"MUSA KÖLE DOĞMUŞ BIR NESILDEN ÖZGÜR BİR TOPLULUK YARATAMAYACAĞINI BİLİYORDU. BİR ÖNCEKİ NESİL ÖLENE KADAR MUSA İNSANLARI ÇÖLDE GEZDİRDİ."
Saklandığımız sığınaklardan kaldırıp kafamızı bakalım. Seçimlerimiz gerçek seçimler mi yoksa onları seçmemiz gerektiği mi ögretildi bize?
Kafanızı ben söylediğim için mi yoksa hayatınızın akışını yakalamak, farkında olmak için mi kaldırdınız mesela.
Bilmek isterdim. Hepimiz bilmek isterdik. Medyanın, şöhretin, dinin, cinsel güdülerin hüküm sürdüğü bir toplum oluşturduk, sonrasında bu karadeliğin içinde varoluşumuzu kaybettik. Sürüler halinde gezerken düşünmeyi bıraktık, bir düşünce oluşturmak için toplu karar aldık; bireyselliğimiz kayboldu, adına moda dendi. Yatıştırıldık ve törpülendik, bir düşünceye ait kılındık sonrasında bize toplum dendi. Bir etiketin içine hapsolduk ödülümüz ise insan sıfatını almaktı. Palahniuk'un dediği gibi hayatımız baştan sona planlandı lakin hala ayakta uyuyoruz, gözümüzü açmak için ne gerekiyor bilmiyoruz. Çünkü bu bize öğretilmedi.
Geç sıradaki, yeni görevin ne? Yeni talimatın ne? Emir al, emir al. Köle ol, çok çalış, daha iyi köle ol. Fight Club'ın o meşhur alıntısını yazmadan geçemeyeceğim, kusura bakma sevgili okur, böyle öğrenmişimdir.
Üniversite bitince şehirlerarası telefonda ona dedim ki, şimdi ne olacak?
Babamın bir fikri yoktu.
"Bir iş bulup yirmi iki yaşına girdiğimde, gene şehirlerarası telefonda ona sordum: Şimdi ne olacak? Babamın bir fikri yoktu; olmadığı için de dedi ki, evlen.
Otuz yaşında bir oğlan çocuğuyum ve bir başka kadının aradığım cevap olduğundan hiç emin değilim."
Bir şeyi niye istediğini, neden istediğini bile var mı bu dünyada. Varoluşunun amacını kavramış olan var mi? Yaptığınız şeyler kendi istedikleriniz mi yahut ellerinizle minik minik insa ettiğiniz hayatın içinde