Ayrıca, yüce efendimize kendilerinin isteği doğrultusunda yerlilere kutsal dinimizi anlatmakta aracılık edecek çevirmenlerden yoksun olduğumuzu da söyleyin. Bize gelince, biz buradakiler elimizden geldiği kadar çalışıyoruz bu konuda. Örneğin bu gemilerle bir hayli yamyam gönderiyoruz, erkek kadın, kız oğlan karışık; yüce efendimiz bunların hem hizmetinden yararlansınlar, hem de başlarına adam koyup dilimizi öğrenmelerini sağlasınlar. Aralarında kendi dilleriyle görüşüp konuşmalarına bir süre engel olunması uygundur; orada bizim buradakinden daha iyi öğrenecekler, sonuçta çok iyi çevirmen olacaklardır. Dolayısıyla biz burada bu işe kalkışmıyoruz.
Siz yüce efendimiz için giriştim bu yolculuğa, kazancımın tümü Kudüs'ün fethi için kullanılacaktı. Efendimiz bana çok gülmüşlerdi, düşünceme katıldıklarını, bu altın olmasa da isteklerinin benimkiyle eş olduğunu söylemişlerdi.
Bir kale kurdurmayı şu bakımdan uygun görüyorum: içinde kalacak olanlar siz yüce efendimizin ülkesinden çok ama çok uzaktaki bu topraklarda gerektiği gibi barınabilsinler, bura halkı da siz yüce efendimizin biz kullarındaki beceriyi, ustalığı görsün de hem sevgiyle, hem korkuyla boyun eğsin.
Demek istediğim, bunlar buyruk almaya, çalışmaya, ekip biçmeye, yararlı olabilecek her şeyi yapmaya yatkın insanlar. Kentler kurdurabiliriz onlara, bizim gibi giyinmesini, davranmasını öğretebiliriz.