“pek düşünmeden yaşadığım bütün anlar aniden çok önemli gelmeye başladı.
…elimde kalan zamanla en sevdiğim şarkıyı daha kaç defa dinleyebilecektim?
güzel bir kahvenin, iyi bir yemeğin tadına kaç defa bakacaktım?
kaç defa ‘günaydın’ diyecek, hapşıracak ya da gülecektim?”
“…tamamıyla gereksiz sahneler fazla uzun sürüyordu. asıl görmek istediğimiz sahneler ise tam iyileştikleri anda kesiliyordu.
zaten hayatım da aşağı yukarı böyle geçmişti.”
“aşk bitmek zorundaydı. o kadardı işte. herkes bu gerçeği bildiği halde aşık olmayı sürdürüyordu.
galiba hayat da benzerdi. hepimiz bir gün bitmesi gerektiğini biliyor ama sonsuza dek yaşayacakmış gibi davranmaya devam ediyorduk. aşk gibi hayat da güzeldi çünkü bitmesi gerekiyordu.”