımızda hiçbirimizin haberdar olmadığımız gerçekleri anlayacaklar. Ve onlar da yanlış yapacaklar, ama bizden daha az yanlış.
Sayfa 115·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ortak acılar üzerine
"Dürüst olalım. Psikiyatrik sorunları olan, depresyonla ve intihara meyilli düşüncelerle boğuşan, ihmal edilmiş ya da tacize uğramış, türlü trajedilerle, sevdikleri birinin kaybıyla başa çıkmak zorunda kalmış, ciddi sağlık sorunları olan, kaza geçirmiş, travmatik deneyimler yaşamış tüm insanları bir araya toplama ve bir odaya doldurma imkânı olsaydı, sanırım herkesin bu odada olması gerekirdi çünkü bu dünyadaki yolculuğunda yara almamış hiç kimse yoktur."
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Alıntı
Hayata karşı beklentiler
"Size "Hayattan ne bekliyorsunuz?" diye sorsam ve bana "Mutlu olmayı, harika bir ailem ve sevdiğim bir işim olmasını," yanıtını verseniz, bu yanıt o kadar beklenen ve sıradan bir yanıttır ki, gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Herkes iyi hissettiren şeylerin tadını çıkartır. Herkes sorunsuz, mutlu, kolay bir hayatı olsun ister; aşık olmayı, harika sevişmeyi, muhteşem ilişkilerinin olmasını, kusursuz görünmeyi, para kazanmayı, popüler, saygı duyulan, hayranlık uyandıran biri olmayı arzular, kim odaya girdiğinde insanlar Kızıl Deniz gibi ikiye ayrılsınlar istemez kil Herkes bunları ister. Bunları istemek kolaydır. Daha ilginç bir soru, çoğunluğun aklına gelmemiş olan soru şu olurdu. "Hayatınızda hangi istırabı istersiniz? Ne için mücadele etmeye hazırsınız?" Çünkü bu sorunun yanıtı yaşamlarımızın alacağı şekil konusunda çok daha önemli bir belirleyicidir. Örneğin herkes köşe ofisinde kürekle para kazanmayı ister, ama çok az insan haftada altmış saat çalışmaya, işe gidip gelmek için uzun saatler harcamaya, can sıkıcı bürokratik işlere ve küçük bir bölmenin kısıtlayıcı cehenneminden kaçmak için keyfi şirket hiyerarşilerine göğüs germeye hazırdır."
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Alıntı
Takıntılar üzerine
"Her şeyi kafamıza takarız. Her şeye, herkese aldırırız, insanların hakkımızda söylediklerine, o tatlı kızın/ oğlanın bizi arayıp aramamasına, çoraplarımızın aynı olup olmamasına, doğum günü balonlarımızın rengine. Yaşlandıkça deneyim kazanırız (ve zamanın nasıl geçtiğini görürüz) ve bu gibi şeylerin hayatımızda pek de kalıcı etkileri olmadığını kavrarız. Eskiden düşüncelerini o kadar önemse- diğimiz insanlar artık yaşamımızda değillerdir. Zamanında çok canımızı yakan reddedilmeler aslında hayrımıza olmuş- tur. İnsanların yüzeysel ayrıntılarımıza ne kadar az dikkat ettiklerini görür ve onları kafaya takmamayı seçeriz."
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Mevcudiyet zıtlıklar ile bağlantı
"Çünkü yaşam hakkında başka bir sinsi, küçük gerçek daha vardır. Bazıları için önemsiz ve bir utanç kaynağı olmadan bazıları için önemli ve hayatını değiştirebilecek biri olamazsınız. Olamazsınız işte!. Çünkü zıtlığın namevcudiyeti diye bir şey yoktur. Nereye giderseniz gidin kendinizi de götürürsünüz. Aynısı zıtlık ve başarısızlık için de geçerlidir. Nereye giderseniz gidin, sizi bekleyen bir sorun yumağı vardır. Bunda bir sorun da yoktur. Mesele bu yığından kaçmak değil, mesele uğraşmaktan hoşlanacağınız yumağı bulmaktır."
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Alıntı