Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hangisi bu derece önemli, devletin kurucusu için ‘Cumhuriyetten bile önde gelen, “bağımsızlık” ilkesini gargaraya getirip, lâfı ikinci derece konulara, gündelik işlere çevirmeyi kurnazlık sayıyor?
Bir Mustafa Kemal Paşa’mn istiklâl (bağımsızlık) konusunda dediklerini okuyunuz, bir ‘Atatürkçü’ geçinen politika esnafının yaptıklarını düşününüz, çoğunun Atatürkçü filân olmadıklarım hemen fark edeceksiniz ya, bu arada bağımsızlığımızın çok alanlarda güme gitmiş olduğunu dehşetle göreceksiniz. Hele Mustafa Kemal’in, askeri, iktisadi vs. alanların herhangi birinde dahi tam bağımsızlığı yitirmenin, bütün alanlarda yitirmek anlamını taşıdığını söylediğini okuyunca, dehşetiniz öfkeye dönüşecektir: Ordumuzun, donanmamızın, hava kuvvetlerimizin donatılması için bizi yabancıların eline baktıranlar kimlerdir, ekonomimiz için şundan bundan borç para dilendirenler?
CHP diyeceksiniz, onun ağzından demokratikleşme lâfı düşmüyor, iktidar olursa 141/142’yi, 163’ü kaldırması bile olası, aman ne iyi, iyi ama, siz hiç Ecevit’in iktidarı döneminde doğru dürüst bir sanayileşme çabası gördünüz mü, muhalefet döneminde sanayileşmenin üstüne kalın kalın bastığı bir konuşması kulağınıza çalındı mı? Durur durur köylünün kalkınmasından söz eder, köylü kalkınmazsa sanayileşme olmaz bile demeye getirir.
Yâlnız, bizim özgürlük savaşlarının şöyle garip bir sonucu oluyor, yurt içinde ya da dışında “hürriyet” için savaşanlar, günün birinde savaşı kazanıp ülkede iktidar oldular mı, bir de bakıyorsunuz kaşla göz arasında mülkün yarısı gitmiş...
:) :)